Hiçbir mülakat bir diğerine benzemez aynen her insanın biricik olduğu gibi. Karşınızdaki adayın niteliğine, iletişim becerileri, kişiliğine göre akış şekillenir. Mülakat bir İnsan Kaynakları Uzmanının karşısındaki adaydan en fazlasını almak için istikrarlı şekilde soru ürettiği zamanlardır. Uzmanın soru kalitesi adayın iletişim ve kendisini ifadelendirebilme seviyesini arttırır. Adaya yöneltilen bir temel soru alt sorucuklara bölünür ve mülakat renklenir, zenginleşir.
Sorulan soruların adayı düşündürmesi gerekir. Aday kimi soru için çok hızlı cevap verebilirken, beklemediği sorularda temkinli davranır ve aslında gerçek kişiliğini sergiler. Beklenmedik sorular karşısında aday agresifleşebilir, gereksiz sorgulayıcı bir tavır içine girebilir hatta yalana başvurabilir. İşte böyle zamanlarda görüşmeyi yapan İnsan Kaynakları Uzmanı çok dikkatli olmalı, satır aralarını okuyabilmelidir. Hiçbir mimik ve jesti kaçırmamalı ama kendi pozitif yaklaşımından da hiçbir zaman ödün vermemelidir.
Karşısındaki adayı hırpalayarak sonuca ulaşmaya çalışan mülakat tarzından şahsen hiç hoşlanmam, yapanı da mesleğin kötü icracısı olarak kabul ederim.
Bu yazı dizisinde adaylara yönelttiğimde en çok verim aldığım soruları gruplar halinde paylaşacağım. Şu an iş arıyor ve başvurular yapıyor olabilirsiniz. Siz de sorulara okuduktan kendi cevaplarınızı verin, hem kendiniz hakkında biraz düşünün, hem de görüşme öncesi ufak bir antreman yapın
“Başlayalım mı? ……………………………
“Bana kendiniz hakkında özgeçmişinizde göremeyeceğim bir şey söyleyin”
“Şirketimiz hakkında neler biliyorsunuz?”
“Bu pozisyon için fazla nitelikli olduğunuzu düşünüyor musunuz?”
“Sizce en kuvvetli yetenekleriniz nelerdir?”
“Meslekdaşlarınız ile kendinizi kıyaslarsanız performansınıza on üzerinden kaç puan verirsiniz?”
“Kendinizde hangi yeteneklerin daha güçlü olmasını isterdiniz?”
“Sizce beyniniz ne renk?”
“Şimdiye kadar içinde bulunduğunuz en yaratıcı proje hangisi?”
“Beklediğinizden fazlasını bulduğunuz bir durumu anlatır mısınız?”
İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Sevgili Caner, olumsuz bir ifade ile başlayıp başlamamk üzerine ben de bayağı düşündüm ve yaşadığımı yazmaya karar verdim. Üç dört haftalık bir gecikme ile açabildik Kaynağım İnsan Kariyer'i, birçok insan "nerede kaldı" diye sorarken. [...]
İpek Aral Kişioğlu May 13thElinize kolunuza sağlık, niyetim asla moral bozmak değil fakat keşke profesyonelleri hedeflediğini söyleyen bu yazı "zamanlama bakımında bir parça geçe kayan" gibi bir ifadeyle başlamıyor olsaydı. [...]
Caner May 13thBu yazıdan sonra riskli kararlar vermek konusunda kendime güvenim arttı. Yakında şu an çalıştığım işi bırakırım heralde. Teşekkürler. [...]
Sebahattin Kumpınar May 13thIsaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 2009Atatürk’e hayranlığım ve sevgim büyüktür. Yıllardır her 10 Kasım’da bloglarımda onun için aklımdakileri kısa kısa yazmayı ihmal etmem. Bu yılsa Kaynağım İnsan’da Atatürk’ümüze farklı bir yaklaşım getirmeye ve onu sadece bir İnsan Kaynakları uzmanı gözüyle değerlendirmeye karar verdim. Aşağıdaki 44 ana Yetkinlik tanımını geçtiğimiz günlerde yayınlamış ve bireylerin kendilerini bu Yetkinlik tanımları kapsamında değerlendirebileceklerini yazmıştım. Örnek uygulama [...]
İpek Aral Kişioğlu 10 Kasım 2009Birleşmiş Milletler Örgütü 1975′i Dünya Kadınlar Yılı olarak duyurduktan sonra, 16 Aralık 1977′de de 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etti. Kadınlar adına pozitif ayrımcılığın her zaman arkasında olduğum gibi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüzü de çok önemsiyorum. Bu nedenle bir yazı yazmaya karar verdim, kendi görüş açımdan kadını anlatmak, biraz da belki kendi [...]
İpek Aral Kişioğlu 08 Mart 2009Evet, sevgili Kaynağım İnsan okuyucuları, Friendfeed dostlarından biri Ali Macit Koçak yukarıdaki üç soruyu gönderdi. Bu sorular kendisine bir pozisyon için yaptığı mülakat serisinin üçüncü etabında “analitik düşünce gücünü” sınamak adına sorulmuş. Soruların doğru cevapları görüşme sonrası kendisine verilmemiş. Soruları bana gönderdi, ben kendi cevaplarımı verdim, üzerine yazıştık. Haydi sıra sizde, soruları bilin, işi alın ! Cevaplarınızı yorum [...]
İpek Aral Kişioğlu 20 Ekim 2009



Sizce beyniniz ne renk… bu guzel
Yazdiklariniza tamamen katiliyorum. Duzgun bir mulakatci sadece denilenlere degil satir aralarina da bakar. Fakat isin icinde biri olarak bu isi duzgun yapan insanlarin cogunlukta olduguna inaniyor musunuz? Oylesine kisisel oylesine is ile alakasiz sorular soruluyor ki, hem de iyi firmalarin IKcilari tarafindan akil alacak cinsten degi. Turkiye’de IKnin gidecek daha cooooook yolu var ki bu yol en basta daha verimli bir kanunla desteklenmeli bence.
İnsan Kayankları içinde birçok alt disiplin barındırıyor. Mülakat, Performans Değerledirme, Eğitim, Kariyer Yönetimi, Yetenek Yönetimi bunlardan sadece birkaçı. İyi mülakat yapabilmek farklı konular üzerinde okuma yapmak, pratik ve biraz da elbet yetenek gerektiriyor. Bu üç bileşenden biri eksik olursa çıkarttığınız iş de eksiktir. Dolayısıyla her İK işe alım uzmanı kendisini bu üç bileşen hakkında yetiştirmeli, sürekli geliştirmeli ve sorgulamalıdır; “ne seviyedeyim?” … bu sorunun cevabını ben meslekdaşlarım adına veremem, vermemeliiyim. Ama sadece şunu söyleyebilirim: ben de bir aday olarak katıldığım çoğunluk mülakattan soru kalitesi bakımından memnuniyetsiz ayrıldım.
Bir de elbet adayın niteliği ve iş tecrübesi arttıkça soru rengi, şekli değişir. Siz oturup niteliğinden emin olduğunuz bir müdüre bu soruları sormazsınız. Onunla “iş” konuşursunuz. Sanırım bir sonraki yazımda bu vurguyu yapmalıyım.
“Bana kendiniz hakkında özgeçmişinizde göremeyeceğim bir şey söyleyin.”
Bu sorudaki ayrıntı için teşekkürler İpek Hanım; çünkü özgeçmişte örneğin eğitim bilgileri varken “eğitiminiz hakkında bilgi verir misiniz” gibi sorular çok sıkıcı oluyor gerçekten.
Görüşmenin amacı zaten özgeçmişten çıkarılamayanların ortaya konması ise neden cevabı oradaki bilgilerden oluşan bir dizi soru soruyor acaba bazı meslekdaşlarımız?
Sevgili Tuba,
Aslında bana göre bir işe alımcının niteliği, başarısı, kalitesi de üretebildiği soru kalitesi ile doğru orantılıdır. Uzman ne kadar yaratıcıysa soru üretmek konusunda, o kadar makbül. Ben kendi mülakatlarım her zaman şunu söylerim : Hiçbir görüşmem bir diğerine benzemez. Asla bir adaya sorduğum soruyu diğerine sormam.