Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiye’de kadın olmak sadece bir fotoğrafla özetlenebilir.

O kadın ki, kafasında kaskı, belinde silahı, elinde gazı olandan kat kat yüreklidir,

O kadın ki, bu ülkeyi direnci, inancı ve azmi ile ayakta tutar ve ileri götürür.

O kadın ki, erkeği korur, gözetir,

O kadınlar ki, birlik olduklarında bu memleketin tüm çehresi değişecektir.

O günler de yakındır.

8 Mart Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun. 

 

“Türkiye’de Kadın Olmak” üzerine 2 yorum

  1. USTALIK

    Ustalık mesleğin en üst makamı.İşin kurallarını bilen,,adab-ı muaşeret sahibi,estetik sahibi,mükemmellik arayışında olan,işin yolunu, yordamını,sürecini bilen,işte maharet ve beceri sahibi olan,marifet sahibi,işin gerçeğini bulmuş kişi; ustanın makamı;ustalık.

    İşin örgütsel yapısında çırak,kalfa ve ustalık olarak devam eden bir kariyer süreci.Mesleki istikameti olan yol.

    Süreç ama sadece belirli bir zamandan çok daha fazlası.

    Ustalık hiyerarşik iş yaşamının en üst makamı..Bu makam becerinin , bilginin ,maharetin, edebin,tevazunun kıvama geldiği makam.Öz güvenin doruk noktası işin kurallarının bilinenlerin ötesinde yeniden tanımlandığı makam.Ustanın kendine özgü sırra erdiği makam.İşin yeniden gerçekleştiği, gerçeklik makamı.Mesleğin erbablaştığı,meslekleştiği ve ustanın kişiliğine büründüğü makam.İş dünyasına,yaşama örnek olduğu taklit edildiği,takip edildiği makam.

    Ustalık makamında usta; mütevaziliğin en üst makamında,aynı zamanda iyi bir öğretici.Ehil bir kaşif.İnsan sarrafı.Bilgisini ve becerisini keşfettiği ,yeni usta adaylarına aktaran makam sahibi.Şahsında biriktirdiği mesleki,bedeni, ruhsal birikimlerinin halinde toplayan bilge.Çevresine pozitif enerji veren, manyetik bir güce ,alana dönüşen bir makam.Her türlü hırstan ,enaniyetten, makamın,nam veren gücünden sıyrılmış bir kişilik.

    Ustalık kendinden daha iyi bir usta, yetiştirebilme becerisi.İşten yeni işler geliştirebilme becerisi.Usta, yeni pencereler, bakış açıları geliştirebilme ,yeni bakış açıları yetiştirebilme sanatı.Usta yetki devredebilme,sorumluluk bilinci geliştirebilme mesleği.Usta öz güvenin zirvesi,özgür adil ve hakça yönetimin temsilcisi demek.Usta,işi bir sistematik bir şekle sokabilen kendine has tarzı olan,ölçüsü,kıstası olan ve bunu yaşama geçirebilen,hüneri olan , becerinin haklı sahibi . Gerçeği bulmanın ve bilmenin gücü ile maharetin en büyüğünü sergilerken,işin ve yaşamın berraklığını,sadeliği, mütevaziliği, halinde yansıtan, hakkı güçlü kılan bir kişilik demek.

    Günümüz iş ve siyaset yaşamında; kırizlerin,anaforların,sarsıntıların,çöküşlerin,batışların,iflasların geri planında; ustalaşmamış ustalık taslayanların, erbaplaşmamış meslek sahipleri,meslekleşememiş iş sahiplerinin olduğunu görürüz.Ustalık ölçüsünü kullanmadıkları için, ölçümleri yanlış olan,gücü kendinde toplayan,yetki devir edemeyen, idarecilerin varlığını görüyoruz. Bu şekide yöneticilerimiz başarılı olsalar dahi, temsil ettikleri organizasyonun geleceğini riske atmış oluyorlar.Çok büyük şirketler,çok büyük kurumlar,siyasi partilerin tarih sahnesinde yok oluşlarının ,belki de en önemi sebeplerinden biri budur.Gerçek maharete ulaşmamış ,erbaplaşamamış ,yeni çıraklar,kalfalar yetiştirmemiş,hatta kendisinden daha iyi ustalara eserlerini emanet edememiş yöneticilerin olduğunu görüyoruz.

    Bulundukları organizasyonları da ancak kendi kabiliyet ve becerileri kadar geliştirebilen yöneticiler;Kendileri makamı terk etme anı geldiğinde ;sonun başlangıç kapısını da açmış oluyorlar,gelişmemiş kısır ve tekrar eden organizasyonların uzun sürmeyen ömürleri yaşamın az ders alınan sayfalarında yerini alıyor.

    Unutmamak gerekir ki;işe başlayan herkes sonunda usta olamaz,bu yolculukta.İmtihanlar silsilesi.Her an öğrenme ve eğitim gerektiren yaşam tarzı.Her isteyen de bu yolculuğa kabul olmaz.Çırağın niyetinin olması,olgunlaşan hedefleri ve planlara dönüşen fikirleri, ustalık yolculuğunda basamak olan bir merdiven.Gün geçtikçe iradesini kuvvetli bir biçimde göstermesi gereken bir süreç.Çıraklık bir ustanın yanında başlar .İşe yatkınlık öğrenme kabiliyeti,gösterdiği beceri,iş içerisindeki ahlakı edebi önce kalfalık sonra ustalık yolundaki geçen zamanın süresini kısaltır.Son anda bile temkin gerektiren,hassas makam.Çünkü ustaların işi,çalışanı,hayatı tartabilen hassas terzileri var.

    Bir ustanın en büyük imtihanı; makamı terk ettikten sonra usta olabilmesi,ustalara emanet edebileceği eserleri ,zaman ötesi bırakabileceği mesaj,mekanlar ötesi örnek alınabilirlik,ölmeyecek bakiyeleri olan bir yaşam, ya da ….çalıştığı zaman kadar namı olan bir yaşam..

  2. Erkeğin beynine yerleşmiş en zehirli tohum ”lilith kompleksi”…
    erkeğe göre kadın ona eşit olamaz. erkeğin istediği kendini erkekle eşit gören ve haklarından taviz vermeyen lilith değil sadece erkeğe hizmet etmek için yaratıldığını düşündüğü havva’dır.
    Bu kompleks her toplumda her dinde ayrı ama aynı mantıkla kendini gösterdi ve farklı versiyonlarıyla günümüze taşındı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir