İletişimin Altın Kuralı

sözlü iletişim İster iş, ister gündelik hayatımız, her gün, her yerde iletişim içindeyiz. Konuşuyoruz, yazışıyoruz, dokunuyoruz …

Peki, konuşurken, yazışırken, dokunurken anlatmak istediğimiz ile iletişim içinde olduğumuz kişi(ler) tarafından anlaşılan aynı mı? Bazen evet ama kanımca sıklıkla hayır.

Karakter yapısı olarak ben davranışlarımla olmasa bile özellikle konuşurken ve yazışırken çok net olduğumu düşünürüm. Kelimeleri yuvarlamamaya, bulanıklaştırmamaya, manipule etmemeye özen gösteririm. Hatta birlikte çalıştığım birçok kişi benim bu açık ve direkt tarzımdan rahatsız olur, alışmakta zorlanırlar. Yaptığım doğrudur, yanlıştır, tartışılır ama bu güne kadar yaşadıklarım bu netliğimin bile karşı tarafın söylediklerimi doğru algılamasında yeterli olmadığını bana çok net göstermiştir.

Bir toplantıda geliştirdiğiniz söylemlerin “kesin karar” olmadığını defalarca vurgularsınız ama ertesi gün “kesin karar” diye konuşulduğunu duyarsınız. Veya bir iş/projeyi detaylı açıklamasıyla ve terminiyle ekibe verirsiniz  ama siz başında durmadıkça, kontrol etmedikçe, dürtmedikçe kimse organize olmaz, çalışmaz, bahaneler havada uçuşur, ekip içi suçlamalar dağlar tepeleri aşar. Aslında bana göre ister iş, ister özel hayat, birçok kişinin ana amacı iletişim değil, iletişimsizliktir.

İşte bu nedenle özellikle sözlü ve yazılı iletişimde kesinlikle unutulmaması gereken altın kuraldır;

Sizin ne söylediğiniz değil, karşı tarafın ne algıladığı, ne algılamak istediğidir mühim olan.

Bazen diyorum Temel olsam, daha mı anlaşılır olurum?!

😉

İşlediği ağır suçtan ölüme mahkum olan Temel’e son sözönü sormuşlar:

– Ne diyeceksin?

– Ha, pu pağa, eyi pir ters olsun

“İletişimin Altın Kuralı” üzerine 5 yorum

  1. Sevgili Onur Değerli, sanırım konuşmamak değil de, önemli olan kiminle nasıl konuşulması gerektiğini veya dediğiniz gibi konuşulmaması gerektiğini keşfetmek. Ben bireyin iletişimde niyetinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bazen niyeti kötü olmayan insanlarla da iletişimsizlik yaşanabiliyor. Dakkat edilmesi gerekenler kanımca niyeti kötü olanlar.

  2. Profesyonel davranmak adına, kendimizden taviz vererek, karsi tarafin anlayacagi dilden konusmak mi?

    Yoksa karsi tarafin de biraz olsun profesyonel olmasini mi beklemek?

    Karsi tarafin isine gelmeyecek her konu algilarini kapali tutacaktir. Bu acidan konunun karsi tarafa gore dogru-yanlis oldugu onemli oluyor. Aile, iliski ve diger cevreler de, biz ne kadar acik ve net olursak olalim, senin basina geldigi gibi bu acik ve net olmak yanlis algilanmasi yuksek ihtimaldir.

    Bence, elimizden geldigince is icin profesyonel, aile, iliski ve cevre icin algisi acik insanlar bir arada olmali tercih ederim.

    1. Sevgili Volkan, sana kaytılıyorum, açık ve net olmak en iyisi. Ama benim açığım bir diğeri için fazla veya az olabiliyor. Zaten bu frekans uyumsuzluğu belki de ilk kopuş.

  3. Yazıda önemli bir noktaya değinmişsiniz. İşte bu belirttiğiniz nedenlerden dolayı artık konuşmamayı tercih ediyorum. Çünkü konuşmak istediğim zaman gereksiz yere yoruyorum kendimi.

Onur Değerli için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir