Türkiye’de 2010 İnsan Kaynakları Trendleri

TRENDLERDünya çapında İnsan Kaynakları uygulamaları ülkemizdekilere kıyasla daha ileride.

Dünyada İnsan Kaynakları’nın otomasyon süreçlerinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve bu yolla İnsan Kaynakları’nın şeffaflaştırılması, İnsan Kaynakları fonksiyonlarında dış kaynak kullanımının geliştirilmesi, İnsan Kaynakları’nda sosyal medyanın aktif kullanımı, esnek çalışma saatleri ve çalışma çeşitleri, Yetenek Yönetimi uygulamalarının işe alım sürecinden başlayarak geliştirilmesi ön plana çıkartılıyor.

Peki, bana göre Türkiye’deki 2010 İnsan Kaynakları trendleri neler olacak? Sıralayayım;

1. Sosyal medya uygulamaları şirketlerin ve İnsan Kaynakları bölümlerinin gündelik hayatına daha fazla girecek, İnsan Kaynakları işgücü temininde sosyal medyaya yönelik çözümler geliştirmeye başlayacaklar.

2. Ödüllendirme sistemi uygulamaları gelişecek.

3. Şirket Karnesi (Balance Scorecard) uygulaması kurumların stratejik yönetimde ön plana çıkacak.

4. İnsan Kaynakları bölümleri şirketlerin iş süreçlerinin yönetimi, geliştirilmesi ve değiştirilmesinde proje üreten ve liderliğini yapan konumuna yerleşecek.

5. Şirketler çalışanların iş dışı serbest zamanlarında yapmakta oldukları Bireysel Gelişim çabalarını takip edip, destekleyecek, kurumsal İK eğitim/gelişim politikaları ile uyumlulaştıracak.

7. Bölgesel ve niş iş ilanı/kariyer portalları ile şirketlerin web üzerinden kendi aday veri tabanlarını oluşturmaya yönelik inovatif kariyer portal projeleri ön plana çıkacak.

8. Orta ve üst kademe yönetici işe alımlarında dış kaynak kullanımı (danışmanlar) artacak.

9. Şirketlerin teknik ve mesleki uzmanlık eğitim talepleri ve dış kaynak kullanımı (eğitim firmaları) artacak.

10. Şirketlerin çalışan memnuniyetinin arttırılmasına yönelik proje geliştirim, uygulama ve bütçeleri artacak.

11. İnsan Kaynakları uygulamalarının otomasyonuna yönelik bütçelendirme ve proje geliştirimi çalışmaları artacak.

12. İnsan Kaynakları uygulamalarında “Yetenek Yönetimi – Talent Management” kavramını daha çok duyar olacağız.

İnsan Kaynakları 2020

Yukarıdaki “İnsan Kaynakları 2020” başlıklı prezantasyon Deeraj Jain ve Dilip Nagda’ya ait. Güzel bir çalışma. (prezantasyonun sayfalarını ilerletmek için prezantasyon içine sadece tıklayın)

İnsan Kaynaklarının bugünü üzerine yapılan tartışmaların bana göre ana girdilerinden biri İnsan Kaynaklarının geleceğidir. Nitelikli işgücünün iş ve hayat beklentileri hızla değişmektedir. Bugünün verimli sayılan çalışma sistemleri belki beş yıl sonra değerini yitirecek. Bu nedenle İK profesyonelleri hayata geçirecekleri sistemlerde gelecek vizyonlarını mümkün olduğunca geniş ve derin tutmak için çaba sarfetmelidir.

Günümüzde özellikle Bilişim Teknolojileri sektörü çalışanlarının mobilitesi, esnek saatlerle ve proje bazlı çalışma modelleri önümüzdeki yıllarda diğer sektörlere de yayılacak, yayılmalı. Yetenek ve entellektüel sermayenin ön plana çıktığı ve birbiri ile rekabet içine girdiği işgücü piyasasında ücret ve ödül sistemlerinde de büyük değişiklikler yaşanacağı kesin gibi görünüyor.

Önümüzdeki on yıllarda artık “iş-özel hayat dengesi” diye bir kavramdan bahsetmeyeceğiz. Bilginin ve teknolojinin hakim olduğu her alan profesyoneller için “yaşam alanı” olacak ve ofis – ev ayrımı ortadan kalkacak. Bu nedenle şirketlerin kendi insan kaynakları politika ve uygulamalarını geliştirdiği kadar, halen işgücü piyasasında olan veya girmeye aday bütün insanlar da ana konsantrasyonlarını kendilerine değer katmak üzerinde yoğunlaştırmalı. Oturduğu yerde, sabit görev tanımını yerine getirerek para kazanma devri artık kapanıyor, iletişim ağını geniş tutan, becerilerini iyi pazarlayanlar pastadan en büyük kapacak gibi görünüyor.

🙂

İnsan Kaynaklarının Geleceği – Başlangıç

hrHer profesyonel kendi mesleğinin geleceği hakkında sık sık düşünce egzersizi yapar, yapmalıdır. Neden? Gelecek şekillenirken söyleyebilecek sözü, etki yaratabilecek fikirleri olsun diye. Yoksa ‘etkili uygulamacı‘ değil, ‘ezberin seyircisi‘ olmaktan ileri gidemez.

Hatta bazı büyük topluluklar internet üzerinden yapılan başvurularda bir eleme unsuru olarak “İnsan Kaynaklarının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusunu adaylarına yönelttiğini biliyorum. Günün birinde bana böyle bir soru gelirse ben ne derim, antreman yapmak ve hazırlıklı olmakta bir sakınca yok.

Dünyada İnsan Kaynaklarının geleceği başlığı altında bana göre incelenmesi gereken çok fazla başlık var. Üstelik bu başlıkların sayısı ekonomik, siyasal, demografik, işgücü niteliği ve beklentilerindeki değişimler nedeniyle hızla artıyor. Özünde “Gelecek Tasarımı” diyebileceğim düşünce egzersizim için saptadığım alt başlıkları tek tek bağımsız yazılar halinde incelemenin daha uygun olacağını kanaatindeyim. Hatta başlıkları haftalara bölmek gibi bir yol izleyeceğim.

İşte alt başlıklar;

  • Şeffaf İK
  • Süreç Yönetiminde İK
  • Yetenek Yönetimi
  • Ödül Yönetimi
  • Girişimcilik
  • Derin Uzmanlaşma/ Ünvan Çeşitliliği
  • Robotlar
  • Yeşil Meslekler
  • İşgücü Mobilitesi
  • Çalışma Çeşitleri
  • Esnek Çalışma Saatleri

Önümüzdeki günlerde şeffaf İK başlığı ile seriye başlayacağım.

Çin Gömleği Giymek

Friendfeed’de bugün ilginç bir yazışma oldu. Daha doğrusu benim için ilginçti. İsmini kendisinden izin almadığım için veremeyeceğim, gönderimlerini severek takip ettiğim bir Friendfeed üyesinin paylaşımı sonrasında gerçekleşti yazışmalar. Söz konusu gönderim “Kapitalizm Çöküyor mu?” başlığını taşıyordu. Aslen bu bir kitap tanıtımıydı ama soru birçok kişinin kendi düşüncesini açıklamak için fırsat oldu. Kambersiz düğün olmaz, ben de kendi yaklaşımımı yazdım. Düşünce düşünceyi, düşünceler hayalleri açtı ve ben kendi yazdıklarımı arşivime alma ihtiyacı hissettim. Eğer baştan sona okursanız çeşitli kopukluklar hissedebilirsiniz, kusuruma bakmayın,  arada diğer ff üyelerine ait görüşleri izinsiz ekleyemezdim.

“16. yüzyılın İspanyası, 18. yüzyılın İngilteresi, 20.yüzyılın ABD’si, 22. yüzyılın Çin’i … dünya tarihi iktisadi gelişmelere göre her iki yüzyılda bir karşımıza bir dev çıkartıyor. Kapitalizmle sosyalizmin pratikteki ideal harmanlanması ve büyük nüfusu ile önümüzdeki onyıllar bize dünyanın bir numarası Çin’i getirecek.”

“Dünya tarihi aslında çok zevkili. İspanya yaptığı keşifler ile İngiltere’nın kıtalar imparatorluğu olmasının yolunu açmış, tahti kaptırmıştır. İngiltere Kuzey Amerika’yı varetmiş sonra tahtı kaptırmıştır. Şimdi Amerikalılar Çin’den çıkmıyor, eh diyebiliriz ki göz göre göre taht gidiyor. Amerika ve Avrupa kapitalizm çerçevesinde insana büyük özgürlük vermiştir. Çin’in Amerika ve Avrupayı geçecek olmasının nedeni insan faktörüdür. Çinli sosyalizm geleneğinden geldiği için kendisine verildiği kadarı ile mutlu olur. Annemle babamın Çin gezisi izleminleri Çin insanının adeta programlanmış birer robot gibi olduğu üzerineydi. Örneğin size bir içecek hakkı veriliyor yemekte. Siz parasını verip ikincisi almak istiyorsunuz. Kapitalist sistem bunu hemen kabul eder. Ver paranı, al ürünü. Çinli vermiyor. Veremem, bana bir tane vermem söylendi, fazlasını veremem diyor. “Yahu para kazanacaksın” ,”hayır” diyor adam. Ne dendiyse o. İşte bu insan yapısı Çin’i bir numara yapacak.”

“Ve ben diyorum ki, 24. yüzyılda da uzaya yatırım yapan ülke bir numara olacak ve onu da Çin varedecek ve bu büyük ihtimalle Rusya olacak. İkisi de sosyalist gelenekten geldikleri için Çin uzay konusunda Rusya ile işbirliğini tercih edecek. Bu yaptığım da futurizm oluyor 😀 Yazık, Putin o günleri göremeyecek ama hayal ediyor. Bu arada Türkiye hala laiklik ve türban tartışmasına devam ediyor olacak 😛

“@x, sizin m…… bulduğunuz insanlar için bu bir hayata bakış. O insan karne sistemi ile yetişmiş. Ona gün içinde ne tüketeceği söylenmiş. O sizin gibi değil. Lütfen farklı külterlele ilgili sözcüklerinizi daha özenle seçin. Yokluk dönemlerinde yaşamış bizim insanımız da malının kıymetini çok iyi bilir. Empati kurmaya çalışın insanlara m…. demeden önce. O kapitalist değil, o özünde sosyalist bir birey. Kapitalist yapınızla karşınıdaki m…. demek çok yanlış. İşte kapitalizm bu yüzden çöküyor, siz Çinliyi m….. bulduğunuz için. Çinli kapitalizmin erdemlerini alıyor, gerisini bırakıyor. Bizim bu zamandan sonra bunca özelleştirme ile sosyalist olmamız imkansız ama onlar kapitalizmi iyi kullanıyorlar.”

“Bir adım daha ileri gideyim. 16,18, 20, 22, 24, dedik , peki 26. yüzyılda ne olacak? Uzay sayesinde hakimiyeti kuran Rusya uzaylılar ile tanışacak, anlaşacak, kaynaşacak ve tahtı devrecek. 26 yüzyıl dünyada uzaylıların hakimiyeti gerçekleşecek. İşte bu da tam uçuş oldu. Ama “sky is the limit when you are dreaming“. Hollywood’un da hayalleri bir bakıyoruz gerçek olmuyor mu? 😀 “