Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiye’de kadın olmak sadece bir fotoğrafla özetlenebilir.

O kadın ki, kafasında kaskı, belinde silahı, elinde gazı olandan kat kat yüreklidir,

O kadın ki, bu ülkeyi direnci, inancı ve azmi ile ayakta tutar ve ileri götürür.

O kadın ki, erkeği korur, gözetir,

O kadınlar ki, birlik olduklarında bu memleketin tüm çehresi değişecektir.

O günler de yakındır.

8 Mart Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun. 

 

Biraz Nefes … 8 Mart

Son 10 gündür blog yazılarımdaki seyrelmenin pek çok kişi farkındadır. Bu durum beni de çok rahatsız ediyor. Farklı işler için çok koşuşturmak zorunda kaldım. Ve koşuşturmalarım devam edecek. Umuyorum toparlayacağım ve on gündür kaybettiğim yazma ivmesini tekrar kazanabileceğim.

Diğer taraftan evet yazamadım ama neden yazamadım, bir sorun?!

Çünkü 2011’de marka tescilini yaptırdığım Kaynağım İnsan üzerinden 8 Mart 2012 itibariyle şahıs şirketimi kurdum. Bu, danışmanlık hizmet süreçlerimdeki bazı gelişmeler ile yeni Ticaret Kanunu’nun kapsamımım getirdiği bir sonuç oldu aslında. Beni tanıyanlar bilir, para konuları ile ilgilenmekten pek hoşlanmam. Şimdi ise kendi ön muhasebemi tutacak olmak bana çocuksu bir heyecan veriyor. Kendi kendime hayırlısı diyorum. Bu girişimim ile 8 Mart Kadınlar Günü’mü kendi kendime taçlandırmış oldum.

Bütün kadınların 8 Mart Kadınlar Günü’nü ‘kadınlara ayrımcılık ve şidette son‘ diyerek kutluyorum 🙂

 

 

8 Mart Kadınlar Gününü 1 Geçe Ayrımcılık

İşte 8 Mart Kadınlar Günü, hala şu aşağıdaki gibi sözleri söyleyenler, makaleleri kaleme alanlar için var.  Lütfen okuyun. Aslında bu sözleri/makaleyi İngilizceye çevirip “bizdeki durum bu” diye dünyadaki bütün önde gelen gazetelere göndermek lazım !

Türk sanayisinin %99’unun KOBİ olduğunu ve toplam istihdamın %80’ini sağladıklarını düşünürsek, KOBİ’lerin kurduğu bir derneğin genel başkanının kadınlar hakkında sarfettiği bu ilkel nitelikteki sözler çok ürkütücü ve aşırı ayrımcıdır. Acaba ‘Bu sözler, ülkemizdeki erkeklerin genel düşünce yapısına bir aynadır’ diyebilir miyiz?

(başlığa tıklayarak orijinal makeleye ulaşabilirsiniz)

KOBİDER: Kadın Erkek Eşitliği Safsatadan İbarettir

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç; son yıllarda  gündemi oldukça meşgul eden “kadın- erkek eşitliği” adı altında ileri sürülen görüşleri, temennileri veya önerileri dikkate aldığımız zaman, bu konuda birbirleriyle çelişen birçok görüşün olduğunu ve kavram karmaşasının yaşandığını söyleyebiliriz. Kadın erkek eşitliği realiteye bakılarak yapılması mümkündür.Çünkü eşitliğin adil bir düzlemde tanımlanması demek, eşitliğe getirilecek olan tanımın teori ve pratikte adil olması, tatbik edildiği zaman tarafları haksızlığa değil, hak ve adalete götürmesidir.  Kadın erkeğe eşit değildir, denilince niçin bundan, erkeğin değil de kadının küçük görüldüğü anlamı çıkarılıyor. İki şeyin birbirine eşit olmadığını söylemek, birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez.

Eşit olan şeylere adil davranmak hak ve adalet iken, aynı olmayan şeylere eşit davranmak hak ve adalet değildir. Dolayısıyla eşitliğin adil bir düzlemde tanımlanması demek, farklı olan şeyler arasında değil, aynı olan şeyler arasındaki dengesizliğin önlenmesi, aynı olan şeylere aynı değerin ve hakların verilmesidir.

Özgenç; aynı hammadden yapılmış olan cam bir ürün olan bardak ve tabağın nasıl ki farklı işler gördükleri gibi kişilerde insan olarak iki ayrı cinsiyette doğar ve farklı işler yaparlar. Eşitlik, erkeklik ve kadınlık gibi durumlarda ve değişik cinsiyette… Akıl ve anlayış gibi hususlarda ve farklı kabiliyette… Bilgi ve beceri konularındaki değişik seviye ve yetenekte olan insanları aynı kalıba koymak ve eşit saymak, hem yanlıştır hem de böyle mutlak bir eşitliği sağlamak zaten imkânsız olduğu kanaatindeyim.

Aslında “Eşitlik” safsatasını savunanlar realitede, bunun böyle olduğunu kendileri de bilmekteler. Lakin bu gerçeği inkar etmenin amacının ne olduğunu anlamış değiliz. Bu konuda bariz örnek vermek gerekirse;kadın erkek aynı lokantada,aynı çatal bıçakla yemek yerken neden ayrı tuvaletleri kullanırlar.Bu durum, kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik değil midir? Ebetteki eşitsizliktir! Kadın erkeğe eşit değildir, denilince niçin bundan, erkeğin değil de kadının küçük görüldüğü anlamı çıkarılıyor.İki şeyin birbirine eşit olmadığını söylemek, birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez.

Fiş priz ile aynı işi göremez

Özgenç; fiş prize eşit değildir. Ama hangisi daha üstündür? Bir hüküm verilebilir mi? Ya da ikisinin görevi de aynı mıdır? Kadının, hayatın zorluklarına tahammül edecek, ağır işleri görecek, makineleri ve yükleri indirip bindirecek gücü var mıdır? Bu işler kadına yaptırılırsa, fıtrata, yani tabii ve doğal olana karşı çıkılmış olunmaz mı? Zerafette, duygusallıkta, nezakette, şefkat ve merhamette erkek kadına yetişemez. Aklî muhakemede, soğukkanlılıkta, fikri tahlil, yani çözümlemede de kadın erkeğe yetişemez. Bazı kadınların erkeklere ait bazı işleri başarıp birçok erkeği geride bırakması, tamamen istisnaî durumlardır. Ayrıca öne geçmekle öne geçirilmeyi birbirine karıştırmamak gerekir. Erkeklerin bir kadına ileri bir görev verip te, bakın işte, kadınlar da bu makamlara yükselebiliyor demeleri, kandırmacadır.

Kadının erkeğe eşit olduğunu savunan feministler iddialarını ispatlama gücüne bir türlü kavuşamıyorlar İhtiyaç giderme yerleri neden farklıdır.Niçin hastabakıcılar, hemşireler, çocuk yuvaları gibi şefkat ve merhamet isteyen kurumlarda çalışanların çoğu kadındır? Demek ki kadın ile erkek görev ve misyon açısından da birbirinden farklıdırlar. Tıpkı fiziksel ve psikolojik bünye açısından farklı oldukları gibi. kadınla erkek arasında mutlak bir eşitlikten söz etmek imkânsızdır. Bunu savunmanın amacı farklı olduğunu düşünüyoruz.
Özgenç; feminist düşünceye sahip olanlar eşit yapacağız diye sokaklara döktükleri bazı kadınları erkek yapamadılar fakat, kadınlığından da çıkarmışlar ve maskaraya çevirmişlerdir. Bazı kadınlar, bu gayretlerle kartala özenen papağan durumuna düşmüşlerdir.

.

Kobider yetkililerine şu mesajı maalesef sitelerinin iletişim formu çalışmadığı için gönderemedim, ama belki bir şekilde okuyabilirler:

Sayın Kobider Yetkilileri,

Genel Başkanınızın sözleri ve bu makaleniz; “Kadın Erkek Eşitliği Safsatadan İbarettir”, derneğiniz adına bir utançtır. Biraz daha düşünerek, dünyayı, insan olmak kavramını ve kadını tanıyarak sözler sarfetmenizi, makalelerinizi yayınlamanızı öneririm. Şiddetli ayrımcılık içeren bu ilkel sözleri/makalenizi Kaynağım İnsan blogumda kınıyarak yayınlıyorum.

Saygılarımla,

İpek Aral Kişioğlu

Makalenin varlığı hakkında bilgilendiren Sevgili Müge Çerman’a teşekkür ederim.

8 Mart 2010 Kadınlar Günü’nde Bir Kadın: Ümit Boyner

Her yıl 8 Mart Kadınlar Günü’nde kısa, uzun mutlaka notlar düşmeye çalışıyorum. (1), (2) Buna pozitif ayrımcılık diyebilirsiniz, eşitsizliğe karşı durmak da.

Bu yılsa çok başarılı bulduğum bir kadın hakkında görüşlerimi birkaç satır ile yazmak istiyorum; yeni TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner.

Ümit Boyner’e yönelik ilk farkındalığım Kadın Girişimciler Derneği‘ndeki kurucu üye sıfatı ve dernek bünyesindeki faaliyetleri sayesinde oldu. Türkiye’de mesleği haricinde artı değer yaratmaya çalışan birçok kadın var ve Ümit Boyner elindeki imkanları optimumda kullanabilen en başarılı örneklerden.

Geçtiğimiz Ocak sonunda oturması layık görülen TÜSİAD Başkanlığı koltuğunu ise bunca çalışmanın, üretmenin, düşünmenin taçlandırılması şeklinde yorumluyorum. Medyada o günlerde sözkonusu seçim süreci için birçok saçma bulduğum çıkarımlar yapıldı; erkekler bir kadının arkasına saklandı, kimseyi bulamadılar onu başkan yaptılar, birçok görüşü ile iktidara yakın … Bana son derece ilkel gelen böylesi yaklaşımlara sadece “nitelik ve yetkinlikleri gereken seviyede olmayan hiç kimse böyle büyük koltuklara oturtulmaz” diyorum. Hele ki bir kadın olarak Ümit Boyner, yaşamakta olduğumuz kritik zamanlarda erkeklerin o veya bu kaygıları nedeniyle almaya ‘cesaret’ edemedikleri ağır işleri, sorumlulukları kaldırmaya hazır ise, kendisini iki katı tebrik ediyorum ve bir hemcinsi olarak yolunun açık olmasını canı gönülden diliyorum.

Bütün kadınların 8 Mart 2010 Kadınlar Günü’nü kutlarken aşağıdaki istatistiksel bilgileri de herkesin gözünün önüne koymayı unutmuyorum:

* Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70’i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor.

* Dünyada her 3 kadından 1’i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor.

* Her 5 kadından 1’i hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor

* Dünyada, ağırlıklı olarak Afrika kıtasında 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor.

* Yeni üniversiteyi bitirmiş bayanlar, erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark 10 yıl içerisinde %31’e yükseliyor.

* 1945 ila 1995 yılları arasında Dünya’daki kadın milletvekili sayısı 4 kat arttı. Bazı ülkelerde meclisteki bayan milletvekili sayısını artırmak için bayanlara pozitif ayrımcılık uygulanıyor.

Kaynak: Wikipedia

Dünya Kadınları

Bütün kadınların
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
kutlu olsun.
( resim Fikret Mualla )
.
KADIN YÜZÜ

Kadın Yüzü Yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle,
İstek dolu sevgimin efendisi dilberi;
İnce kadın yüreğin öğrenmemiştir hile,
Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri;
Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur,
Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır;
Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur,
Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.
Seni yaratmış olsa kadın olarak önce
Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı,
Ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince
Varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı.
Değil mi ki kadınlar için yaratmış seni,
Sen sevgimi al, onlar sömürsün hazineni

William Shakespeare

(bu şiir, bir kadın olarak böyle önemli bir günde benim erkeklere yönelik iltifatımı ve çok net anlaşılabileceği gibi kimi erkeklerin (açık, gizli, bazen de çok gizli) kadınlara olan nefretini sembolize etmektedir. Shakespeare için hayat kimbilir ne kadar zordu ! )