Cem Öztürk

Yoğun bir çalışmanın ardından günün son kahvesini yudumlarken Pulitzer ödüllü Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını elime almıştım. Prof. Jared Diamond’un yaklaşımına o kadar kaptırmıştım ki günün son kahvesine yazık olmuştu.

Diamond’a üzerinde otuz senelik çalışma motivasyonu sağlayan soru “İnsanoğlu eş zamanlarda var olduysa, neden uygarlıklar arasındaki fark bu kadar fazla ?”  idi.

Binlerce yıl öncesinde insanoğlu avcılık ve toplayıcılık ile hayatta kalma beceresine sahip iken bir kesim insan coğrafik koşullarının sağladığı arpa ve buğdayı kullanıp tarıma geçmişti.

Avcılık ile her birey salt kendini besleyip günü kurtarırken, tarım ile uğraşanlar kendileri dahil bir çok insana besin sağlayabiliyorlardı. Tarım teknolojisine sahip toplumlar günün çoğunu beslemenin dışında faaliyetlere vakit ayırarak geçirebiliyorlardı.

Ateş ve sonraları simya ile uğraşıp teknolojilerini geliştirdiler, çeliği, tüfeği icat ettiler, göreceli olarak yavaş gelişmekte olan diğer toplumları ya kullandılar yada yok ettiler ve süreç zarfında içinde bulunduğumuz küresel egemen medeniyeti var ettiler.

Medeniyetin taşınması zahmetli ve/veya an itibariyle gereksiz görüldüğü dünyanın ırak bölgelerinde hala avcılık/toplamacılık ile günü kurtarmaya çalışan küçük yerli toplulukları yaşamaktadırlar.

Diamond’in küresel tezini ansızın küçük dünyama, 10 senedir içinde bulunduğum bilişim  sektörüne uyarlanabileceğini gördüğümde içilemeyecek kadar soğumuş günün son kahvesini tazelemeye mutfağa gittim.

Aklıma ilk çalıştığım dijital ajanslar geldi, genellikle günün yoğunluğu içinde kaybolan çoğu  detaylar akşamları ajansların bol kahve stoğuna sahip mutfaklarında tartışılırdı. Hatta itiraf etmeliyim ki bu keyiflli sohbetler sabahları asık suratla bir masa etrafına toplanmış bir avuç mühendis ve pazarlamacının toplantısından çok daha verimli olurdu.

O dosyaların neden hala gönderilmediği, tasarımcılarla yazılımcıların tatlı mücadeleleri ve ancak müşterilere olmayacak işler için kısa süreler vaadetmiş pazarlamacılara karşı birlik olmaları, ötelenen iş-bitim zamanları…

Seneler geçtikçe, çoğu düzgün-doğrusal gelişen sektörlerin çalışanlarının pozisyonları, zamanın yönüde iyileşmekteyken, özellikle yazılım geliştiren iş arkadaşlarımın zamanla sektör dışında kaldığını görmeye, her ne kadar dramatikte olsa alışır olmuştum.

İş arkadaşlarımın gözden kaçırdığı geleneksel bir sektörde olmadıkları, mesleki argümanlarının gelişiminin salt adaptasyonla takip etmenin ötesinde farklı öngörüler geliştirerek bir sonraki gelişimi tahmin etmek ve sektör içindeki varlık nedenlerini koruyabilmek için hazır olmak zorunda olduklarıydı.

Kesinlikle her sektör gelişir, ama yazılım-geliştirme içinde bulunduğu her sektörün gelişim hızına  cevap verebilmek adına baş döndüren bir ivmeyle gelişir, dallanır ve özelleşir.

Süreçten kopmamak için öğrenmeyi öğrenmiş olmak esastır.

Dönelim Diamond’in tezinin içinde bulunduğum bilişim sektöründeki iz düşümüne;

Özellikle dijital ajanslara çalışan yazılım geliştiricilerin devinimi baş döndüren WEB teknolojileriyle markalara özgü hızlı-tüketim-dijital-ürün oluşturma “ mücadelesi “ ülkemizin ekonomik şartlarıda göz önüne alındığında hayret verici derecede başarılı.

Sektör içinden biri olarak bu başarıda büyük emeği geçen yazılım geliştirici sayısının çok az olduğunu söylemek ise ne yazık ki yanlış olmaz.

Yazılım geliştirici başına günlük iş yükünün bu kadar fazla olması ülkemiz gerçeği olsa da, yarın da sektör içinde olabilmek ve “başarıların” parçası kalabilmek adına yazılım geliştiricilerin kullanıcı trendlerini takip ederek bir sonraki teknoloji çatallanmasını öngörüp, yeterli motivasyon öğesi yaratıp, hizmet verdikleri oluşuma değer katmanın yanında kendi gelişimlerine de zaman ayırması gerekmektedir.

Günün kahramanı olmak adına, rutin teknolojilerle gün aşırı ürün veren birçok yazılım geliştirici, kolobratif / zengin internet uygulamalarının ( WEB2.0/RIA ) sektör standartı haline geldiğinin çok geç farkına varabildi ve ne yazık ki hızlı geliştirme sürecine dahil olamadılar.

Keza Facebook ve türevi platformların internet kullanıcıları tarafından kültür olarak kabul edilmesiyle, masaüstü-oyunları ile basit-web-oyunları arasında kendine yer bulan  “Gelişmiş Web Oyunlarının ” yaygınlaşmasının farkına varamayan birçok etkileşimli-uygulama geliştirici, benzer uygulama taleplerini yeteri hızda karşılayamayıp sektör dışında kaldı.

Hızlı üretim sürecindeki günün kahramanlarının unutmaması gerek şey hizmet verdiği işletmenin bir ticari kurum olduğu, kurumun değişen taleplere hızla cevap verebilmek adına keskin manevralar yapabileceği ve kurum içindeki varlık nedeninin salt güncel bilgisi olduğudur.

Her ne kadar eksponansiyel olarak hızlanan dijital üretim/tüketim döneminde dijital ajansların sağlıklı büyümeleri için günün yorgun kahramanlarına kendilerini geliştirmeleri  adına kaynak ayırmaları gerekmekteyse de bu gereksinimin karşılanamadığı işletmelerde, yazılım geliştirici özveriyle kendi tarlasını kendi ekmelidir.

Özelleşmiş bir teknolojinin aranan bir geliştiricisi olsanız dahi, etkileşimde bulunduğunuz diğer teknolojilerinin sağlayıcılarının sitelerinden, bloglarından aylık / senelik yol haritalarını okumalı, laboratuvar ortamlar kurmalı, deneysel çalışmalarınıza devam etmeniz gerekmektedir.

Günü kurtarırken kaçırdıklarınız, yarınki başarısızlığınız olabilir.

Saygılarımla,

Cem Öztürk

Proje Yöneticisi/Yazılım Geliştirici

“Cem Öztürk” üzerine 5 yorum

  1. Cem, bir solukta okudum yazını, kesinlikle böyle keyifli ve biliçlendiri yazıları yazmaya devam etmelisin.

    Okuduğun kitaptan bir tane kendme bir tane de gökoya alasım geldi 🙂

  2. Bir yazılım geliştirici olmasam da, sektör içinden biri olarak durumu çok net açıkladığını söyleyebilirim. Ve önerin gerçekten çok doğru. Fakat şöyle de bir durum var. Cesaretli olan, hedefleri başkalarının ağaçlarında dal olmak yerine; kendi ağaçlarını dikmek dahilinde olan kişilerden pek azı yazılımcı oluyorlar. Bu karakterdeki yazılımcıların da başarılarına az da olsa şahit oluyoruz.

    Aslında ortada bir sorun yok gibi. Yani biraz da karakter ve varoluş meselesi. Biraz standart yaşar yazılımcılar. Hayalleri de standarttır genelde. İstisnaları dediğim gibi az da olsa başarılı olurlar.

    Çok klişe olacak belki ama, Steve Jobs ve Wozniak örneği bu ilişkiyi çok güzel anlatır. Birileri hayaller kurar, projeler üretir, “yaratır”; ikna edebildikleri yazılımcılar da bu hayali gerçeğe dönüştürür.

    Teşekkürler bu güzel yazı için.

  3. Kod yazdığın kadar güzel yazı yazabildiğini bilmiyordum.. Cem Öztürk’ü hiç tanımazken kendisi ile ilgili o kadar şey duydum ki.. Sonra tanıyınca hayranlığım arttı. Kendisini tanıyor olmak bile hoş.

İbrahim Uzun için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir