Duygu Keçecioğlu

Bazen öyle birşey olur ki durup tüm geçmişinize bir göz atma ihtiyacı hissedersiniz…İşte tam da o zaman zihninizin dışınızda sizinle ilerleyen enteresan bir dostun farkına varırsınız. Bazen size eşlik etmiş ‘’peki, çok istiyorsan o tarafa doğru bir gidip bakalım’’ demiş, bazen de ‘’istediğin kadar uğraş dur, istikamet bu taraf’’ diye ‘’aksilik’’ etmiş. Ama öyle ya da böyle bir şekilde son sözü hep o söylemiş. Bunun biraz tedirgin edici olduğunu kabul ediyorum. Çünkü hemen hemen birçok bilgi kaynağı,  yaşamımızdaki tüm faktörleri kontrolümüz altında tutup yönetmemiz gerektiğini telkin ediyor. Benim kendi gerçeğimle tanışıp ‘’rahata ermem’’se içerideki  esrarengiz dosta tüm angaryayı yükleyip emekliliğimi(!!!) ilan ettiğim döneme denk geliyor.

Kariyer hikayemin ‘’yetti bu kurumsal yaşam, artık özgürlüğümü ilan ediyorum’’ denilerek başlanan cesaret ve ustalık dolu yaşamlar gibi olduğunu söyleyemem. Her zaman sevdiğim işleri yaptım ya da yaptığım işleri sevdim, bilemiyorum. Benim tüm derdim yaşadığım sağlık sorunlarının her geçen gün hem özel hem de iş yaşantımı sekteye uğratıyor olmasıydı. 18 yıl boyunca migrenle yaşadım, üzerine fibromiyalji ve  tiroid de eklendiğinde ben değil kariyer planları yapmak sabah yataktan kalkmakta bile güçlük çekiyordum. Okuduğum üniversitenin hastanesinde başlayan, Amerika’da yaşadığım dönemde oradaki tedavilerle devam eden ve İstanbul’daki tüm ilgili doktorların kapısını aşındırtan migrenimle ilgili hiçbir aşama kaydedemiyordum. Transformal Nefes ile ilgilenmemim tek sebebi de oksijenin beden sağlığındaki önemi  ile ilgili okuduğum bir makale ve ardından izlediğim bir televizyon programı idi. Ruhsal özgürleşme literatürü, mucizeler, çiçekler böcekler, melekler açıkçası hiç de ilgi alanıma girmiyordu. Tek derdim acaba bedenimin ihtiyacı olan şey oksijen olabilir miydi? İlk nefes seansım unutulmaz bir deneyimdi. Yaptığım şey sadece nefes almaktı ve anlamlandıramadığım bir duygudan diğer bir duyguya uçuşuyordum. Seans sonunda birşeyler olduğu kesindi ama ne olduğunu tanımlamamın imkanı yoktu. İçimde devam etmekle ilgili güçlü bir istek duydum. Çünkü diyafram denen kası kullandığımın ilk kez farkına varmıştım ve bunun bana fiziksel olarak iyi geleceğini biliyordum. Özel seanslar, grup seansları ve haftasonu seminerleri ile devam eden nefes serüvenimin 3. ayında migren ağrılarım farkedilir derecede azalmıştı ve 4. ayında artık migrenle yolarımızı ayırmış olduğumuz ortadaydı…Bedenimdeki fibromiyaljiden kaynaklanan yaygın ağrılar da geçiyordu. İnanılır gibi değildi ve daha da önemlisi tanımadığım dahası kontrol edemediğim-etmek de istemediğim birçok duygunun içinde kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu ve güvende hissediyordum.

Steve Jobs’ın Stanford Üniversitesindeki meşhur konuşmasında dediği gibi ileriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz. Bazen noktaların bir şekilde gelecekte birleşeceklerine şimdiden inanmanız gerekir. Ben de bunu yaptım ve nefesi yaşam şeklim haline getirip olanları izlemeye ve eşlik etmeye başladım.  Nefes beni sağlıklı, sakin, güvende ve barışık bir ruh haline nazikçe bırakmıştı. Kontrolü bir kenara bırakarak kendiliğinden gelen duygulara teslim oldum. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Bakışlarımı içime döndürdüğümde yazımın başında bahsettiğim esrarengiz dost ile tanıştım. İşin süprizi meğer buymuş… ‘’O’’nun aslında gerçek ben benim ise kötü bir dublor oyuncu olduğumu farkettim. Ne kadar gerçek bene yaklaşırsam o kadar işlerin kolaylaştığını o kadar güçlü ve güvende olduğumu gördüm.  Alıştığım şekilde değil de içeriden modellediğim şekilde davranmaya başladım. Sözlerimi, davranışlarımı incelemeye; gerçek bana uygun olanlarını tutup, ondan uzak olanları ayıklamaya başladım. Bu süreçte zorlandım, hırsımdan ağladım, acımasız ve çirkin olan yüzümle yüzleştim…Bitti mi? Hayır!!! Bitecek mi Hayır!!! Egom halen iş başında ve bana yaşamın zor ve mücadele gerektiren bir şey olduğuna inandırmaya çalışıyor. Ama en azından artık ben de onun farkındayım!

Kendime ve danışanlarıma sürekli şunu söylüyorum. Hiçbir yöntemde, hiçbir teknikte, hiçbir öğretide, hiçbir uzmanda sihirli değnek aramayın. Siz teksiniz ve özünüzde mükemmelsiniz. Sizin için en iyisiniz sadece siz bilirsiniz. Kimseye ihtiyacınız yok ve herşey yolunda!!! Eğer içerideki gürültüyü susturmayı başarırsanız en başarılı doktorun, terapistin, ustadın, mentorun, danışmanın içinizde olduğunu göreceksiniz. Birilerinin sizin adınıza yaşamınızı düzenlemesini beklemek yerine iç sesinizi duymanızı engelleyen sesleri engelleyin yeter. Dürüst ve cesur olun. Mükemmelliğinize güvenin ve enerjinizi aşağıya çeken şeylerin sadece alıştığımız ‘’gerçek’’ kavramından kaynaklandığını görmeye çalışın. Gerçek sandığımız şeylerin aslında bir ilizyondan ibaret olduğunu farketmek çok fazla zamanınızı almayacak. Burada bana çok yardımcı olan bir soruyu paylaşmak istiyorum. ‘’Haklı çıkmak mı istiyorsun, mutlu olmak mı?’’ Ne zaman hoşuma gitmeyen bir durumla karşılaşsam kendime bu soruyu soruyorum. Haklı çıkmak için onlarca gerekçe sayabiliyorken hiçbirisinin ama hiçbirisinin benim asıl hedefim olan mutlu ve sağlıklı olmaya hizmet etmediklerini görüyorum. O zaman bilinçli bir şekilde düşüncelerimi mutlu olmak için neler yapabilirime yönlendiriyorum ve bu noktada ben nefesimin gücünü kullanıyorum. Beni sorunu besleyen bakış açısından bir adım dışarı çıkartmakta birebir!!! Dışarıdan olaya baktığımdaysa artık herşey çok farklı. Artık eleştiri yok, olanı kabul ve neden yaşadığıma dair sorumluluk almak var. Size, haklı çıkanlar dünyasından çıkmanıza yardımcı olacak herşeyle işbirliği yapmanızı öneriyorum. Psikoloji, felsefe, holistik bir yaklaşım izleyen ve bilimin süzgecinden geçmiş yöntemler, sağlıklı beslenme alışanlıkları, bedeninize ve ruhunuza saygı duyan tüm kadim bilgiler, kitaplar, bloglar, pozitif dostlar, hatta üzerine çalışma ve analiz için negatif dostlar.  Sizi sizinle başbaşa kılacak, zihninizi yormadan, kirletmeden, bulandırmadan aydınlatacak birçok şey var. Size müdahale etmiyorsa, değiştirmeye çalışmıyorsa, bedeninize karşı fiziksel anlamda saygılı ve dikkatliyse denemeye değer. Zaten bir kere kafaya taktınız mı –güzel haber- emin olun o sizi buluyor. Stefano Elio D’ Anna’nın Tanrılar Okulu kitabı her zaman başucu kitabım olmuştur. Panomda asılı duran kitaptaki şu cümleyi son derece çarpıcı ve gerçek bulurum:

Bütünlük oluşun bir öz iyileştirme sürecidir. Bin yıllık inanışların tersine çevrilmesini; olumsuz duyguların ve yıkıcı düşüncelerin bir dönüşümünü, öz denetime ulaşmayı, yiyecekler, uyku ve nefes üstünde egemen olmayı gerektirir.

Bana gelince…Ben nefes yolculuğuma bu senenin başında kurduğum Stüdyo Prana’da devam ediyorum. Bir yandan yola devam ederken bir yandan aynı yolun yolcularına seyahat arkadaşlığı yapıyorum. Her bir bireyin ne kadar mükemmel ve varlığının gerekli olduğunu gözlemliyorum. Onlara onlardaki mükemmelliği göstermeye çalışıyorum. Bizi birbirimizle kendimize tanıtan düzene şaşırmakla geçiyor günlerim. Bir de iki lafımın biri nefes diğeri diyaframJ

Daha tutarlı, daha açık, daha cesur, daha net, daha bilgili Duygu’nun izlerini sürüyorum içimde. Yaşamımdakilerin kıymetini bilmeye çalışıyorum, yaşamımda olmayan bazı eski dostlarımın özlemini duyuyorum…Anlamaya, anladıklarımı anlatmaya çalışıyorum. Bazen feciiiiii şekilde tembellik yapıyorum. Zaman zaman zayıf hissediyorum. Zaman zaman çok istiyorum ama elde edemiyorum. Sonra, hayatla gereksiz mücadele etmemem gerektiğini hatırlatıyorum kendime. Seçimlerimde emin olmak istediğim tek şey egomun oyununa gelip yaşadığım evrene ve insanlara zarar vermemek. Herşey mükemmel bir senaryonun parçası ve ben elimden geleni yapmanın kucağında sakinleşiyorum. Zaten bir süre sonra ters giden şeyin neden ters gittiğini de anlıyorum.

Eskiden seyahat etmeyi sevmezdim. Şimdi birçok seyahat planım var. Aldığım seslendirme eğitimi sertifikası ile birşeyler yapasım var, yazmak istiyorum ama sanırım onun daha zamanı var.

Ve tabi şu anda yapmaktan en fazla keyif aldığım iki şeye son sürrat devam edeceğim; yaşamımdakilerin nefeslerine dokunmak ve sonsuz düşler kurmak…D’Anna’nın dediği gibi ne de olsa ‘’Düş varolan en gerçek şeydir.’’

Düşleriniz ve nefesini her daim açık olsun…

Sevgilerimle

Duygu Keçecioğlu

Transformal Nefes Terapisti ve Eğitmeni

“Duygu Keçecioğlu” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir