Merhaba Dilara :)

Dilara Su ile Friendfeed‘den sevgili Mustafa Burak Su aracılığıyla tanıştım. Onun çalışma ve öğrenme azminden bahsediyordu Mustafa Burak Su, çok etkilendim. Düşündüm ki, bütün Kaynağım İnsan okurlarına ilham verebilir Dilara, onun pozitif enerjisi hepimizi kavrayabilir.

Mustafa Burak Su’ya aşağıdaki soruları Dilara ve ailesine yöneltmemde benimle ekip çalışmasına girdiği için çok teşekkür ederim.

Buradan “Merhaba Dilara” diyorum ve sorularıma başlıyorum.

İpek: Kaynağım İnsan okurlarına okulda ve evdeki hayatından, neler yaptığından, sevdiklerin, sevmediklerinden bahseder misin?

Dilara: Ödemiş Maral Oğuz Kolejinde öğrenciyim. Her gün okula gidiyorum. Dersler benim için biraz zor. Özellikle matematik. Ama bilgisayarım iyi. İnterneti seviyorum. Facebook’ta arkadaşlarım var. Video izliyorum. Dizi izliyorum. Kız giydirme oynuyorum.

İpek: Hobin var mı veya önümüzdeki zamanda ilgilenmek istediğin hobiler olabilir mi?

Dilara: Abim halk oyunları öğretmeni. Ben de zeybek oynuyorum. Birazcık org çalıyorum. Fotoğraf makinesi aldı annem. Fotoğraf çekiyorum.

İpek: Son günlerde seni en çok sevindiren olay hangisi? Neden?

Dilara: Okullar tatil olunca İstanbul’a geldim. Burak abimin yanına geldim.

İpek: Spor yapıyor musun? En sevdiğin spor dalları hangileri? veya sporcular?

Dilara: Spor yapmıyorum. Annem ile yürüyoruz bazen.

İpek: Şu anda sana çok büyük miktarda para versek, onunla ne yapardın? Hediye mi alırdın? Kendin için mi harcardın? İnsanlara mı yardım ederdin?

Dilara: Abimin bilgisayarı var kapaklı. Ufacık. Öyle bilgisayar alırdım kendime. (netbook) Bir de pasta alırdım arkadaşlarımla yemek için.

İpek: Hayalindeki meslek hangisi? Neden?

Dilara: Evlenmek istiyorum ben. Manken gibi yürümek.

İpek: Artık genç kız oldun, genç kızlar sık sık anne babalarına kızarlar, sen de kızıyor musun ara ara? Neden?

Dilara: Burak’a kızıyorum. Pek gelmiyor İzmir’e. Annem de üzülüyor. Ben söz dinliyorum. Ekmel’e kızıyorum. Kızdırıyor beni bilgisayarım yok diye.

İpek: Dünya üstünde bir çok problem var. İklimler değişiyor, açlık, savaşlar … senin elinde bir güç olsa ilk başta hangi probleme çözüm bulurdun?

Dilara: Bilmiyorum.

İpek: Dünyada en çok hangi ülkeyi görmek istiyorsun? Neden?

Dilara: Denize gitmek istiyorum. Yüzmek için.

İpek: Kaynağım İnsan okurları için bir mesajın var mı?

Dilara: Sorular için teşekkürler İpek abla. Facebook grubuna abone olun. Ben oldum.

İpek: Ben de sana çok teşekkür ederim Dilara, Kaynağım İnsan’a konuk olduğun ve sorularımı yanıtladığın için. 😀

….

Dilara’nın annesi Ayşegül Su ve babası İsmail Su ile sohbete devam ediyorum …

İpek: Dilara’yı yetiştirirken en çok hangi konulara dikkat ettiniz? Sizi en çok neler zorladı?

Ayşegül & İsmail Su: Dilara doğduğunda Down Sendromu olduğunu öğrendik. İlk anda çok hazırlıksızdık bu konuda. Bolca araştırdık. Neler yapabileceği ve neler yapamayacağı konusunda bir sürü şey okuduk , bir sürü şey dinledik. “Hiç boşuna uğraşmayın, adını bile söyleyemez” diyen doktorlara inat sürekli ve inatla ona zaman ayırdık. Bir suçlu gibi evde herkesten saklamak yerine bizimle olmasını sağladık.

Büyükler genelde çok anlayışlı davranıyorlar Dilara’ya karşı. Ama çocuklar daha benciller. Daha ben merkezcil ve empati yapmıyorlar. Yanlış doğru bilmiyorlar. Dilara’ya ilk kez tanıştığı arkadaşları bilmeden kötü davranabiliyor. Müdahale etmeden beklemek çok zor oluyor bu durumlarda. Çocukların Dilara’yı kabüllenmelerini beklemek , Dilara’nın üzülmesine katlanmak ister istemez zor.

İpek: Dilara’nın özel bir yeteneğe sahip olduğunu düşündüğünüz bir konu keşfettiniz mi?

Ayşegül & İsmail Su: Görsel hafızası çok kuvvetli. Daha önce geldiği hiçbir mekanı unutmuyor. Cevahir , Kanyon, Boğaziçi Köprüsü , Anıtkabir hiç unutmadığı yerler.

Aynı şekilde TV dizilerindeki oyuncuları tanıyor. Daha önce hangi dizilerde oynadı teker teker sayıyor.

İpek: Türkiye’de Dilara gibi topluma karışmaya hazır birçok down sendromlu genç var. Dilara ve diğer gençlere sokaktaki insanın yaklaşımı nasıl olmalı? Onlar bizden ne bekliyorlar?

Ayşegül & İsmail Su: Dilara karma eğitim alıyor ilköğretimde. Özel bir sınıfta ayrı bir eğitim değil , normal çocuklarla eğitim alıyor. Okul bizim için Dilara’nın sosyalleşmesinin bir parçası. Bu sebeple genelde sokaktaki insanların normal bireye davrandığı gibi davranmasını bekliyoruz. Biz yanında olmadığımızda da doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için normalmiş gibi davranılmasını bekliyoruz.

Çoğu insan bu durum ile empati kurabilirken bazen acıma duygusu yansıyor insanların suratlarına. Hem bizi hem Dilarayı çok üzüyor bu durum.

İpek: Down sendromlu gençlere meslek kazandırmak üzere yurtdışında çalışmalar yapıyor. Türkiye’de durum nedir?

Ayşegül & İsmail Su: Zihinsel Engelliler için Mesleki Eğitim Merkezleri var sınırlı sayıda. Ne yazık ki bu okullar sınırlı sayıda. Diğer taraftan işyerleri engelli çalışanlara sıcak bakmıyorlar. Zihinsel engel işleri daha da zor hale getiriyor.

İpek: Dilara’nın geleceği için kaygılandığınız zamanlar oluyor mu? Oluyorsa ne gibi çözümler düşünüyorsunuz?

Ayşegül & İsmail Su: Açıkçası ailesi olarak sürekli yanındayız. Dilara, bizim ailemizin en kıymetlisi. Bizden sonrada bu konuda sorumluluğu abileri üstlenecek. Bir birey olması ve kendi ayakları üzerinde kalması için çabalıyoruz.

Dilara’nın küçük başarıları bizim aile için gurur kaynağı. Özellikle abileri Dilara’ya büyük destek. En ufak yaptığı, becerdiği işleri bile onu mutlu edecek, şımartacak şekilde gururla herkes ile paylaşıyorlar. Hep yanlarında Dilara. Her yere götürüp arkadaşları ile tanıştırıyorlar. Bizede hepsi ile gurulanmak karıyor.

İpek: Kaynağım İnsan okurları için bir mesajınız olur mu?

Ayşegül & İsmail Su: Engellilerin çok büyük problemleri var ülkemizde. Biz Dilara için hep çok şanslı olduğumuzu söyledik kendimize. Onun gülümsemesinde , küçük başarılarında hayatı bulduk. Down sendromu açısından daha da kötü durumda olan çocuklar var. İmkansızlıklar içerisinde yaşayan binlerce engelli var. Azim ve inatla bu hayata tutunan  Dilara belki bir kısım okuyucunuza ilham kaynağı olur. Belki birileri engellilerden vazgeçmek, onları yok saymak  yerine onları kazanmanın mümkün olduğunu görür.

İlginiz için sonsuz teşekkürler.

İpek: Ben de sorularıma yanıt vermek inceliğini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. 🙂

.

Dilara Türkiye’deki çok şanslı Down Sendromlu gençlerden biri. Çünkü kızları ile çok ilgili, onun gelişimi ve eğitimi için imkanlarını seferber eden, takipçi, destekleyici, sevgi dolu bir ailesi var. Aynı imkanlara sahip olmayan sayıları azımsanmayacak kadar çok Down Sendromlu gençler için biz ne yapabiliriz diye düşünmek ve destek vermek zamanı.

Buluştrend’de İlk Çekim

Çekim

İnsan Kaynakları yazılarımı yayınladığım Geliştrend blogunun sahibi sevgili Ömer Ekinci‘nin yeni girişimi Geliştrend TV. Geliştrend yazarları ile uzmanlık alanlarında kısa söyleşiyor gerçekleştiren Ömer, kendi deyimiyle Geliştrend’e “okunan blog” yanında, “izlenen blog” sıfatına da kavuşturma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Benimle de ilk söyleşinisi 12 Aralık Cumartesi günü gerçekleşen 2. Buluştrend buluşmasında yaptı Ömer Ekinci. Spontan gelişen beş dakikalık bir çekim olduğu için bayağı hazırlıksız yakalandım doğrusu. Büyük merakla izlediğim söyleşi, ‘nitelik’ kelimesini sayısını benim bile takip edemediğim kadar tekrarlamam dışında fena olmamış kanımca. Aslında Ömer’in yönelttiği sorular üzerine yaklaşım çok detaylandırılabilir. Nitekim Friendfeed üzerinden Nihat Solmaz ve Cem Evren Ateş ile  konu üzerinde yazışmalarımız oldu.

Çekimi birebir Kaynağım İnsan’a ekleyemiyorum. Genç girişimcilere insan kaynağı temininde ne yapmaları/yapmamaları gerektiği konularındaki görüşlerimi izlemek için tıklayınız.