Her Şeye Rağmen Daha Uzun Yaşıyoruz

Ortalama insan ömrü, çeşitli faktörlere bağlı olarak coğrafyadan coğrafyaya ve gelir seviyesine göre değiştiği bilinen bir şey.

Closing the gap in av generation” adlı bir rapor hazırlayan ve konunun önemli uzmanlarından biri olan Londra’daki The International Institute for Society and Health başkanı Sir Michael Marmot ile bir söyleşi vardı bugün İsveç’in önemli günlük gazetelerinden biri olan Svenska Dagbladet’de.

Marmot, dünyada son 20-30 yılda insan sağlığı ve ortalama ömrü konusunda negatif ve pozitif bir veri ortaya koymaktan çekiniyor. Bunu ölçebilmek için global dünya çok kompleks. Örnek olarak Latin Amerika üzerinde duracak olursak, genelde ortalama insan ömründe bir uzama var. Örneğin Brezilya, artık 72 yıl gibi kabul edilebilecek bir düzeye geldi. Fakat ülke içinde bölgelere göre değişen büyük farklar var. Özellikle Brezilya, ülkedeki gelir düzeyi ve yaşam standartlarının arasındaki uçurumları ile tanınıyor.

Gelir düzeyinin de yaşam kalitesine pozitif etkilerini kabul edeceksek, bu konuda bir iki rakam ve karşılaştırma vermek uygun olur:

Ülkelerde gelir düzeyleri arasında bir karşılaştırma yapmak için insanlar arasında en yüksek gelir düzeyine sahip % 20 ile en düşük gelir düzeyine sahip % 20 nin gelir ortalamaları alınıyor. Bu hesaplamalara göre aradaki farklar şöyle:

İsveç: Yüksek gelir grubu düşük gelir grubundan 4 kat fazla kazanıyor.
İngiltere: 7 kat
ABD: 8,5 kat
Meksika: 13 kat
Şili: 19 kat
Brezilya: 25 kat

Tüm bu rakam ve oranlar arasında Michale Marmot, kendi yaşadığı şehir olan Londra‘yı örnek alıyor:

Şehrin zengin semtlerinden olan Kensington veya Chelsea’de ortalama yaşam 88 yıl iken, bir saatlik bisiklet sürüşü mesafesinde olan Kuzeydoğu Londra’da bu ortalama 71 yıla düşüyor. Londra… Batı’nın en zengin başkentlerinden biri…

Avrupa’dan Afrika kıtasına hareket ettiğimizde daha da çarpıcı rakamlar var. Pekçok ülke bu kıtada HIV/AIDS, açlık ve savaşlarla boğuşuyor. Hepsinde değil ama özellikle Zimbabwe, Zambia, Swaziland ve Lesotho’da insan ömrü ortalaması geriye doğru gidiyor. Zimbabwe’nin bazı bölgelerinde kadınların ortalama ömrü 34 yıl. Fakat tüm bu karanlık tabloya rağmen genele baktığımızda, Afrika kıtasında insan ömrü yine de uzamış. 1970 lerde 48 olan ortalama ömür, 51 e çıktı.

Çok da büyük bir gelişme yok değil mi? Fakat Hindistan örneği ilginç. Yine 70 lerde Afrika ile aynı ortalamaya sahip olan Hindistan, aradan geçen zamanda 12 yıl koymuş ortalamasının üzerine.

Bu tip raporlar kuşkusuz globalizme ve serbest piyasaya veriştirmek için argüman olarak da kullanılabilir. Bu eleştirilerin haklı oldukları yönler olsa da özellikle Hindistan örneğinde son 10 yılda filizlenen, gelişen bilişim sektörüne ülkenin global anlamda katkısı tartışılmaz. Bugün Hindistan’da kendilerini belli bir sınıfa mahkum eden kast sistemini kırabilmenin yolu olarak IT alanında kendilerini yetiştirmeyi gören hatırı sayılır bir kesim, yine Globalizmin sayılabilecek pozitif etkilerinden de faydalanıyor diyebiliriz.

Closing the gap in av generation” adlı raporuna göre, sağlık sektörü ve hizmetlerinin halk sağlığına % 20 lik bir pozitif etkisi var. Erişilebilirliliği arttırmak, önleyici tedbirler almak, merkezi ve lokal sağlık hizmetlerini iyi koordine edebilmek, eğitim ve sonuçları ölçmek gibi faktörler bu % 20 nin bileşenleri.

Fakat bunlardan daha önemlisi fakirlikle savaşmak, işsizlik oranını azaltmak, çalışma şartlarını iyileştirmek.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hesaplarına göre, kötü şartlarda yaşayan 1 milyar dünya vatandaşının yaşam koşullarını değiştirmek, aradaki farkları düzlemek için gereken kaynak 100 milyar dolar. Oysa şu geçirdiğimiz ekonomik krizde bankaları kurtarmak için harcanan para bunun 10 katı.

Sonuç olarak, dünya genelinde iyileşen yaşam standartlarından herkesin daha adaletli bir pay almasını sağlayacak bilgi ve isteğe ”çoğumuzun” sahip olduğunu ileri sürüyor Michael Marmot.

“Ancak bunun için elinde bu adaletsizliği düzeltme gücü olan herkesin aynı anda metodik olarak doğru yöne ve aynı yöne çekmesi gerekiyor. Ne kadar optimist bir insan olsam da bunun realist bir düşünce olmadığını biliyorum.”

Kaan Doren
http://postdijital.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir