Deniz İlbaylı

Merhaba. Ben bir makina mühendisiyim. Bunu ben seçtim. Şanslıyım, çünkü bana ait olan özellikleri sonuna kadar kullanabildiğim, o özellikleri geliştirebildiğim bir mesleğin içerisindeyim. Bana göre mutluluk,  insanın sevdiği iş ile uğraşarak, hayatını sürekli daha ileriye götürmesinde gizli. Mutlaka zorlanmalı insan, meydan okunmalı. Bir şeyler çok kolaysa ve sürekli aynı şekilde tekrar ediyorsa, insan ruhu o noktadan itibaren yaşlanmaya, ölmeye başlıyor. Bu yüzden insanın her zaman çok büyük hedefleri olmalı ve çok çalışmalı.

İnsan daha doğmadan, mesleği belirlenmiş olarak dünyaya geliyor aslında. Ben buna inanırım. Bu yüzden belki de aborijinler, bebekleri dünyaya geldiğinde ona hemen bir isim vermek yerine, bu dünyaya hangi üstün yetenekle geldikleri ortaya çıkana kadar bekliyorlardı. Bazısının güzel resim yaptığını anladıklarında ona, güzel resim yapan anlamında bir isim veriyorlardı. İsimleri onların kendilerini yansıtan bir parçaları oluyordu. İşte ben de çok küçük yaşlardan itibaren alet ve makinalara düşkün biri olarak büyüdüm. Rüyama robotlar girerdi, onlarla oynardım. Evde bir alet bozulsa diye dua ederdim ki benim oyuncağım olsun. Çok kereler, bozulmuş elektirikli bir aleti prize takıp, elimle orasını burasını inceleyip, nasıl çarpılmadığımı hayretle düşünürüm. Bir aborijin ailesinin çocuğu olsaydım bana ne isim takacaklarını merak ederim hep. Ah evet! Aslında benim en göze çarpan özelliklerimden biri de merakımdır. Sanırım bana, merak eden anlamına gelen bir şeyler derlerdi. Ama iyi haber, merakım sadece işimle ve ilgi duyduğum alanlarla sınırlı. İleride bir baba olduğumda çocuğumu bu anlayışla , yani bir aborijin gibi, büyütmek istiyorum. Ona sadece rehberlik etmek için ve içinde bir yerlerde gizli olan o bilgeliği bulana kadar yanında var olacağım. Zaten bu noktadan sonra o kendi yolunda emin adımlarla ilerleyecektir.

Bir makina mühendisi oldum ama bu bir anda olmadı tabii. Ben buna çekildim. Çünkü insan hayatta neye niyet eder, ne ile yaşarsa hayatında bu yönde bir çekim gücü oluşturduğuna inanıyorum. İnsan bunun farkında olduğunda ise, ne düşündüğüne , ne istediğine daha bir dikkat eder oluyor hayatta. Daha sonra işletme alanında yüksek lisans yapmak istedim ve çekim gücü yine benim için çalıştırılarak, bana MBA yapma fırsatını verdi.

Şimdi bir proje mühendisi olarak talaşlı imalatın kalbi sayılacak bir sektörde çok yoğun bir şekilde, 6 yıldır çalışıyorum.  Üretimi çok seviyorum. Otomotiv, havacılık, ağır sanayi, kalıpçılık, gibi bir çok sektörden , çok detaylı iş parçaları üzerinde projeler yapıyoruz. Nasıl daha hızlı (daha kısa sürede, daha çok sayıda), daha ekonomik, daha güvenli işleriz diye düşünüyoruz. Teknoloji bizim alanımızda da çok hızlı ilerliyor ve biz bu hızla kendimizi geliştirmeye, dünyadaki gelişmelerden haberdar olmaya çalışıyoruz. Bilgisayar destekli makinalar, donanımlar, CAD/CAM yöntemleri ile en doğru tasarımı, en doğru işlemeyle birleştirmek  bizim işimiz. Fikstürleri anlamak ve tasarlamak, işlenen malzemeleri tüm detayları ile bilmek, kesici takımların ve tutucu sistemlerinin özelliklerine hakim olmak bizim işimiz. Teknik resim, mühendislik dünyasında konuşulan yabancı bir dil gibidir. Bu yüzden bu dili çok iyi düzeyde bilmek de bizim işimizin önemli bir parçası. Bir teknik resme baktığınızda o parça beyninizde canlanmalı, istediğiniz gibi görebilmelisiniz bu üç boyutlu ayrıntıları. Ayrıca sürekli gelişen imalat yöntemlerini çok iyi takip etmek ve tezgahları (CNC işleme merkezleri, CNC torna ve frezeler vb. ) birer dostunuz gibi tanımanız da gerekiyor. İşte tüm bunlar bir puzzle parçası ise, bu parçaları en doğru şekilde bir araya getirmek de bizim işimiz. Tek bir parça bile yanlış olmamak zorunda, doğru resmin ortaya çıkması için. En azından daha doğrusunu bulana kadar.

Bu hem bilim, hem de sanat. Hem yüksek matematik var, hem de bir resmi okuyabilmek, görebilmek. Hem sol beyin var, hem de sağ beyni kullanmak var. Bazen ince bir ipin üzerinde yürür gibi dikkatli olmak zorunda kalıyorsunuz ama aynı zamanda da bir yere yetişircesine koşmanız da gerekiyor. Çok sevmezseniz asla yapamayacağınız bir meslek bu. Meraklı biri olmalısınız, hem de çok! Teknolojiyi , matematiği, fiziği, kimyayı kısaca mühendislik kavramlarını çok sevmeli ve yatkın olmalısınız.

Gençlere buradan seslenmek de istiyorum.  Bu kadar işsizliğe rağmen üretim alanları halen yeni yeni adayları bekliyor. Sizleri bekliyor. Çok çalışmaya, üretimi artırmaya gelin. Zamanınızı boş işlerle uğraşmak yerine kitaplar okuyarak, düşünerek, kendinizi olmak istediğiniz yere hazırlayarak geçirin. Fark yaratan biri olun, diğerlerinden daha üstün özelliklerle donatın kendinizi, çevrenizdekiler bir dil biliyorsa siz ikinciyi öğrenin. Çünkü burası aynı zamanda meydan okuyucu bir yer. Burada hatalara gösterilen tolerans diğer yerlerdekine nazaran daha dar. Buna hazırlıklı olarak gelin. Cesaretle,  tuttuğunu koparan, ne istediğini bilen, her düştüğünde yeniden ve daha güçlü ayağa kalkan biri olarak gelin. Geldiğiniz zaman göreceksiniz ki, burada alacağınız başarılar size tarif edilemez tatlar tattıracak.

Son olarak, İpek Hanım’a bana bu fırsatı verdiği için çok teşekkür ederim. Amacım sadece, insanın sevdiği işi yapmasının gücünü, önemini ve heyecanını aktarmaktı.  Umarım bir parça da olsa başarmışımdır.

Deniz İlbayli

http://www.denizilbayli.com/