CaseCamp ’13’ün Ardından

Bilkent Üniversitesi Mühendislik Topluluğu’nun her yıl düzenlediği CaseCamp’in 2013 yılı etkinliği için öğrencilerden vaka çalışması yapmak üzere davet aldığımda çok mutlu oldum. Çoğunluğu mühendis olan kalabalık bir öğrenci grubuna, yarım gün içinde bir projenin nasıl yapıldığını öğretebilmek, herhalde son zamanlarda karşıma çıkan en heyecanlı sınavdı.

Etkinliğin birinci günü, vaka çalışması katılımcıları benim hazırladığım ‘yerli bir hızlı tüketim ürününün yurtdışı pazarlara açılması’ vakası üzerine çalıştılar. Onlara bu pazarlama vakası üzerinden, bir proje sürecinde ( 1 ) SWOT ve ( 2 ) PEST-LE analizi yapmayı, ( 3 ) mind map – zihin haritası çizmeyi, ( 4 ) proje yol haritası hazırlamayı ve ( 5 ) gant şeması oluşturmayı gösterdim. (Bütçe konusuna giremedik) Vaka çalışması sonunda da yedi ayrı gruptan yerli dondurma markamızı yurtdışına nasıl çıkarttıklarını büyük keyifle dinledik.

Etkinliğin ikinci günü ise vaka analizi yarışmasına ayrılmıştı. Ben yarışmanın juri üyelerinden biriydim. Yarışmaya katılan sekiz ekibin, kendilerine verilen vakayı bir önceki gün öğrendikleri proje yönetimi teknikleri ve sunum becerileri ile nasıl çözdükleri ve sunduklarını dinledik, puanladık. İlk üçü zor da olsa belirledik. Pırıl pırıl gençlerin sanki kırk yıllık profesyonelmişcesine yaptıkları çalışmalar, geliştirdikleri söylemler çok etkileyiciydi. Bir önceki gün gördükleri teknikleri uygulama becerileri ise beni anlatamayacağım kadar mutlu etti. Emek boşuna gitmemişti, hepsi proje yapmak işinin altyapısını öğrenmişti.

CaseCamp ’13’den ben kendime adıma üç ana mesaj çıkardım:

1. Gençlere ihtiyaç duydukları bilgiler ve teknikler öğretilir ve biraz yol gösterilirse başaramayacakları iş, aşamayacakları zorluk yok.

2. Üniversitelerdeki öğretim durumumuz olumsuz yönde düşündürücü. Pratikten uzak, güncelliğini kaybetmiş kitap bilgileri ile gençlerimizi iş hayatına hazırlayamayız. Bir üniversite öğrencisinin 4. sınıfa gelip de SWOT analizinin ne olduğunu bilmemesi, onun değil, akademisyenlerin eksikliğidir.

3. Gençlerin akıllarına, başarma arzularına, çabalarına inanıyorum, güveniyorum ve hepsini çok seviyorum. 😀

Hayat Projesi Notları

Proje çalışmaları ister profesyonel, ister sosyal hayat olsun insanın kendisini tanıdığı, potansiyelini tarttığı süreçlerdir. Ya hayatın kendisini bir dev proje olarak kabul edersek ne olur? Benim aklıma direkt üç beş soru geliyor örneğin;

– Siz hayat projenizi nasıl kurguladınız? Strateji haritanızı oluşturdunuz mu?

– Hayatınızdaki amaçlarınız, hedefleriniz, başarı ölçütleriniz nelerdir?

– Proje ekibinizde kimler yer alıyor? Ekip üyeleriniz projenizin ve proje içindeki misyonlarının ne derece bilincinde?

– Projenizde gerekli zamanlarda güncellemeler, değişimler yapıyor musunuz?

Son derece mekanik gelen bu sorulara karşıt sorular da geliştiriyorum ardından;

– Nereden bilmiyorsun yarın hayatının sonlanmayacağını. Neden bu kadar hesap, kitap, plan?

– Hayat girdilerinin çoğu benim etki alanım dışında. %100 kontrolüm altında olmayan bir hayatın başarı ölçütlerini ne derece sağlıklı belirleyebilirim ki?

– Proje ekibi denen topluluk 10, 100, 10.000 kişiden oluşabilir. Üstelik birçoğu da benim istemim dışında projede. Proje bilinci kavramı nereye kadar etkin olabilir ki?

Ve böyle gider ‘hayat’ projemin sorgulaması.

Bir insanın başına gelebilecek en zor projedir “hayat”. O nedenle, kanımca işyerinizde dahil olduğunuz veya liderliğini yürüttüğünüz diğer bütün projeler “hayat” projesi ile kıyaslanınca deve de tırnaktır.

Eğer hayat projenizi devam ettirebiliyorsanız zaten zor olanı başarıyorsunuzdur. Bu nedenle lütfen: İşyerlerinizde size sunulan, yapmanız teklif edilen projelerden kaçmayın, onları üstlenmekten, risk almaktan korkmayın. Üstlendiğiniz projeleri titizlikle çalışın, ihmal etmeyin, terminlere uyun ve projenizi bitirmek için illa ki birilerinin sizi uyarmasını, dürtmesini beklemeyin, tembellik yapmayın.

Yukarıda yazdıklarım aslında herkesin çok iyi bildiği ama uygulama aşamasında sıklıkla ihmal ettiği konular. Bugün not düşme ihtiyacı hissettim bir defa daha 🙂

Yeni Proje

Proje

Her profesyonelin hayatındaki en heyecanlı zamanlar herhalde yeni bir işe, yeni bir projeye başladığı ilk gündür.’Yeni’ sıfatı ile özünde aslen tanımlanan bilgi, tecrübe, gelişimdir ve çalışmaya aşık benim gibi biri için bu üçlü nefes alıp vermek kadar önemlidir.

Bugün yeni bir projeye başladım. İnsan kaynakları ve stratejik iş yönetimi üzerine büyük zevk alarak çalışacağımı düşündüğüm bir iş. Son zamanlarda bundan sonraki atacağım mesleki adım adına kurguladığım bütün girdilere sahip bir proje süreci. Hani derlar ya “hayallerimdeki gibi”, işte çizgisi o doğrultuda ilerleyen bir değişim çalışması.

Böyle zamanlarda meslek hayatım boyunca yüzlerce kişiye söylediğim gibi “iş hayatında hiçbir gelişim şans eseri değildir, vardır bir altyapısı, vardır bir nedeni ve varacağı bir sonuç, sen zihnini açık, enerjini tam tut ve çalış, yeter” sözlerim geliyor aklıma ve önümdeki altı ayı düşünüyorum. Yapacak çok iş, gidilecek çok yol var. Ne mutlu bana, çalışan demir ışıldıyor ne de olsa.

Birçok konuda olduğu gibi iş dünyasında da insan hayal etmenin ötesinde, hayallerine ulaşmak için sistemli emek sarfederse ancak gerçeklikle kolkola ilerleyebiliyor. Özellikle gençler bana “neden iş bulamıyorum, neden terfi alamıyorum, neden daha çok para kazanamıyorum?” diye soruyorlar. Onlara ve sürekli kendi kendime “Hayal et, çalış, geliş” diyorum, gerisi mutlaka gelir, er ya da geç.

2009 yılı başından beri “öyle bir iş olmalı ki…” diye başlayan hayaller kurdum İnsan Kaynakları üzerine yazı yazarken, kaynak karıştırıp, kitap devirirken. “Artık bir şirketin bordrosuna girmek istemiyorum, aklımı farklı projelerde farklı ekiplerle geliştirmek istiyorum. Çalışmak istiyorum ama Yaprak’dan (2 yaşındaki kızım) da topyekün ayrılmak istemiyorum. Hedefim esnek çalışma saatleri ile performansımı yükseltmek ve ofiste bulunmama gerek kalmadan evden ofise bağlanarak bilgiyi yönetmek. …” diyordum ve oldu. Aynen yedi yıl önce “Üretim sektörüne girmek, mühendislerle çalışmak, direkt genel müdüre bağlı olmak ve kendi İK sistemimi kurmak istiyorum” deyip, hayallerimi gerçekleştirdiğim gibi.

🙂

1 Aralık 2009 çalışmaya ve yaptığı işe aşık bir profesyonelin ‘Yenisinin’ kutlama günü olmalı ve kariyer yolunda hiçbir zaman unutulmamalı.