Böyle Sıkıntılı Günler

Her anlamda çok sıkıntılı bir gündü.

İlk başta iş için sabah saat 06:40’da bineceğim Kocaeli fabrika servisi beni almayı unuttu. Mecidiyeköy E-5 çıkışında servisin ön koltuğunda oturan Depo Şefini gördüm araç hızla önümden geçerken. Araç uzaklaşırken umutsuzlukla izledim, el sallamak sadece çaresizliğimin ifadesiydi.

Sonrasında eve döndüm. Kocaeli’ye programım Çarşamba’ya ertelenince günümü evde çalışarak geçirmeye karar verdim. Bilgisayar başına oturduğumda hiç yapmadığım bir şekilde elim televizyona gitti. Neler oluyor yeni haftayla beraber merakı işte. Karşılaştıklarım şok ediciydi. İsrail abluka altındaki Gazze’ye İstanbul’dan hareketle gitmekte olan yardım gemilerini uluslararası sularda durdurmuş, işgal etmiş, silah kullanış ve en az on kişiyi öldürmüştü.  Sonrasında gün bu gündem çevresinde döndü. Sosyal medyada tartışmaların biri bitti, diğeri başladı. Görüşler birbirine girdi, insanlar da. Kötü sözler, haklı düşünceler, ölçüsüz ifadeler, abuk subuk yaklaşımlar … insan bu, her türlü üretime rastlayabilirsiniz yazışmalarda.

Böyle zamanlarda Kaynağım İnsanı dikkatle izliyorum. Anlamaya, öğrenmeye, ders çıkarmaya çalışıyorum. Günün özeti bir yana, ortada olan tek gerçeklik var; küfrederek, seviyesiz sözler sarfederek hiçbir yere varılmıyor. Önce dinlemeyi öğrenmek, sonra düşünerek, kendini kontrol ederek konuşmak ve bu üçünün olmadığı yerden de derhal uzaklaşmak gerekiyor kanımca.

Yardım konvoyunda hayatını kaybeden on kişi için Allah’tan rahmet, ailelerine de sabır diliyorum.

🙁