Kadınlarımızın Durumu: Kocamdır, Döver De, Sever De.

Human Rights Watch‘un Mayıs 2011’de yayınladığı “Kocandır, Döver De, Sever De – Türkiye’de Aile İçi Şiddet ve Korumaya Erişim” başlıklı raporu okudum. İçimde karmakarışık duygular var; nefret, sinir, kin, hüzün, üzüntü, hırs …

Ülkemizde aile içi şiddettin çok büyük bir problem olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu rapor mevcut durumu istatistikler, trajik örnekler, hukuk, uygulamalar, eleştiriler ve tavsiyeler ile karşımıza bütün çıplaklığı ile çıkartıyor.

Daha biraz önce televizyonda 14 yaşında bir genç kızın aşkına karşılık vermediği için bir genç tarafından 14 yerinden bıçaklanarak öldürüldüğüne dair haber geçti. İşin kötü tarafı bu genç kız “beni rahatsız ediyor” diye polise başvursaydı, polis “4320 Sayılı Ailenin Korunması kanuna dahil değilsin, çünkü evli değilsin” cevabını verip başından savuşturacaktı onu. Yani genç kızın hiçbir şansı yoktu, devlet onun yanında asla olmayacaktı mevcut kanun ve uygulamada.

Rapor 65 sayfa. Lütfen açıp okuyun. Ben Kaynağım İnsan’ın hafızasına takibimi kolaylaştırabilmek için bazı istatistiksel sonuçları ve tavsiyeler bölümünü kaydediyorum.

NOT: Tavsiyeler bölümünde Türkiye’nin bir diğer kanayan yarasına vurgu yapılıyor: diğer birçok konuda olduğu gibi aile içi şiddet konusunda da yetkili merciler veri toplamıyor. (Kırmızı ile belirtilmiş alanlar) Veri toplamazsanız analiz yapamaz, veriyi anlamlandıramaz, bilgiye dönüştüremezsiniz. Bilgisiz toplumlar geri kalmaya mahkumdur.

.

Türkiye’de Aile İçi Şiddetin Yaygınlığı

Ocak 2009’da Hacettepe Üniversitesi Türkiye’nin ülke çapında ilk kapsamlı kadına yönelik şiddet araştırmasını yayınladı. Ülkenin tüm bölgelerinde 12,000 üzerinde kadınla yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye’de 15-60 yaş arası kadınların %42’sinin ve kırsal alandaki kadınların %47’sinin hayatlarının bir döneminde kocalarından ya da partnerlerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet gördükleri ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı Türkiye’de en az onbir milyon kadının fiziksel ya da cinsel şiddete uğradığı ya da uğramakta olduğudur. Bu rakamlara diğer şiddet biçimleri ya da diğer aile fertlerinden görülen şiddet dahil değildir.

Çalışmada ayrıca cinsel ya da fiziksel şiddete uğramış kadınların sadece % 8‘nin herhangi bir kurum, sivil toplum örgütü ya da başka bir destek kaynağına başvurduğu ortaya çıkmıştır. 2009 yılında yapılan bir başka akademik çalışmaya göre kadınların sadece %3‘ü yaşadıkları aile içi şiddeti muhtar, polis, jandarma, avukat ya da savcıya anlatmıştır.

.

Eşitsiz Statü

Kadınların yaşadığı şiddetin oranı ve yardım talep etmedeki tereddütleri Türkiye toplumundaki eşitsiz statüleriyle doğrudan ilintilidir.

2007’den bu yana kadınlar mecliste sadece %9 oranında temsil ediliyor ve ülke çapındaki yaklaşık 3,000 belediye başkanının sadece 27 tanesi kadın.

Ücretli iş gücünün %27’si kadınlardan oluşuyor.

Türkiye’de gelir getiren bir işle meşgul olan kadınların oranı %19 ve bu sayı doğuda yaklaşık %10 oranında.

Devletin yayınladığı yeni okur yazarlık oranlarına bakıldığında kadınla erkek arasında büyük bir oransızlık görülüyor: Türkiye’de okuma yazma bilmeyen 4,7 milyon kişinin 3,8 milyonu kadın.

2010 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2010 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde Türkiye 83. sırada – “yüksek insani gelişme” grubundaki ülkeler içinde sondan üçüncü ve 2008 endeksine göre altı basamak düşmüş durumda.

.

Yasal reformlar ve Eksiklikler

Bir yanda Meclis ceza kanunu ve medeni kanunda ayrımcı hükümleri kaldıran ve “namus” adına işlendiği iddia edilen cinayetlerde ceza indirimini iptal eden önemli değişiklikler yapıyor;
öte yanda kanunlardaki eksiklikler hala duruyor ve kolluk görevlileri aile içi şiddet mağdurlarını korumak yerine aile birliğinin korunmasına önem veriyorlar.

Bir diğer aykırılık da hükümetin kurduğu ve Türkiye’de kadın haklarıyla ilgili çalışmaları koordine etme görevi verdiği Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün bütçesinin düşüklüğü,
Ankara dışında bir ofisi bulunmaması ve aile içi şiddet yasalarının nasıl uygulandığını izleme yetkisinin bulunmaması.

Hükümetin aile içi şiddete ve kadın haklarına yönelik bu istikrarsız cevabı, kadının değişen rolleri hakkında toplumun çelişik duygularını yansıtıyor. Bir savunucunun dile getirdiği gibi,
Türkiye’de birçok kişi “kadının yükselişinin ailenin düşmesi” anlamına geldiğine inanıyor.

.

Tavsiyeler

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne

• Hala Meclis’te bekleyen ve yasanın kapsamının genişletilmesi ve aile içi şiddetle mücadele çabalarının daha iyi koordine edilmesini de içeren bu tavsiyelerin bir çoğunu içeren 439
sayılı kanun teklifini kabul edin.

• 4320 Sayılı Kanun’un kapsamını evli olmayan, boşanmış ve dini nikahlı kadınları da kapsayacak şekilde genişletin.

• Yıllık ulusal bütçeden aile içi şiddetin her biçimiyle mücadele için anlamlı ve uygun miktarda fon aktarılmasını sağlayın.

İçişleri Bakanlığı’na

• Kolluk görevlilerine 4320 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliği ve protokollerinin gerekleri hakkında düzenli ve güncel eğitimler verin. Bu sayede yetkililerin

o aile içi şiddet vakalarında her zaman risk değerlendirme formu doldurmasını,
o aile içi şiddet mağdurlarını sosyal hizmetlere sevk etmesini,
o koruma kararı talebinde bulunan şiddet mağdurlarına koruma kararı sürecini anlatmasını ve yardım etmesini,
o koruma kararı çıkartıldığında kusurlu eşi ya da aile bireyini zaman geçirmeden bilgilendirmesini,
o hakkında koruma kararı çıkartılan kişinin evini haftada bir ziyaret ederek kararın uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmesini,
o koruma tedbirlerine riayet edilmediği takdirde mağdurun soruşturma dilekçesi vermesine gerek kalmadan soruşturma yürüterek sonucunu en kısa zamanda savcıya iletmesini sağlayın.

• Hem iki yıllık polis koleji hem de dört yıllık polis akademisi müfredatına aile içi şiddet ve 4320 sayılı kanun hakkında eğitimi ekleyin.

• Büyük kentler ya da bölgesel merkezlerdeki ve diğer uygun yerlerdeki polis karakollarında aile içi şiddet iddialarıyla ilgilenmek, şikayetleri işleme almak ve koruma tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek konularında uzmanlaşmış özel birimler kurun.

• Yasalara uygun davranmayan memurların sorumluluğunu arttırmak için, kişilerin haklarını ihlal eden polis memurları hakkında bireysel şikayette bulunabilecekleri bir usul sağlayın.

4329 sayılı kanunun uygulanmasıyla ilgili detaylı bilgi toplayarak bu bilgileri kamuoyuna açıklayın. Bilgilerde en azından aşağıdaki unsurların yer alması gerekmektedir:

o polise veya savcıya başvuru yapan ya da doğrudan aile mahkemelerine başvuran aile içi şiddet mağduru sayısı,
o doldurulan risk değerlendirme formu sayısı,
o koruma tedbiri talebiyle aile mahkemelerine gönderilen başvuru sayısı,
o sosyal hizmetlere gönderilen kişi sayısı,
o savcı tarafından takip edilmesi için polise gönderilen koruma tedbiri sayısı,
o koruma kararı almış kadınların haftalık kontrollerinin yapılıp yapılmadığı bilgisi.

Adalet Bakanlığı’na

• Aile mahkemelerinin akşamları ve hafta sonları açık olmasını sağlayın.

• Katip ya da savcı koruma tedbiri talebini alırken şikayetçinin bilgilerinin gizliliğine özen göstermesini sağlayın.

• Aile mahkemelerinde Türkçe dışında sık kullanılan Kürtçe ve Arapça gibi diller için çeviri hizmeti olmasını ya da dışarıdan alınmasını sağlayın.

• Hakim ve savcılara 4320 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği uyarınca sorumlulukları hakkında düzenli eğitim verin. Eğitimlerde aşağıdaki noktaların anlaşıldığından emin olun:

o koruma kararları yalnızca fiziksel şiddet değil, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik şiddet nedeniyle de çıkartılmalıdır;
o koruma kararları acil niteliktedir ve kararın hızla çıkartılması çok önemlidir;
o koruma kararı çıkartmak için tıbbi kanıt gerekmemektedir;
o savcılar re’sen koruma kararı için işlemleri başlatabilir;
o kararda yer alan tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını izlemekten, polis aracılığıyla savcılar sorumludur;
o savcılar, nafaka ödememek dahil koruma kararı tedbirlerine uymayanlar hakkında sulh ceza mahkemesinde dava açmakla sorumludur;

• Hakim ve savcılar için yüksek eğitim programı standart müfredatına 4320 sayılı Kanun’u ekleyin ve hukuk fakültelerini de bu konuyu müfredatlarına eklemeleri için teşvik edin.

4329 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin aşağıdaki bilgileri içeren, ancak bunlarla sınırlı olmayan bilgileri toplayarak açıklayın:

o koruma kararı talep sayısı,
o koruma kararı çıkartma ve reddetme oranları,
o koruma kararını ihlal sebebiyle başlatılan davalar ve bu davaların sonuçları;

• Koruma kararlarından ayrı olarak savcı ve yargı mensuplarının aile içi şiddet vakalarının kovuşturulması görevlerini yerine getirmelerini sağlayın.

Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na

• Sığınma evinden kendi evine geçmekte olan kadınlara destek hizmeti verin ve bu hizmete kolay erişimlerini sağlayın. Bu destek, barınma ve geçim ihtiyaçlarını çözmeye yönelik
olmalı ve temel bir maddi yardımı içermelidir.

• Uyruk ve ikamet durumunu dikkate almaksızın sığınma evlerine erişime olanak sağlayın.

• Fiziksel ve zihinsel engelli, hamile ya da sığınma evlerine girme konusunda engellerle karşılaşan aile içi şiddet mağduru kadınlara gereken düzeyde güvenli barınma olanağı sağlayın.

• Her belediyede, her aile içi şiddet mağduru kişi koruma talebinde bulunduğunda bilgi verilecek olan bir merkez nokta oluşturarak polis ve aile mahkemeleriyle koordinasyonu geliştirin.

• SHÇEK personeline aile içi şiddetin fiziksel ve psikolojik etkileri ve mağdurun acil fiziki koruma dışındaki ihtiyaçları hakkında eğitim verin.

Nüfusu 50,000 ve Üzerinde Olan Belediyeler ve Büyük Şehir Belediyelerine

• En azından 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun gereklerine uygun olarak kadınlar ve kız çocukları için gerekli sayıda sığınma evleri açın.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne

• 5251 sayılı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Kanunu’yla uyumlu olarak yukarıda listelenen kurumlardan ilgili istatistikleri düzenli olarak toplayın.

• 4320 sayılı Kanun ve kadınların nasıl koruma tedbiri çıkarttırabilecekleriyle ilgili bilgilendirme kampanyaları yapmaya devam edin.

Avrupa Komisyonu’na

• Türkiye hakkındaki 2011 ve sonraki ilerleme raporlarında, aile içi şiddetle ilgili detaylı analizlere ve hükümetin mücadeledeki eksikliklerine yer verin.

• Türkiye’deki aile içi şiddet hakkında çalışan kadın örgütlerine düzenli fon olanakları sağlamaya devam edin.