Neden Danışmanlık?

Geçen yıl benim için kariyer yolumda bir dönemeçti. On iki yıllık profesyonel hayatımı bir şirketin/topluluğun bordrosuna girmekten ziyade danışmanlık projeleri üstlenerek veya ekiplerinde yer alarak devam ettirmeye karar verdim. Bu kararı almamın pek çok nedeni var. Nedenlerin en önemlisi hangisi diye soracak olursanız, “bireysel verimlilik” cevabımı verebilirim.

Benim için mesleğimde “bireysel verimlilik” ne demek? Aslında çok kapsamlı ve uzun olan cevabı “bir şirket/topluluğun profesyonel üzerindeki uzun vadeli bütün kısıtlamalarından sıyrılmak ve bireysel üretkenliği arttıracak daha özgür alanlara, uygulamalara kayabilmek” şeklinde özetleyebilirim.

Mesleki olarak kendimi değerlendirdiğimde iki alt başlık üzerinde uzmanlığımı derinleştirdiği söyleyebilirim: İşe alım ve Performans Değerlendirme/Geliştirme.

İnsan Kaynakları mesleğine insan analizine yönelik doğal yeteneğim olduğu keşfi ile çok değerli yönetim danışmanı Oktay Bora Yağız tarafından sokuldum. İşe alım süreçlerinde uzmanlığımı derinleştirmem ise kendimin de yeteneğimin içeriğini anlayıp, onu çok bilinçli şekilde işlememle oldu.  Şu an diyebilirim ki “ben iyi işe alım yaparım.”

İkinci uzmanlık konum Performans Değerlendirme sistemleri ile ise şu an vardığım noktada etkin şekilde birey, bölüm ve şirket performansı ölçebiliyor, strateji haritaları çıkartabiliyor ve şirketlerin gelişimine dair projeleri ekipler ile geliştirip, hayata geçirebiliyorum.

Meslek içindeki on üçüncü yılımın içindeyken çok net görebiliyorum ki, sürekli geliştirmek için yoğun emek sarfettiğim iki uzmanlık alanımda, büyük veya küçük sadece bir kurumsal yapı bünyesinde çalışmak benim iş verimliliğimi düşürüyor, yapabilirliklerimi azaltıyor ve zaman içinde de motivasyonumu olumsuz etkiliyor.

Elbet yazdıklarım her İnsan Kaynakları profesyoneli için geçerli değildir. Her bireyin zihinsel, yetkinliksel ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Önemli olan sevdiğiniz bir meslekteki verimliliğinizin ve iş yapma güdünüzün ne zaman, neden düştüğünü farketmek ve süratle kendinize mesleğiniz üzerinden alternatifler üretebilmektir. Benim ürettiğim danışmanlık açılımında hali hazırda büyük bir stratejik yönetim ve İnsan Kaynakları projesi yürütüyorum. İkincisi kapımda. İşe alım yapıyorum.  Uzmanlık alanlarım dışında kalan İnsan Kaynakları fonksiyonlarını talep doğrultusunda kurup işletiyorum. Kaynağım İnsan ile bilgimi, tecrübemi, görüşmelerimi paylaşıyor, şirketlerin ilan çalışmalarını yayımlıyor, serbest zamanlarımda gençlerle bir araya gelerek onlara yaşam ve kariyer koçluğu mahiyetinde sohbetler geliştirebiliyorum. Önümüzdeki günlerde eğitim vermeye başlamak gibi planlarım var.

Şimdi de kendime soruyorum :

Benim gibi bir İnsan Kaynakları Danışmanı daha ne ister?

Cevap:

Daha çok iş, daha çok bilgi, daha çok gelişmek, daha çok başarı ve daha çok özgürlük 😀

Yeni Proje

Proje

Her profesyonelin hayatındaki en heyecanlı zamanlar herhalde yeni bir işe, yeni bir projeye başladığı ilk gündür.’Yeni’ sıfatı ile özünde aslen tanımlanan bilgi, tecrübe, gelişimdir ve çalışmaya aşık benim gibi biri için bu üçlü nefes alıp vermek kadar önemlidir.

Bugün yeni bir projeye başladım. İnsan kaynakları ve stratejik iş yönetimi üzerine büyük zevk alarak çalışacağımı düşündüğüm bir iş. Son zamanlarda bundan sonraki atacağım mesleki adım adına kurguladığım bütün girdilere sahip bir proje süreci. Hani derlar ya “hayallerimdeki gibi”, işte çizgisi o doğrultuda ilerleyen bir değişim çalışması.

Böyle zamanlarda meslek hayatım boyunca yüzlerce kişiye söylediğim gibi “iş hayatında hiçbir gelişim şans eseri değildir, vardır bir altyapısı, vardır bir nedeni ve varacağı bir sonuç, sen zihnini açık, enerjini tam tut ve çalış, yeter” sözlerim geliyor aklıma ve önümdeki altı ayı düşünüyorum. Yapacak çok iş, gidilecek çok yol var. Ne mutlu bana, çalışan demir ışıldıyor ne de olsa.

Birçok konuda olduğu gibi iş dünyasında da insan hayal etmenin ötesinde, hayallerine ulaşmak için sistemli emek sarfederse ancak gerçeklikle kolkola ilerleyebiliyor. Özellikle gençler bana “neden iş bulamıyorum, neden terfi alamıyorum, neden daha çok para kazanamıyorum?” diye soruyorlar. Onlara ve sürekli kendi kendime “Hayal et, çalış, geliş” diyorum, gerisi mutlaka gelir, er ya da geç.

2009 yılı başından beri “öyle bir iş olmalı ki…” diye başlayan hayaller kurdum İnsan Kaynakları üzerine yazı yazarken, kaynak karıştırıp, kitap devirirken. “Artık bir şirketin bordrosuna girmek istemiyorum, aklımı farklı projelerde farklı ekiplerle geliştirmek istiyorum. Çalışmak istiyorum ama Yaprak’dan (2 yaşındaki kızım) da topyekün ayrılmak istemiyorum. Hedefim esnek çalışma saatleri ile performansımı yükseltmek ve ofiste bulunmama gerek kalmadan evden ofise bağlanarak bilgiyi yönetmek. …” diyordum ve oldu. Aynen yedi yıl önce “Üretim sektörüne girmek, mühendislerle çalışmak, direkt genel müdüre bağlı olmak ve kendi İK sistemimi kurmak istiyorum” deyip, hayallerimi gerçekleştirdiğim gibi.

🙂

1 Aralık 2009 çalışmaya ve yaptığı işe aşık bir profesyonelin ‘Yenisinin’ kutlama günü olmalı ve kariyer yolunda hiçbir zaman unutulmamalı.