Profesyonel Koçluk Nedir? Profesyonel Koç Nasıl Seçilir?

Profesyonel  Koçluk nedir?

İnsanların kişisel ve profesyonel potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmak için esinleneceği düşündürücü ve yaratıcı bir ortaklık olarak tanımlanan profesyonel koçluk, günümüzde hızla popülerlik kazanan yeni bir iş kolu. Henüz meslek olarak Türkiye’de kabul edilmemiş olup ancak İnsan Kaynaklarının yaklaşık 10 yıldır yaşadığı meslek olma sürecine de genç bir iş kolu olmasına rağmen 2011 itibariyle girmiş bulunuyor.

Koçluk, koçluk alan kişilerin tam, kaynak dolu ve yaratıcı olduğuna inanan, bugün ve yarını bilinçli seçimlerle şekillendirmek isteyen kişilerin başvurduğu bir gelişim ilişkisi olarak karşımıza çıkıyor. Koçluk tanımını derinleştirecek olursak şu tanımlar bize yardımcı olur:

1.Kişinin kendisi ile ilgilidir, bu hayatı nasıl yaşamak, nasıl anlamlandırmak ve yaratıcılığını nasıl kullanabileceğini öğrendiği bir süreçtir.

2.Keşif ve deneyim sunarak kişiyi olduğu yerden gitmek istediği yere götürmeye yardımcı olur.

3. Kişinin kendi doğrularını bulmasını sağlar ve kendi hayatına ancak kendinin sahip çıkabileceğine inanır.

4.Koçluk öğrenme, performans arttırma ve hayat ile ilgili daha yüksek bir tatmin duygusu sağlayabilmek için bir değişim süreci yönetimidir.

Koçluk iş ve yöneticilik alanında kullanılmasıyla tanınıyor günümüzde. Yönetici, ebeveyn, ergen, öğrenci gibi farklı hedef kitlelere yönelik çalışmalar içerebildiği gibi liderlik, yaratıcılık, girişimcilik gibi kavramlar üzerine de odaklanan koçluk çeşitlerine rastlamak mümkün. Ayrıca koçluk, bireysel olarak, grup halinde ya da takım koçluğu şekillerinde de alınabilen bir servis olarak  gelişmeye devam ediyor.

Dünyada ‘80lerin sonunda Türkiye’de 2000’lerin başında kullanılmaya başlanan koçluk 2007-2008 itibariyle eğitim kurumlarının açılması ile ivme kazanmış bir iş alanı. Dünyada ve Türkiye’de bazı kuruluş ve dernekler tarafından işleyiş biçimi, eğitimleri ve mesleki ünvanlama sistemleri ile çerçevelenen bu iş kolu, dünyada 19,000den ve Türkiye’de 200den fazla üyesi ile Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (UKPD/ICF Türkiye) ile temsil ediliyor. ICF dışında Türkiye’de EMCC (European Mentoring and Coaching Council) ve Koçluk Platformu Derneği de mesleğin
gelişimi ve doğru tanıtılması için çalışan iki önemli kuruluş.

Profesyonel Koçluğun diğer gelişim ve öğrenim alanlarından farkı nedir?

Günümüzde kişilere önerilen kişisel gelişim alanlarının artması ile kavram karmaşası yaşanan bir alan Koçluk. Bu noktada karıştırıldığı diğer birkaç alana bakabilmek bizim için yararlı olacaktır. İlk olarak Danışmanlık; belli bir uzmanlık alanına sahip bir kişiden problem teşhisi, çözüm önerileri ve tavsiyelerini almayı içeren bir destek programı olarak tanımlanabilir. Mentorluk, çoğu kez konu hakkında kıdemli bir kişinin kendi tecrübeleri üzerinden yeni yetişen kişilere önerilerde bulunmasıdır.

Terapi ise eğitim ve uzmanlığı psikoloji veya psikiyatri olan, çoğu zaman geçmişi su yüzüne çıkararak bugün oluşan duygusal zorluk ya da problemlerin çözülmesini sağlayan teşhis konmasını gerektiren tedavi amaçlı bir süreçtir.

Her üç gelişim programında da tek taraflı bir akış ve tavsiye ön plana çıkmaktadır, servisi alan kişi ile veren kişi arasında hiyerarşik bir düzen vardır.

Koçluk ise koç ve danışanın eşit bir ortaklık içerisinde bulunduğu farkındalık, yaratıcı düşünerek seçenekler oluşturabilme ve harekete geçebilmek için cesaretlendirme ve güven aşamalarını içerir.

Nasıl Profesyonel Koç Olunur?

Profesyonel Koçluk, henüz üniversite seviyesinde öğretilen bir iş alanı değil, çünkü profesyonel koçluğun kendine has yetkinlikleri dışında, kişilerin profesyonel ya da kişisel hayat deneyimlerinin, kendilerini tanıyan ve geliştiren kişiler olmalarının büyük bir önemi var. Örneğin günümüzde koçluk literatürü tamamen yabancı dil kaynaklı olup, Türkiye’de bir elin parmak sayısını geçmeyecek yayın bulunmaktadır. Farklı konularda eğitim almış ve  iş tecrübesi kazanmış kişilerin zenginlik olduğu anlayışında olan profesyonel koçluk, Türkiye’de ICF tarafından akredite/onaylı 5 okul tarafından iş kolu eğitimi olarak verilmekte. 100 saatin (3 ila 5 aylık) üzerinde zorunlu eğitim ve sonrasında 6-8 ay süren (isteğe bağlı) uygulamalı eğitim ile geliştirilip yazılı ve sözlü sınav ile sertifika alınması mümkün. ICF tarafından onaylı eğitimlerin sonunda uygulama okuluna devam etmeyenler ise ilk aldıkları eğitimlerin sonunda deneyim saatlerini kazanarak bu sefer ICF sınavları ile de ICF ünvanlarına (ACC,PCC,MCC) sahip olabiliyorlar. ICF ünvanlarına sahip profesyonel koçların taahhüdü ise ICF etik kod ve standartlarına uymak, 3 yılda bir ünvan yenilemek için eğitimlerine devam etmek ile deneyimli diğer koçlardan mentorluk almak.

Nasıl Profesyonel Koç Seçilir?

Birçok kişisel çalışmada olduğu gibi profesyonel koçunuzu seçerken de ilk kriter, kişinin sizinle kurduğu ilişkidir, yani kurduğunuz bağ ve kimya. Ancak tüm bunların varlığı sizin için doğru bir koçla çalıştığınızı gösteremeyebilir. Bu seçimi kolaylaştırmak için size yardımcı olacak faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

* Koçluk eğitim detayları, koçluğu çerçeveleyen dünyaca tanınmış akredite okullardan mezun olup olmadığı,
* Koçluk uzmanlık alanı ya da en yoğun çalıştığı alanlar,
* Koçluğuna katkı sağladığını düşündüğü özellikleri ve/veya tecrübesi,
* Koçluk ile ilgili felsefesi ve yaklaşımı,
* Sürecin nasıl ilerleyeceği, seans süreleri, seans araları gibi lojistik konular,
* Başarı hikayeleri.

Kişisel gelişiminizi en sağlıklı şekilde yönetmeniz ve bireysel ya da profesyonel hedeflerinize ulaşmanız dileğiyle…

Duygu Alptekin, ACC, ACPC

Profesyonel Liderlik Koçu ve Danışman
Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF Türkiye YK Üyesi)
Bilgi Üniversitesi MBA Öğretim Görevlisi
www.duygualptekin.com
https://twitter.com/DuyguAlptekin
http://tr.linkedin.com/in/duygualptekin

Geleceğin İnsan Kaynakları Yöneticisi

İnsan Kaynakları mesleğinin geçmişi ve bugününü bir yana bırakalım, geleceğe bakalım. Şu anda mesleğe giriş seviyesindeki 22-27 yaş grubu gençleri, Y jenerasyonun temsilcilerini,  geleceğin İK liderlerini biraz kurcalayalım. Nasıl olmalılar?

Geçmiş veya bugün ile aralarında büyük farklar olacağı kesin.

Birincisi kendilerini ‘Yetenek nedir, nasıl bulunur, nasıl elde tutulur?‘ konularında çok iyi geliştirmek zorundalar. Yeteneği tanımlayabilmek için teknolojiyi, iş dünyası ve sosyal hayatı çok iyi takip etmeliler. Eskilerin (bizlerin) söylemlerinden sıyrılıp, mensubu oldukları Y jenerasyonun beklentilerini, değişkenliğini çok iyi analiz edebilmeliler. Birer Yetenek Avcısı ve Tutucusu olmalılar.

Esnek çalışma saatlerinin uygulandığı, dinamik sosyal iletişim ağları içinde, bilgi paylaşımı ve üretiminin en üst seviyede olduğu, rahat çalışma ortamları yaratmak zorundalar. Kadrolarına “o” şirkette neden kalmaları gerektiğini anlatabilmek, onlara kalmaları için bir neden yaratabilmek durumundalar. Kişiye özel motivasyon ve ödüllendirme yöntemleri geliştirmek zorundalar.

Esnekliğin, rahatlığın dejenerasyon anlamına gelmediğini bir önceki X jenerasyona gösterebilmek mecburiyetindeler. Kurgulayacakları koçluk, mentorluk sistemleri ile jenerasyonlar arası bilgi, tecrübe alışverişini sağlamalılar. Bu yolla hem bilginin ve tecrübenin kaybolmasını engellemeli, hem de iletişimi ve verimliliği arttırmalılar.

Organizasyona yetenek bulunması, takibi, gelişimi  görevini üstlenmiş olmalarından dolayı, yetenekler ile şirketin kısa-orta-uzun vadelei hedeflerini uyumlulaştırabilmeli, yeteneklerin gelişim sürecini bu doğrultuda sistematize edebilmeliler. Şirket içindeki insan yönetimi liderliği ile stratejik iş ortaklığı pozisyonlarını başarıyla üstlenebilmeliler.

Sözün özü, eğer şirketi bir insan bedenine benzetirsek, İnsan Kaynakları profesyonelleri şirketin damarları olmalı, hızla akan kan gibi beden içinde uğramadığı, değerlendirmediği, takip etmediği nokta, süreç, hedef kalmamalı.

İşimiz zor, şimdi kalkın oturduğunuz koltuklarınızdan bakalım, gelecek çok yakında gelecek 🙂