Ben Seviyorum


Ben bir İnsan Kaynakları Danışmanıyım. Bir elimde İnsan Kaynakları süreçleri, diğerinde danışmanlık hizmetleri, her sabaha gözlerimi coşku ile açıyorum. Neden mi? Çünkü her iki uzmanlık alanımda da çok severek çalışıyorum. Yeteneklerim çerçevesinde aklımı verimli ve değişim esaslı kullanmamı sağlayan bu sevgi bana büyük mutluluk veriyor. Sonuç olarak, mutluluğun yarattığı genel optimizm de kariyerim adına hedeflediğim başarıya ulaşmamı sağlıyor.

Şimdi sizden yukarıdaki paragrafta dikkatinizi çeken kelimelerin altını çizmenizi istesem … elinizde kaleminiz olmayabilir, o nedenle sizi fazla da uğraştırmayayım, ben dikkatinizi çekmek istediğim kelimeleri sıralayayım: sevgi, coşku, uzmanlık, çok, çalışmak, yetenek, verimli, değişim, mutluluk, optimizm, sonuç, kariyer, hedef, başarı.

İşte size iş hayatınızın nasıl şekillenebileceğine dair anahtar kelimeler. Bu kelimlerin sizin iş hayatınızda nasıl sıralandığı, onların altlarını nasıl doldurduğunuz, birbirleriyle nasıl kurguladığınız tümüyle sizin bilebileceğiniz bir konu, bir beceri. Ama unutmayın ki, bu kelimelelerden birinin eksikliği diğerlerinde de sıkıntıya yol açacaktır.

İş hayatının anahtar kelimeleri’ tanımlaması kelimeler yanyana dizildiğinde çok da anlamlı gelmeyebilir size. O zaman kelimeleri açalım, içlerini birlikte dolduralım. Eğer şimdi karşıma oturuyor olsaydınız, size her kelime ile ilgili aşağıdaki soruları soruyor olurdum:

1.        Sevgi: Kendinizi seviyor musunuz? Ya işinizi seviyor musunuz?

2.        Coşku: Sabahları güne gözlerinizi nasıl açıyorsunuz? Bugün neler yapacağım, yetiştirmem gereken işler, sonuçlandıracaklarım, eksiklerim neler diye düşünerek heyecanlanıyor, telaşlanıyor musunuz?

3.        Uzmanlık: Bir konuyu diğer insanlara göre daha detaylı, derinlemesine biliyor, o konuya çok daha geniş perspektiften bakabiliyor musunuz? O konu hakkında çok çalışmaktan ve konuyu etrafınızla paylamaktan keyif alıyor musunuz?

4.        Çok: Hayatın zirvelerine ‘az’ ile ulaşılamayacağının farkında mısınız?

5.        Yetenek: Doğuştan sahip olduğunuz ve sayesinde işinizde sizi diğerlerine göre bir adım öne çıkartan bir/birkaç beceriniz var mı?

6.        Verimli: Aldığınız eğitim, becerileriniz ve yıllar içinde edindiğiniz tecrübeyi yani öz kaynaklarınızı hem kendiniz, hem de sorumlu olduğunuz iş süreçlerine fayda yaratacak artı değerlere dönüştürebiliyor musunuz?

7.        Değişim: Doğduğumuz andan itibaren bedenimiz, hormonel yapımız sürekli değişiyor. Dolayısıyla zihinsel fonksiyonlarımız, yaşla birlikte edindiğimiz tecrübeler farklılaşıyor, birikiyor, dönüşüyor. İçinde bulunduğunuz değişim dinamiklerini iş üretirken de kullanıyor musunuz?

8.        Mutluluk: Mutluluk kavramına anlık değil, inişleri ve çıkışları ile uzun soluklu bir süreç olarak yaklaşılmasının onun zihinlerdeki hızlı tüketimini engelleyeceğinin farkında mısınız?

9.        Optimizm: Büyük buluşların, büyük işlerin ana varoluş nedeni optimizmdir. “Nasıl olsa olmaz”, “Ben yapmam” diye yola çıkan bir mucit biliyor musunuz?

10.     Sonuç: Her sarfedilen emek ve sonucu risk taşır. Olumlu veya olumsuz, siz sonuç riskini göğüsleyebiliyor musunuz?

11.     Kariyer: Gerçekten ‘neden’ çalıştığınızı hiç düşündünüz mü? Para mı, ünvan mı, başarı mı, hobi olarak mı çalışıyorsunuz? Veya bu dörtlü arasındaki birbirini besleyen, kopmaz ilişkinin farkında mısınız?

12.     Hedef: Hiç yola nereye ulaşacağınızı bilmeden, öngörmeden, düşünmeden çıktınız mı?

13.     Başarı: En son iki elinizi de havaya kaldırıp “BAŞARDIM” diye ne zaman sevindiniz?

Sorulara verdiğiniz cevapları ben duyamıyorum ama eğer siz aklınızdan geçen yanıtlardan memnun kaldıysanız ne mutlu. Demek iş hayatınızın hangi safhasında olursanız olun doğru yolda gidiyorsunuz. Eğer verdiğiniz cevaplardan sizi tatmin etmeyenler var ise, bu konulara odaklanmanızı, konular üzerine memnuniyetsizliğinizin ‘neden-sonuç’ ilişkilerini kurmaya çalışmanızı öneririm.

İş hayatının yönü ve ulaşacağı nokta özünde sadece kişinin kendisinin elindedir. Bu nedenle yolunuz boyunca yukarıda sıraladığım anahtar kelimelere dair kendinize doğru soruları sorma, ardından da dürüstçe cevaplama becerisini edinmeli ve gün sonunda siz de “ben seviyorum” diyebilmelisiniz.

.

Bu yazı Sevgili Yasemin Sungur‘un öncülüğünde Aralık 2010’da yayın hayatına başlayan Martı Dergisinin ilk sayısında yayınlanmıştır.

Buluştrend Ocak 2010’un Ardından

Tanya ve İpek Buluştrend Ocak 2010’un ardından Yaprak’la beraber eve döndük. Hareketli, bol paylaşımlı, röportaj çekimli 3. buluşmadan pek memnun ayrıldım doğrusu.

Ömer Ekinci Buluştrend’in normal başlangıcından bir saat erken Cafe Nero’da olmamı istemişti, çekim yapacaktık. Çekim öncesi ise bir sürpriz beni bekliyordu; röportajı Ömer’le değil, Tanya ile yapacaktık. İlk başta biraz tereddüt ettiysem de Tanya Endüstri Mühendisliği eğitiminin verdiği altyapı ile çok rahat aramızdaki diyaloğu geliştirdi. ‘Ödüllendirme’ ve ‘İşe Alım Süreci’ üzerine konuştuğumuz çekimlerde çok eğlendik. Eğer kamera arkası görüntüler diye bir montaj yaparca Pozitif TV’nin kurucusu Cem Evren Ateş, cümle aleme eğlence kaynağı olabileceğim kadar çok malzeme var elinde.

Çekimleri önümüzdeki hafta yayına alacaklar. Ben de Kaynağım İnsan’da linklerini vereceğim.

Çekimler sonrasında ise telefonla bayağı süredir sohbet ettiğimiz meslekdaşım Eva Çiton ile sonunda yüzyüze tanışabildik. Meslekten, çocuklardan, danışmanlıktan bol bol sohbet ettik. FF’de ilk günden beri takip ettiğim İsmail Emrah Demirayak ve kardeşi Ece ile birebir görüşmek de apayrı keyifti. Ayrıca Uğur Özmen, Yasemin Sungur, İbrahim Katırcı, Murat Esenli, Nurettin Özdoğan, Onur Atahan, Şahin Toprak, Berna Mutlu Aytekin, Murat Can Demir, Cihan ve Seviye Kaloğlu, Göze Sencer, Arzu Cihangir, Cevdet Aykan Demir, Funda Şen, Osman Üngür, Sevil Soyyiğit, Açelya Akpınar ve şu an ismini sayamadığım birçok tanıdığı görüp, sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım.

Akşamüstü İlhan ve Yaprak’da Buluştrend’e katılınca Yaprak hanım da sanal bebek konumundan birçok kişi için gerçek hayata taşınmış oldu. Herkes onunla çok ilgilendi, Yaprak da bu ilgi yoğunluğu nedeniyle çok mutlu etrafta kucaktan kucağa dolanıp durdu.

Buluştrend Subat 2010’u iple çekeceğim doğrusu.

Not: Yukarıdaki fotoğrafı çeken Onur Atahan‘a da teşekkür ederim. Daha “eli sopalı” bir poz olmazdı herhalde 😀

Kaynağım İnsan

01a1

Yeni blogum Kaynağım İnsan hayırlı olsun.

🙂

Tasarımı ve html’i eşim İlhan ve Urbsz ekibi tarafından yapıldı ve bugün yani 9 Ekim tarihinde resmen açıldı. Kaynağım İnsan’a 2006 yılından beri yazmış olduğum diğer insan kaynakları yazılarımı da aktardık. Dolaysıyla blog yeni olmasına rağmen içi boş bir görüntü sergilemiyor.

Böyle bir blog yapmak aslında ne yaratıcı bir düşünce, ne de bir ilk. Dünyada onlarca insan kaynakları blogu var ama bu sayı Türkiye’de çok sınırlı. Kariyer üzerine Fatmanur Erdoğan’ın çok beğendiğim “Kariyer Yolculuğu”  ve takip ettiğim Yasemin Sungur’un “Kariyer Koçu” blogları var. Bu nedenle benim açacağım çapta bir insan kaynakları blogu bildiğim, araştırdığım kadarıyla Türkiye’de halen yok.

Bu yazıda birkaç kişiden sözetmeden geçemeyeceğim; ilki Ömer Ekinci. Altı ay önce bana açacağı Geliştrend blogunda insan kaynakları yazıları yazmam teklifini getirdiğinde aslında ne o, ne de ben bugüne kadar çoktan yapmış olmam gereken şey için anayolu açtığını, motivasyonu sağlayacağını bilmiyorduk. Teşekkürler Ömer 🙂

Ayrıca İK üzerine benimle kaynaklarını paylaşan Özgür Uçkan‘a da teşekkürlerimi borç bilirim. Akademisyen bakış açısı mesleki anlamda benim için çok önemli, bana çok önemli penceler açıyor, çok yönlü gelişmemi sağlıyor.

Ve son olarak blogun teknik süreçlerini seri şekilde götüren eşim İlhan ve Urbsz ekibinden Ozan ile Sevil’e teşekkür ederim. Siz olmasanız bu blog standart bir temadan açılacaktı ve belki bende bu kadar büyük bir heyecan yaratmayacaktı.

Dileğim bu blogun mesleği insan kaynakları olan, insan kaynakları uygulamalarını merak eden herkese iyi bir kaynakça olması. Blogun içindeki “Soru/Cevap”bölümünde bloga abone olan kişilerin İK üzerine her türlü sorusunu kısa ve öz biçimde cevaplamaya çalışacağım. Önümüzdeki günlerde hayata geçireceğimiz sağ sütundaki video bölümünde ise iki, üç dakikalık insan kaynakları konularına dair kendi kaydettiğim videoları yayınlamayı planlıyorum.

İnsan kaynakları üzerine yazacak, paylaşacak çok konu, çok bilgi var, okuyacak, araştıracak, öğrenecekse belki bütün bildiklerimin yüz bir milyon misli … eee kaynak insan olunca,  ucu bucağı yok büyük denizin. Blog ziyaretçilerine merhaba ve iyi okumalar …

🙂