2014’ü Kapatırken

2014

Bir kocaman yılı devirmek üzereyiz. O zaman kendi kendime şu soruyu sorma zamanı:

İpek, 2014’ü üç kelime ile özetlemeni istesem hangileri olurdu?

1. Sıradışı: 2014 yılı başında hiç öngörmediğim sıradışı süreçler yaşamaya başladım. Bunlardan en önemlisi, çok büyük, uzun soluklu, kritik bir kaynak planlama ve yapılandırma projesine başlamış ve odaklanmış olmamdır. Oldukça kısa sürede, sağlam takım çalışması ile çok ilerledik ve 2015’de ilk etap uygulamaya geçeceğiz. Projenin adı veya içeriği şimdilik bende kalsın, merak edenler ile ayrıca konuşuruz.

2. Dönüşüm: 2013 Gezi olayları ile canlanan ve 2014 yılı itibariyle kimliğini bulan mesleki bir dönüşüm yaşıyorum. İnsan kaynakları ve yönetim bilimlerine yönelik derin etki/ilgi alanıma 2014’de siyaseti de ekledim. Son bir yıl içinde yaptığım okumaların %80’ı yeni gelişen etki/ilgi alanıma yönelik oldu diyebilirim.

Ancak yaşadığım bu zihinsel açılımın olumsuz yansımasıları da var. Son 4 aydır Kaynağım İnsan’da yazı üretmekte aylık hedefimin bir hayli gerisine düştüm. Ocak 2015’de yayınlayacağım performans karnemde İK yazısı üretme sayımda hedef revizyonuna gideceğim (8’den 4’e).

3. Azim: 2014 yılı boyunca pek çok mesleki olay ve olumlu gelişmeler yaşadım, yeni ortamlara girdim, birbirinden değerli insanla tanıştım. Bütün bu zorlayıcı zenginlikten aldığım mesajı Karl Gutzkow’un sözü “İnsanlar bize, bizim kendimize inandığımız kadar inanırlar” ile özetleyebilirim.

“Eğer azimle, ahlak ve akıl dolu çalışırsak, hiçbir güç önümüzde duramaz.” dedi bana 2014. 

Ya siz, 2014 yılını hangi üç kelime ile özetlersiniz?

🙂

Kaynağım İnsan 5 Yaşında!

Kaynağım İnsan 5 yaşında

9 Ekim 2009 Cuma günü büyük bir heyecan ile yayına soktuğum Kaynağım İnsan beşinci yaşını bugün doldurdu.

Kaynağım İnsan’nın , geçen beş yıl içinde benim hem zihinsel, hem de kariyer gelişimimde büyük katkısı oldu.  Beş yıl önce başlayan İK blogu yazma yolculuğumda birileri karşıma geçip “2014 yılında danışmanlık yaparak birbirinden önemli projeler yapacaksın, yüzlerce insana eğitim vereceksin, kapı kapı üniversite dolaşıp gençlerle buluşacaksın, binlerce pırıl pırıl insanla iletişime geçeceksin” deseler, bıyık altından gülerek “yok canım, nasıl olacakmış bütün bu saydıklarınız?” diye sorardım.

Hepsi oldu ve biliyorum ki çok daha güzelleri olacak.

Yazarak iletişime geçmek bir tercih. Kolay olmayan ama getirisinin çok olduğunu bizzat tecrübe ettiğim ve herkese tavsiye ettiğim bir faaliyet. Yazarak öğrenmek, okuduğunu yazarak paylaşmak, yazdığına gelen yorumları değerlendirmek ve daha fazlasını üretmek için çaba içine girmek maratonuna çıkan pek çok genç İK’cının nefis başarılarla kariyerlerini hızlandırdıklarını gördükçe, bu yolun işlediğine olan inancım katlanarak artıyor.

Beş yıl içinde kariyerimin gelişim çizgisini analiz ettiğimde kendimden memnunum. Ancak daha gitmem gereken çok yol, okumam gereken çok kitap, yaşamam gereken çok tecrübe olduğunu farkındayım. Sadece insan kaynakları ve yönetim bilimleri değil, sosyal ve siyasal konularda da kendime açılımlar geliştirmeye odaklandığım son bir yıl içinde, Türkiye’nin gelişimi adına ciddi kafa yorduğumu ve emek sarfettiğimi Kaynağım İnsan’ı yakından takip edenler biliyor. Bu çabalarımın artarak devam edeceğinin altını kalınca çizmek istiyorum.

Kaynağım İnsan, bugün beşinci yaşını doldudu. Onuncu yaşını kutlayacağımız 9 Ekim 2019 Çarşamba günü, hepimizin barış ve sevgi dolu aydınlık bir Türkiye’de yaşıyor olmasını diliyor, bloğumu takip ederek verdiğiniz moral desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.

İç Denetim Uzman ve Uzman Yardımcısı Arıyoruz !

Strateji Faktoring A.Ş. ve Yatırım Finansal Kiralama A.Ş. bünyesinde Yönetim Kurulu Üyesine bağlı olarak çalışacak İç Denetim Uzman Yardımcısı aramaktayız.

Pozisyon için aranan nitelikler, yetkinlikler ve görev tanımı aşağıdadır.

Nitelikler;
Üniversitelerin tercihen ekonomi, finans veya işletme bölümü mezunu,
Uzman Yardımcısı: Tercihen bir yıllık iç denetim tecrübesine sahip,
Uzman: Üç yıllık iç denetim tecrübesine sahip,
Genel muhasebe, finans, istatistik, raporlama konularında bilgili,
İleri seviyede excel ve powerpoint kullanabilen,
Erkek adaylarda askerliğini tamamlamış,

Yetkinlikler;
İç motivasyon sahibi,
İşini takip eden ve sonuç odaklı,
Optimist ve problem çözme becerisi olan,

Görev Tanımı;
Şirketin kanun, yönetmelik, mevzuat ve prosedürlere uygun çalışmasını denetlemek, günlük iç kontrol faaliyetlerini yürütmek ve Yönetime raporlamak
Masak uyum görevlisi olarak şirketin Masak kuralları çerçevesinde çalışmasını denetlemek ve gerekli hallerde Masak’a bildirimde bulunmak
Şirketin risk yönetimi , gelişimi ve vizyonunu değerlendirmek üzere analiz yaparak önerileri hazırlayacağı MIS raporu ile Yönetime sunmak.

Çalışma Koşulları
Servis: Var
Yemek: Ticket Uygulaması
Sigorta: SGK + Özel Sağlık Sigortası

 

Pozisyon ile ilgilenen adayların “[email protected]” e-posta adresine özgeçmişlerini göndermelerini rica ederiz.

Kariyere Başlarken

 

2014 yılında üniversitelerden aldığım seminer davetlerinde konuşma konu başlıklarım çeşitlenme ivmesi gösteriyor. Geçtiğimiz yıllarda sadece mülakata odaklanan üniversite gençliği artık iş dünyasına girişe çok daha geniş bir perspektifte yaklaşıyor. Bu mutluluk verici.

Gençler, kariyer kavramının hayatımıza ne zaman girdiği, üniversite boyunca nasıl kariyer altyapısının güçlendirilebileceği, özgeçmiş zenginleştirilmesi, kariyerin geliştirilmesi ve 21. yüzyılda kariyer çeşitliliği gibi farklı konularda aydınlanmak istiyor.

Seminer verdiğim öğrencilere “Sunuma blogumdan ulaşabilirsiniz” diyorum. Eh, artık ulaşabiliyorsunuz. Hepinizi sevgi ile öpüyorum. 😀

Birleşmiş Milletler’de Kariyer Yapmak

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği resmi web siteleri, uluslararası boyutta insan kaynaklarına yönelik geliştirilen uygulamaları takip etmek farklı açılardan çok faydalı oluyor. Örneğin, geçen yıl Haziran ayında, Avrupa Birliği, Grundvig Yaşam Boyu Eğitim Programı kapsamında Londra’da “Küreselleşme ve BM’in Milenyum Hedefleri” üzerine katıldığım eğitim bu takiplerimin bir meyvesidir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu iki örgütte bana uygun bir proje olsa çalışmayı da çok isterdim. Yerel olanla birlikte global konuları da kavrayacak şekilde algımı, bakış açımı genişletebilmenin hem hayat, hem de iş kalitemi arttıracağına, yaratabileceğim faydayı katlayacağına inanıyorum.

Eğer sizin de benim gibi büyük manzarayı daha yakından görebilmek arzunuz varsa, Birleşmiş Milletler Kariyer portalına mutlaka göz atmalısınız.

BM Kariyer portalı, pek çok özel şirketi kıskandırabilecek nitelikte: sade, kolay anlaşılır, organize, içerik bakımından zengin. Portalda hangi koşullarda stajyer, gönüllü, geçici veya sürekli BM çalışanı olunabileceği şeffaf şekilde anlatılıyor. Kariyer yolları iş aileleri bazlı aktarılıyor. Maaş ve sunulan sosyal imkanlar paylaşılıyor.

Portalda, Kaynağım İnsan ‘genç’ takipçilerinin ilgisini çekebilecek önemli diğer bir alan ise Genç Profesyoneller Programı. Eğer 32 yaş altındaysanız ve İngilizce de biliyorsanız, başvurunuzu hemen yapın, imtihana girin, kimbilir belki gelecek yıl bu zamanlarda dünyanın bambaşka bir köşesinde kendinizi çalışıyor bulabilirsiniz. 🙂

Yönetici Ne İster?

Belki bir yöneticisiniz, belki değil. Belki de hedefiniz bir gün başarılı bir yönetici olmak. Şu an hangi rolde olursanız olun aşağıdaki maddeler size kılavuz olsun. Genç profesyonellerin okuyacağınız pek çok maddede problem yaşadığını gördüğüm ve dinleiğim için yazma ihtiyacı hissettim. Hiçbiri hayatınızda ilk defa okuyacağınız maddeler değil. Ama zaten bizim derdimiz de bilip uygulamamak değil mi? Oysa kariyer yolunuzun sizi çıkartabileceği tepe 21 kritik tespitten ibaret.

Evet, bir yönetici çalışanından ne ister? Sayayım:

1. Size verilen işleri eksiksiz yapın. Çalışın.

2. Bahane değil, sonuç üretin.

3. Terminlere uyun.

4. İşiniz, sektörünüz, rakipleriniz hakkında sürekli araştırma geliştirme yapın.

5. Yöneticinize akıllı sorular sorun.

6. Yöneticinizin sizi gelişim yolunda yönlendirmesini isteyin.

7. Proje fikirleri üretin.

8. Yöneticinin angaryalarını ondan alın.

9. Projeler ve işler için gönüllü olun.

10. Güleryüzlü olun.

11. Kitap ve kaynak takip edin, öğrendiklerinizi ynöeticiniz ve ekip arkadaşlarınız ile paylaşın.

12. İş üzerine yöneticinizin size hedef koymasını beklemeyin, kendisinz de hedef üretmek konusunda proaktif olun.

13. İşe, projeye başlarken sonunu düşünün. Hedefinizi koyun ve yola öyle çıkın.

14. Yöneticilerin de geri bildirime, hatalarını duymaya ihtiyacı vardır. Burada önemli olan bu iletişim sürecindeki üslubunuzdur. Üslubunuzu saygılı, ölçülü ve empati kurarak geliştirin.

15. Ekip arkadaşlarınız ile paylaşıma dayalı olumlu ilişkiler geliştirin.

16. Dedikodu yapmayın.

17. Yöneticinize kendinizi doğru ifade edin. Yöneticinin sizi anlamasını beklemeyin.

18. ‘Bu benim işim değil’ asla demeyin.

19. İlk başta kendi kendinizi yönetin. Kendi kendinii motive edin.

20. Değişime açık olun.

21. Yöneticinizi aklınızı kullanarak yönetmeyi öğrenin.

İyi Şirket Mi, İyi Yönetici Mi?

Sosyal medya kariyer ağı Linkedin bütün dünya kadar Türkiye’de de çok popülar. Geçen yaz Linkedin çok akıllıca bir strateji ile ağı Türkçe kullanıma açtı. Sonrasında da ülkemizden ağa kaydolan nitelikli insan kaynağının sayısı katlanarak arttı, artmaya da devam ediyor.

Nitelikli profesyonellerin böylesi bir platformda bir araya gelmesi sadece sosyal işe alım süreçlerini beslemiyor. Kurulan meslek gruplarında son derece faydalı, geliştirici, düşündürücü paylaşımlar, tartışmalar ve anketler yapılıyor.

Ben de Kaynağım İnsan blogumun bir uzantısı olarak Linkedin’de grup işletiyorum. Ocak ayında Linkedin Kaynağım İnsan grubumda tek sorudan oluşan bir anket uygulaması yaptım. Soru ve seçenekleri şöyle idi:

Yeni işinizi arıyorsunuz. İki şirket alternatifiniz var. Hangisine gore tercihinizi yapardınız?

a. İyi yönetici
b. İyi şirket
c. Tatminkar maaş
d. Nitelikli ekip arkadaşları
e. İyi sosyal imkanlar

Ankete bir ay içinde 162 kişi cevap verdi, 53 yorum geldi. Sonuçlar hakkında tahmin yürütebilirsiniz ama ben sizi fazla merakta bırakmayayım ve yazayım:

a. İyi yönetici  – % 29
b. İyi şirket  – % 31
c. Tatminkar maaş – % 14
d. Nitelikli ekip arkadaşları – % 18
e. İyi sosyal imkanlar  – % 5

Anket şıklarındaki ‘iyi’ sıfatı pek çok kişi için bulanık gelebilir. Zaten amacım da herkesi düşündürmekti: ankete katılan her bir profesyonel için ‘iyi’nin karşılığı neydi, kimdi?

İyi Yönetici Kimdir?  

Kendi anket sorumu cevaplarken ben seçimimi ‘iyi yönetici’ den yana kullandım. Bu seçimi yapmamın iki nedeni vardı:

Birincisi benim zihnimdeki iyi yönetici tanımı idi. Benim iyi yöneticim liderdi, kendisini geliştirirdi, bana geri bildirim yapar, beni yönlendirir, ilham ve coşku verir, beni zorlar, beni takdir eder, beni geliştirirdi, Üstelik iyi bir yöneticinin iyi bir şirkete de ihtiyacı yoktu. O zaten vasat, hatta kötü bir  şirketi pırıl pırıl parlatacak yetkinliklere ve optimizme sahipti.

İkinci nedenim ise ‘iyi şirket’ olarak kabul edilen pek çok organizasyonun yaşamakta olduğu bence en büyük problem: kemikleşmiş orta veya üst kademe yöneticilerin nitelik ve yetkinlik azlığı. Uzun yıllar aynı organizasyon içinde kalmayı ve yükselmeyi bir şekilde başarmış bu kitlenin en büyük becerisi altlarına gelen filizlerin hayatlarını zindana çevirmektir. Hatta biz İK’cılar bu gerçeği şöyle bir saptama ile ilgililerine sunarız: Profesyonel kişi bir marka ile çalışmaya başlar, yöneticisi nedeniyle işverenden ayrılır.

İyi Şirket % 31 İle Şampiyon

Anket sorusuna katılan 162 kişiden 52’si iş arayışında ‘iyi şirketi’ tercih edeceğini belirtti. Ankete gelen yorumlarda bu tercihin nedeni şöyle açıklandı: İyi bir şirkette zaten iyi yöneticiler, tatminkar maaş, nitelikli ekip arkadaşları ve iyi sosyal imkanlar vardır. Tutarlı ve güçlü bir gerekçe olmakla birlikte pratikte pek çok ‘iyi’ olduğu düşünülen organizasyonda büyük verimsizliklerin, memnuniyetsizliklerin olduğunu yıllar sonra çeşitli kaynaklardan vaka çalışması olarak okuyoruz ve şaşırıyoruz. Ürün/hizmet marka imajının işveren markasının önüne geçebildiğini gösteriyor aslında kanımca bu şampiyonluk.

Tatminkar Maaşın Pabucu Dama

Linkedin’in nitelikli insan kaynağının bulunduğu bir sosyal ağ olduğunu yazmıştım. Dolayısıyla nitelikli insan kaynağının niteliksizden en büyük farkı belki bu anket sorusu ile ortaya çıkıyor. Nitelikli insan kaynağı paradan ziyade işe, işin sahibine, işi yönetene yöneliyor.

Nitelikli İş Arkadaşları Şart

Bana arkadaşını göster, sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözümüzün iş hayatına da bire bir yansıtılabileceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla nitelikli iş arkadaşları ile çalışmayı seçmek benim de ikinci tercihim olurdu.

İyi Sosyal İmkanlar  Mı, O Da Nesi?

Henüz taban maaşının düşüklüğü problemini aşamamış insan kaynağımızın  anket sorusunda sosyal imkanlara odaklanması hayalcilik olurdu. Ancak ankete gelen yorumlardan birisi çok düşündürücüydü: Eğer bir şirket iyi sosyal imkanlar sağlıyorsa, diğer dört seçeneği çoktan en tepe noktaya taşımış demektir. Ya sizce ? Bu yorumda haklılık payı olabilir mi?

 

Anket sorusunu görüntülemek için: http://lnkd.in/abGeRQ

Pfizer’de Gelecek Var !

Pfizer, İnsan Kaynakları olarak Türkiye’de sosyal medyada en aktif kuruluşlardan biri. Facebook’daki Kariyer sayfası ve uygulamasının (uygulamayı mutlaka inceleyin) binlerde üyesi bulunuyor. Pfizer İK, 2010 yılında yine bir ilke imza atmış ve e-kariyer etkinliği Pfizer’de Gelecek Var ‘ı başlatmıştı. Aradan geçen iki yıllık süre içinde e-kariyer etkinliği eminim Pfizer’e büyük katma değer yaratmıştır. Ama internet kullanıcısı sürekli yenilik istiyor. Pfizer de e-kariyer etkinliğini güncellemiş ve yeni arayüzü ile hedef kitlesinin karşısına gelmiş.

İstanbul’da yaşayıp Pfizer’in merkezinin Ortaköy’de olduğunu bilmeyen yoktur. E-kariyer etkinliğine girdiğinizde Merkez binalarını ve bu binalardaki bölümlerin yerleşim düzenini görüyorsunuz. Tabii ki ben merakla İnsan Kaynakları bölümünü tıkladım.

Karşıma çıkan ekran Pfizer İnsan Kaynakları kadrosunu idi. Hangi isime tıklarsanız, bu İK profesyonelinden Pfizer İK uygulamalarına dair bilgiler alabiliyor ve soru sorabiliyorsunuz.

“Teras” bölümüne girdiğinizde Pfizer’in kurumsal bilgilerine, değerlerine, şirketteki ortama ve neden Pzifer’de çalışmanız gerektiğine dair 10 gerekçeyi öğrenebiliyorsunuz.

İlaç sektöründe çalışmayı ister hedefleyin, ister hedeflemeyin, kariyer yolunun başlangıcındaki bir genç olarak Pfizer’de Gelecek Var e-kariyer etkinliğini mutlaka incelemenizi, ilgilendiğiniz uzmanlık alanlarındaki profesyonellere sorular sormanızı öneririm. Elinde yeterli bütçesi olan İK’cılar içinse ilham verici bir çalışma, keşfedilmeli 🙂

Enerjik Kariyer ve Sinerji

Ancak mühendislerin anlayabileceği, içinden çıkılmaz karışık denklemlere,termodinamiğin kompleks formülasyonlarına girmeksizin, herkesin anlayacağı türden bir tanımla enerji, bir sistemin iş yapabilme yeteneği olarak basitçe ifade edilebilir. Buradan hareketle basit bir mantıkla, her ne olursa olsun bir iş yapılacaksa bunun için gerekli olan ilk kaynak enerjidir demek yanlış bir tanım olmayacaktır. Yaratılmış olan en mükemmel ve eski canlı olan insanın dahi, (37 C vücut ısısına sahip, ortalama 80 kg, -23 C mahal sıcaklığında) ortama bir saat içerisinde 350 kcal’lik ısı enerjisi bırakması ve yukarıda da tanımladığımız şekilde yapılacak olan her iş için gerekli olan ilk kaynak olan enerjinin yeryüzünde ne kadar temel değer ve aynı zamanda bilim dalı olduğunun anlaşılmasında yeterli olacaktır.

Fıtratı gereği enerjisini, her zaman daha iyiye yönelmeye doğru harcayan insanoğlunun bu mücadeledeki kök sebebi mutlu olmaktır. Daha iyi okullarda okuma, daha iyi şartlarda çalışma, daha iyi gelir, daha iyi imkanlara ve standartlara sahip olma ideali, mutlu olma amacına yönelik araçlardır.

Bu noktada, nihai amaca yönelik araçlar arasında en önemli dönüm noktalarından birisi şüphesiz ki insanların yaşam biçiminde birincil rol oynayan meslek seçimidir. İstikbaldeki hayat standartları ve kalitesinin belirlenmesindeki bu önemli kritere yönelik tercihler yapılırken verilecek doğru ve isabetli kararın bireysel mutlulukta çok önemli bir yeri vardır.

Meslek seçiminde isabetli davranan kişilerin, işlerini severek yaptıkları, mesleklerinde ilerleyerek iyi bir kariyer yaptıkları, mutlu çalıştıklarından dolayı verimlerinin yüsek olduğu ve buna paralal olarak da iyi bir hayat kalitesi elde ederek mutlu oldukları görülmektedir. Bütü bu argümanlardan hareketle, hayatta mutlu olmanın temel yapı taşlarından birisi uygun meslek seçimidir demek yerinde bir tespit olacaktır.

Meslek seçiminde göz önünde bulundurulması gereken bir çok argümanın olduğu aşikardır. Orta öğrenimden itibaren analiz edilecek bu argümanlara yönelik olarak yapılacak tercihe yönelik verimli uygulamalar muhakkak ki alanında yetkin insan kaynakları uzmanları tarafınca yapılmalıdır. Bu yazıda, başlığımızda da refere edildiği üzere, enerji alanındaki kariyere yönelik tespitlerde bulunulmaya çalışılacaktır.

Enerji sektörü, giriş kısmında da ifade edildiği üzere çok geniş yelpazeye sahip, uzmanlık alanı hayli fazla olan, kimi zaman stratejik öneme haiz işlerin icra edildiği, yetkinleşmenin uzun zamana yayıldığı, çalışma şartlarının zorluğu ve risklerinin yanında standartları da bir o kadar yüksek olan bir kariyer alanıdır.

Enerji sektörü denince hemen herkesin aklına nükleer, yenilenebilir (güneş, rüzgar, su, toprak vb.) ve termik gibi metotlarla enerji üreten santraller gelmektedir. Aslına bakarsanız, sıkça duyduğumuz “enerji üretimi” terimi mühendislik açısından hatalı bir ifadedir. Yazımızın daha ilk cümlesinde termodinamik ifadelere girmeyeceğimizi belirtmemize rağmen, enerji ile ilgili yazdığımız makalamizin bu kısmında yeri geldiği için, evrenin en temel kanunu olarak ifade edilen termodinamiğin birinci kanunundan kısaca bahsetmek hem makalemizin içeriğine uygun hem de kültürel olarak bir katkı sağlamaya yönelik bir yapıtaşı olacaktır. Termodinamiğin birinci kanununa göre, evrendeki toplam enerji miktarı sabittir. Enerji yoktan var olmaz, vardan yok olmaz. Sadece form değiştirir. Bu kanun ışığında “enerji üretimi” ifadesini “enerji dönüşümü”şeklinde kullanmak daha doğru ve bilime uygun olacaktır. Zira, enerji santrallerinde genellikle hareket enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülmektedir.

Bu küçük kültürel bilginin ardından konumuza dönecek olursak, enerji sektörü denildiği zaman sadece enerji santralleri ve elektrik enerjisi eldesi değil; petrol ve doğalgaz sondajı, rafineriler, boru hatları, ısıtma, soğutma, havalandırma, enerji geri kazanımı ve tasarruf sistemleri, tıbbi enerji sistemleri, iletim hatları, buhar sistemleri, yenilenebilir enerji sistemleri, enerji mimarlığı ve daha sayamadığımız bir çok dal girmektedir.

Enerji sektörüne yönelik olarak sayılan bu iştigal alanlarının her biri, sonu olmayacak bir uzmanlık gerektiren önemli konulardır. Nitekim, yaşamamız için bir enerjiye ihtiyaç duyduğumuz gibi; üretilecek ve tüketilecek her şey için de mutlaka enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyadan enerji ve enerji kaynaklarını çıkardığımızı düşündüğümüzde yaşamın hiçbir şekilde devam edemeyeceği, enerji sektörünün büyüklüğünü, önemini ve enerji sektöründeki kariyerin ne kadar isabetli bir tercih olduğunu anlamaya yetecektir. Bunun yanında, gerek dünyada gerekse Türkiye’de her sene çeşitli kuruluşlarca yayınlanan en büyük şirketler sıralamasına bakıldığında da enerji şirketlerinin büyüklüğü anlaşılacaktır. Birçok ülkenin GSMH’sından çok daha büyük cirolara sahip dev enerji şirketleri milyonlarca çalışanları ile dünyanın her noktasında faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Dünyadaki tüm savaşların temel sebebi, devletlerin politika ve stratejilerini oluşturan ve ülkemizin ithalatının önemli bir bölümünü oluşturan petrol sektörü; enerji sektörünün en kritik, uzmanlaşması en uzun süreç alan ve özellikle Türkiye’de hayli az yetişmiş personele sahip olan, çalışma şartları çoğunlukla zor olan ama standartları en yüksek olan sektördür. Petrol ve dahilinde olan doğal gaz sektöründe sistem temel olarak iki bölüme ayrılmıştır:Arama-Üretim (upstream) ve pazarlama, nakte çevirme, ticaret ve yatırımlardır (downstream). Petrol sektöründe çalışmak zor, zevkli ve hayli kazançlıdır. Bunun sebebi de yetişmiş eleman azlığı, yüksek risk faktörü ve kar marjlarının yüksek olmasıdır. Özellikle birinci kısımda genellikle yerleşim merkezlerinden hayli uzak sahalarda, deniz platformlarında ağır ve kısıtlı imkanlarda çalışılmakta ama buna mukabil de yüksek gelir eldesi mümkün olmaktadır.

Yenilenebilir enerji sektörü, gerek son yıllarda dünyanın alternatif enerjilere yönelmesi, gerek buna yönelik teknolojinin sürekli gelişim halinde olması gerekse de (diğerlerine göre) yeni bir faaliyet alanı olması ve Türkiye’de yasal mevzuatın daha yeni şekilleniyor olmasından dolayı parlak bir sektördür.

Nükleer enerjide ülkemiz malesef hayli geride kalmış, Kore’de 40 bin civarında olan üst düzey uzman sayısı Türkiye’de malesef halen 160 civarındadır. Son zamanlarda gündeme fazlası ile gelen nükleer sektöründe iş imkanları kısıtlı ve uzmanlaşmak hayli uzun süreç almaktadır.

Isıtma, soğutma, iklimlendirme, havalandırma gibi branşlarda yeterli know-how ve yetişmiş insan mevcuttur. İlave olarak, enerji mühendisliği tıbbi konularda da çalışmalar yapmaktadır. Ameliyatlarda hava akımlarından yararlanarak enfeksiyon riskinin düşürüldüğü özel türbülanslı ameliyathanelerin dizaynından, damarın içine yerleştirilecek mikro türbinler ile, kalp piline gerekli olan enerjiyi üretmeye yönelik çalışmalar da tıbbi enerji kolunda yürütülen çalışmalardan sadece birkaçıdır.

Henüz çoğu kişinin bilmediği yeni bir alan da Enerji Mimarlığıdır. Günümüzde enerji alanında yapılan major hata ve yaklaşımlardan birisi, önce yüksek enerji tüketen yapı ve sistemler meydana getirip sonra da bu enerji ihtiyacının nasıl karşılanabileceğine yönelik çözüm arayışına gitmektir. Gelişmiş ülkelerde insanların bir övünç kaynağı olarak yaklaşımı, binalarının enerji ihtiyaçlarının düşüklüğü iken, az gelişmiş ülkelerde bu bilince malesef ulaşılamamış, adeta bir canavarcasına enerji israfı yapan yapılar inşa edilmiştir. Enerji Mimarlığı, yapıların malzemesi, güneş yönü, pencere dizaynları, tesisatları ve alternatif enerji sistemleri ile çok daha az enerji ile yaşam alanları oluşturma amacına yönelik çok faydalı ve zevkli bir çalışma koludur. Antalya’da yapılan ve tüm enerji ihtiyacını kendisi karşılayan güneş evi projesi Enerji Mimarlığının en güzel örneklerinden birisidir.

Parlak bir kariyer alanı olan enerjiye yönelik olarak artan istihdam ihtiyacına cevap verebilmek üzere birçok üniversite muhtelif yapılanmalarla, Enerji Mühendisliği, Enerji Ekonomisi, Nükleer Mühendisliği, Enerji Sistemleri Mühendisliği gibi bölümler açmış ve enerji alanına nitelikli personel yetiştirmek üzere çalışmalara başlamıştır.

Yüzeysel olarak verilen örneklemelerden de görüleceği üzere, enerji sektörü oldukça fazla bir yelpazeye sahip olmakla birlikte, uzmanlaşması da zaman ve sebat isteyen bir alandır. 11 senelik tıp eğitimini tamamlamış olan bir uzman hekim, ihtisasını bitirir bitirmez yetkin bir şekilde mesleğini icra etmeye başlayabilmektedir. Lakin, lisans eğitimlerinin akabinde özellikle de enerji sektöründe böyle bir durum söz konusu değildir. Hekimlerin uzmanlaşabilmeleri için gerekli olan ortalama beş senelik süre gibi, enerji sektöründe de üniversite eğitiminin ardından geçecek ortalama beş senelik sürecin sonunda ancak konu hakkında bilgi birikimine sahip olunarak uzmanlaşmaya giden sürecin kapısı aralanmaktadır.

Bu noktada özellikle Türkiye’de, profesyonel iş hayatına henüz adım atmakta olan kişilerde görülen en hatalı yaklaşım mezun olur olmaz yüksek standartlarda ve kariyerli bir iş beklentisidir. Şu an çok iyi bir pozisyonda bulunan hayli yetkin bir elektrik mühendisi arkadaşın “fakülte okurken, mezun olunca mühendis olup, klimalı nezih ofislerde oturup proje imzalama hayali kurarken, şimdi tulumumun cebinden pano anahtarı, çamurlu botumun içinden de cam sigorta çıkıyor” sözü bu konudaki yaşanmış ve unutulmaz anekdotlardan sadece bir tanesidir. Neticede bu süreçlerin ardından gelinen noktada bu arkadaşımız hak ettiği konumu er ya da geç muhakkak ki almıştır.

Gözlemlenen bir diğer hatalı yaklaşım ise enerji sektörü dahil her sektörde insanların tek amacının yönetici pozisyonu olmasıdır. Bugün sanayi ülkelerinin gelişmişlik derecesinde temel göstergelerden birisi, yetişmiş personel sayıları ve oranlarıdır. Gelişmiş ülkelere bakıldığında, istihdamın dağılımında yüzde otuzluk bir bölümü beyaz yaka diye de tabir edilen yönetici konumundaki insanlardan oluşurken, yüzde yetmişlik kısmın da nitelikli çalışanlardan oluştuğu görülmektedir. Ülkemizde bu oran malesef tam tersidir. Açıköğretim başta olmak üzere birçok bölüm lisans mezunu vermekte lakin nitelik ve yetkinlik tatminkar seviyede olmamaktadır. İnsanların lisans mezunu olmaları beraberinde bir takım beklentileri getirmekte ve bu da kendilerinin her pozisyonda çalışabilmelerini mümkün kılmamaktadırlar. Bu sayede milyonlarca niteliksiz ve işsiz lisans mezunu bulunmaktayken; nitelikli ara eleman sıkıntısı artarak büyümektedir. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerin başında kaynakçılar gelmektedir. Gerekli tüm sertifikalra sahip, maharetli kaynakçılar aranan elemanların başında gelmekte olmakla birlikte, niteliksiz lisans mezunlarından çok daha iyi standartlarda yaşam sürdürebilmektelerdir. Ülkelerin gelişmeleri ve sanayileşmeleri için, iyi mühendislere, doktorlara, iktisatçılara, ekonomislere olduğu kadar nitelikli kaynakçılara, marangozlara, işçilere de ihtiyacının olduğu unutulmamalıdır.

Temel bir ifade ile enerjiyi, sinerji ve ekserjinin toplamı olarak ifade edersek, buradan sinerjinin kayıplarından (ekserji) arınmış ve tamamı ile işe çevrilebilir bir ifade olduğunu anlayabiliriz. Yazımızın başlığında da belirtildiği üzere, en büyük kaynak olan insan kaynağı, bir sinerjiye dönüştürülmelidir. Burada, sinerjiden kasıt kariyer hedefine ulaşmakta anahtar noktanın kendini geliştirerek daha nitelikli hale gelme yolunda çaba sarfetmek ve fayda getirmeyecek, amaca uygun olmayan şeylere (ekserji) çaba harcamamaktır. Bu noktada, daha yetkin ve donanımlı hale gelerek, kariyer hayatında başarıya giden adımlar sabır ve sebatla atılmalıdır. Şüphesiz ki bu adımların en başında uygun meslek seçimi gelmelidir.

Her sektörün şartları, meşakkati ve buna bağlı olarak getirilerinin farklı olduğu muhakkaktır. Yazımızda ifade edilmeye çalışıldığı gibi, enerji sektörü gerek önemi, gerek zorluğu, gerek geniş istihdam fırsatları gerekse de standartlarının yüksekliği açısından cazibe kaynağı olan bir sektördür. Nasıl ki bir uzman hekim, ihtisası sırasında çok zor şartlarda, ağır bir tempoda ve düşük bir gelirle uzmanlaşma basamaklarını adımladıysa, enerji sektörünü tercih eden (özellikle lisans mezunu) kişiler de tıpkı uzman hekimlerin ihtisas süresi gibi, belirli bir süreyi sektöründe ihtisaslaşma yolunda geçirilen süreç olarak görüp, sabırla çalışmalı ve sebat etmelidir. İngiltere’nin başkenti Londra’da her yıl Hazıran ayında düzenlenen tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvası olan Wimbledon Tenis Turnuvasının sadece bir şampiyonu vardır ama dünyada milyonlarca tenisçi vardır. Bunun gibi, büyük ödüllerin hiçbir zaman az terle kazanılmayacağı unutulmamalıdır.

A.Batur ÇOLAK, MScME, MBA.
BOTAŞ /Saha Müdürü

 

Bir İK Stajyerinden

Merhaba,

Temmuz 2010’da Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra o yaz itibariyle umutsuz bir iş arama sürecine girdim. Umutsuz olmasının sebebi öğrenciyken de görüştüğüm bir kaç firmanın hiçbiriyle bir sonraki olumlu aşamaya geçemeyişimdi.

Bir sene boyunca İnsan Kaynakları Uzman Yardımcılığı ve benzeri pozisyon görüşmelerine gittim durdum ama İK alanında staj tecrübem olmadığından ne okulumun, ne bölümümün, ne de İngilizcemin bir etkisi oldu. Ben de özel derslerle ayakta durmaya çalıştım, bir yandan da firmaların açtığı sınavlara giriyor ve görüşmelere gidiyordum. Staj görüşmelerine gitmiyordum çünkü bir an önce işe başlamam ve para kazanmam gerekiyor diye düşünüyordum.

Fakat durum hiç de benim sandığım gibi ilerlemiyormuş, kimse kimseye “sen çok akıllı bir kıza benziyorsun, hadi gel bizde işe başla” demiyormuş. Bu gerçeği farketmem biraz uzun sürdü ama sonunda farkettim ve Oxygen Consultancy’nin stajyer ilanına Kariyer.net’ten başvurdum, görüşmeye gittim, ertesi gün olumlu cevap aldım.

İki aydır Oxygen’da stajyerim ve burada gerçekten çok mutluyum. Tam bana, kişiliğime, eğitimime, becerilerime uygun bir iş kolu ve firma seçtiğim için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Oxygen, klasik deyişle tam bir okul, sadece geldiğim ilk gün sabah 1 saat boş oturdum ve 2 aydır durmadan çalışıyorum. Namehunt yapıyorum, görüşme ayarlıyorum, görüşmelere gözlemci olarak giriyorum. Birlikte çalıştığım danışmanlarım gerçekten çok akıllı, işini bilen ve anlayışlı insanlar. Bundan iki ay önce kendimi inanılmaz derecede umutsuz, işe yaramaz ve bomboş hissediyordum ama şu anda çok “junior” da olsa bir İK’cıyım 🙂

İyi çalışmalar

.

Sinem Yeşilkanat ile Twitter’da yazıştık. Bana İK stajından bahsedince “bana stajını yazar mısın?” diye sordum. Pek çok filizlenmeyi bekleyen, isteyen İK’cı tohumu var etrafımda, Sinem de onlardan ilk köklerini salmayı başaranlardan biri. Onun kelimeleri ve yaşadıkları vasıtasıyla İK’cı olmak hedeflerinde bazen umutsuzluğa kapılan gençlere “devam” diyorum. Olumlu düşünün, İK kaynakları okuyun, olası bir görüşmeye sanki yarın olacakmış gibi hazırlanın. Unutmayın, emek hiçbir zaman karşılıksız kalmaz.