Burak Tolga Özden

“…Sabah saat:05:30 civarıydı. Hava yeni aydınlanmakta, Ekim ayının kışı anımsatan sabah soğuğunu içimde hissetmekteydim. Otobüsten iner inmez Malatya’yı 4 km. uzaktan, sönmemiş sokak lambaları içinde yarı aydınlık bir halde görebiliyordum. Doğduğum şehire bakarken içim biraz garip olmuştu. Her ne kadar Malatyalı olmasam da bu şehir sabahın o soğuğunda içimi tuhaf bir şekilde ısıtmıştı ve kendime diyordum ki Bingöl’e öğretmen olarak atanmasam buraları bekli de hiç görmeyecektim.”

Bu satırlar 2000 yılında öğretmen olarak atandığım Bingöl iline giderken verdiğimiz son moladan arta kalan anlardandı.

Mesleğimin İlk Yılları

İlk satırlarda da yazdığı gibi 1976 yılında Malatya ilinde doğmuşum. Babamın askerliğini burada yapması Malatya’ya değişik bir gözle bakmama sebep olmuştu. Aklımın ermediği bir yaşta da buradan ayrılmıştık.Aslen Nasreddin Hoca’nın torunuyuz yani Akşehir’liyim.Konya’nın bu farklı ilçesinde ilk, orta, lise eğitimimi tamamlayarak Ankara’da Gazi Üniversitesi Fen-Edeb.Fak.Fizik Bölümü’nü bitirdim. Üniversite okurken içimiz dışımız Kuantum Fiziği olmuştu. Artık bir fizikçiydik ya, atomu bile tekrar tekrar parçalara ayırabilirdik.Ama iş öyle değilmiş.Hayat bizi E=m.c^2’nin ispatını yaptığı sıralardan Bingöl ili, Genç ilçesi, Yiğitbaşı-Ayrancık mezrasına tek öğretmenli bir okula attı. 2000 yılı itibariyle burada ki okulun kapanmasından tam 13 yıl geçmişti. Yani 13 yıldır kapalı olan içinde bir sınıf ve lojmanı bulunan bir bina ile karşı kaşıyaydım. Malum terör insanları öldürdüğü gibi eğitimi de öldürmüştü.

Hayatımın Bingöl kısmı tam bir roman desem inanın yalan olmaz. Tam yedi yıl; dağında, ilçelerin de, il merkezin de görevlerle geçen yedi yıl. Bu zaman zarfında unutamadığım bir çok anım var ama bunlardan bazıları Türkiye’nin sadece Ankara ve İstanbul’dan oluşmadığını da insanın suratına çarpıyor.

-2001 krizini 3 gün sonra öğrendim.Çalıştığım mezrada kar fırtınasından dolayı elektrikler kesilmişti.Telefonunum şarjı da bitmişti.Neyse bir kenara 200 Mark atmıştık 🙂

-6 yaşında bir kız çocuğuna uzattığım çikolataya karşılık bana sorduğu soru “Bu nedir?” (Zazaca) oldu. Uzattığım çikolata her çocuğun bildiği,bizlerinde marka olarak aklımıza kazındığı Halley çikolatasıydı.

-Türkçe bilmeyen 9 ilköğretim 1. sınıf çocuğuna önce Türkçe kelimeler,sonra yazmayı öğrettim.

Ve onlarcasını sıralamak mümkün. Asıl olan eğitim adına buralarda görev yapan binlerce öğretmenden biriydim. Yukarıda da söylediğim gibi Türkiye iki şehirden oluşmamaktaydı.

İnternet ve fizikbilim.com’un Kuruluş Öyküsü

İyi, kötü geçen yedi yılın son aylarında geceleri internet merakım “blog yazma ve yeni bir site yaratma” kavramları ile doldu taştı. 2007 yılı Haziran ayında fizik öğretmenliği sadece derste kalmamıştı. www.fizikbilim.com isimli bir siteyi hayata geçirmeme de sebep olmuştu.Bu siteyi kurarken iki şeye dikkat ettim. İlki internet ortamındaki fizik sitelerinin neredeyse hepsi ders bazında yayın yapmasıydı. Diğeri ise fizik kelimesinin sadece Einstein’dan oluşmadığını ve lise de fizik öğretmenimizin dışında hayatın bir çok anında fizik bilimini kullandığımızı gösterebilmekti.

Buradaki en büyük tecrübeyi mesleğimden dolayı yaşamaktaydım. Öğrencilerimden,yaptığım yolculuklarda tanıştığım insanların fizik dersine bakış açıları sitenin temelini oluşturdu. Sonuçta siteyi ilk adımdan alarak Google hedef kelimede ilk sayfaya getirdik. Ama yakın bir zamanda Google bize sürpriz yaparak bizi ilk sayfadan attı. (Teknik bir sorundan dolayı)

Blog ise kişisel olarak yazılar yazdığım bir alan olarak yayın hayatını sürdürmekte www.buraktolga.net

Şu anda 34 yaşındayım. Dünyalar tatlısı 9 aylık bir oğlum ve aynı tatlılıkta bir eşe sahibim. Ayrıca oğlum adına da bir blog tutmaktayım.(www.boratunc.blogspot.com) Fizik öğretmenliğine ve hayatıma Çanakkale’nin Biga ilçesinde devam etmekteyim.

Öğretmen Adaylarına Tavsiyeler

Hayatta önemli olanın yaşadığın tecrübeleri günlerin getirdiği zorluklar karşısında kullanabilmek olduğunu kavramış biri olarak özellikle öğretmenlik mesleğini seçeceklere bir iki önerim olacak.

1-) Ülkenin doğusu batısı fark etmeksizin mesleğinizi yapmaya çalışın.İnsan her yerde insan,televizyon ki özellikle medya olayları farklı açılardan sizlere yansıtmaktadır. Yaşamak, görmek ve insanlarla o havayı solumak lazım.

2-) Çoğu öğretmen adayı görev yapacağı okulun ve öğrencilerin dört dörtlük olmasını ister. Ama bu tür okullarda her öğretmen görev yapar. Tecrübe kazanmak ve ilerleyen yıllarda mesleğe diğer insanlardan farklı açılardan bakabilmek için işe sıfırdan yani bir köy okulundan başlamak gerekliliğine inanmaktayım.

3-) Acı bir gerçek, üniversiteler de öğretilen eğitim sistemlerinin çoğunu Türkiye’nin birçok okulunda uygulayamıyorsunuz. Sebebi o okulda veya şehirden kaynaklanan maddi ve manevi farklılıklardır. Siyaset belki de en çok milli eğitim sistemine bulaşmış durumda. Sınıfa girdiğinizde kendiniz ve sizden bir şeyler bekleyen öğrencilerle başbaşa kalmaktasınız.O andan itibaren siz varsınız. Ağzınızdan çıkan her kelime belkide o insanların hayatını yönlendirecektir.

4-)Meslek olarak bir yerlere gelmeyi ve öğrencilerinizi de belli bir düzeyde tutmayı istiyorsanız günlük olaylardan ve teknolojik gelişmelere uzak kalmayın. Ders kitapları her zaman doğruyu söylememekte. Nasıl ki Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü Galileo’dan 500 yıl önce bulan Uluğ Bey’i hala bizlere öğretilmemesi ve ders kitaplarımızda yazmadığı gibi.

Herkese saygılar ve sevgiler

Burak Tolga ÖZDEN
Fizik Öğretmeni
www.fizikbilim.com
www.buraktolga.net
www.boratunc.blogspot.com