Hedef Tutturma Kası

‘Hedef tutturma kası’ diye bir kas var mı?

Fizyolojik olarak olmayabilir ama psikolojik olarak kesinlikle var.

Hedef tutturma kası her bireyde doğuştan bulunuyor ve gözümüzü dünyaya açtığımız ilk andan itibaren çalışmaya başlıyor. Anne-baba olanlar bilir, çocuklara ufak tefek hedefler koyarak onları sonuca ulaşmaları için teşvik etmek, ardından da küçük küçük ödüllendirmek bizlerin en sevdiği yaratıcı uğraşlarından biridir. “Ağaç yaşken eğilir” atasözünün önemi işte burada ortaya çıkıyor. Çocuk yaştan itibaren sistemli bir şekilde hedef tutturma kası çalıştırılan çocukların ilerleyen yaşlarda hayatlarını şekillendirme konusunda daha etkin kararlar alabileceklerini düşünüyorum. Bir hedef doğrultusunda başarmak duygusu ile erken yaşlarda tanışmış insanların, bu şahane duygunun peşinden sürekli koşacaklarına inanıyorum.

İş görüşmelerinin de en önemli sorulardan biri olmalı “Bugüne kadar kendinize koyduğunuz ve tutturduğunuz en büyük hedef nedir? Nasıl başardınız?

Performans değerlendirme sistemlerimizin en buhranlı noktası olan SMART hedefler tanımlamayı, işe ancak hedef tutturma kası antremanlı insanları alarak aşabiliriz.

Eğitim programlarımızın etkin geri dönüşünü, o eğitim uygulamlarına belirli bir konuyu öğrenmek/anlamak adına hedef tutturma kasını çalıştırmaya gelmiş insanlarla sağlayabiliriz.

Yetenek yönetimi programlarımızın başarısını, şirketlerimizin stratejik amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek için kendi hedef tutturma kaslarımı optimumda çalıştırmayı vaadeden insanlara yatırım yaparak ancak garantileyebiliriz.

Biz İK’cılar, İK sistemlerinimizi, hedef tutturma kaslarımızı yılmadan, yorulmadan çalıştırarak ancak güvenilir kılıp, geliştirebiliriz.

Nihayetinde, hedef tutturma kasımızı çalıştırmak bedelsiz, olay bir tek bizlerin onu çalıştırmayı istememize kalıyor.

Sosyal Yaşamda İnsan Kaynakları Uygulamaları

1607_social

Dün Kaynağım İnsan’nın Soru/Cevap bölümüne okurum Cansu çok güzel bir soru bırakmış. Ona cevap verdikten sonra kendi kendime “neden bu konuyu blogumun ana bölümüne taşımıyorum?” diye sordum ve şu an okumakta olduğunuz yazıyı yazmaya karar verdim.

Genelde şirketlerde çalışanların bir türlü anlamadıkları veya anlamak için çaba göstermedikleri bir konudur İnsan Kaynakları Uygulamaları. Nedir bu uygulamalar, ne işe yarar? ve en önemlisi, Cansu’nun sorusu “Sosyal yaşamda karşılaştığımız İnsan Kaynakları Uygulamaları hangileridir?

Yazayım.

Başta İnsan Kaynakları uygulamalarını sıralayalım ve ardından beraber düşünelim;

İşe alım ve oryantasyon
Performans ve Hedef Yönetimi
Yetenek Yönetimi
Eğitim
Kariyer Yönetimi / Koçluk
Ödül Yönetimi
Ücret Yönetimi
Sosyal Hak ve Faydalar
İletişim
Motivasyon
Organizasyonel gelişim
Değişim Yönetimi

Sosyal hayatımızda sanırım karşımıza çıkan en önemli uygulama devletin vatandaşlarına sağlamak zorunda olduğu sosyal hak ve faydalar. Devlet vatandaşlarına sağlık, eğitim ve güvenlik hizmetlerini vermek zorundadır. Şirketlerde kendi bünyeleri, imkanları çerçevesinde çalışanlara farklı sosyal hak ve faydalar sağlıyor; özel sağlık sigortası, lojman, araba, cep telefonu, vs. gibi.

Bunun dışında iletişim ve motivasyon sosyal hayatımızda da her an kullandığımız, ihtiyaç duyduğumuz iki uygulama. Sosyal yaşamda da sağlıklı ilişkiler kurabilmek için iletişim kanallarımızı ve araçlarımızı doğru ve etkin kullanmak zorundayız. Sosyal hayatımızda da kendimi ve çevremizi motive edecek araçlar, yollar, yöntemler bulmak zorundayız hayatı yaşanır ve gelişir çizgide tutabilmek için.

Ve elbet eğitim sosyal hayatımızın bir vazgeçilmezi. Bilinçli birey hayatı boyunca kendini geliştirmek için bireysel eğitimi üzerinde titizlikle çalışmak zorundadır. Eğitim seviyesi arttıkça yaşam kalitesi ve beklentiler artar.

İşe alım, oryantasyon, performans ve hedef yönetimi bu terminolojiyle karşımıza çıkmasa bile aslında sosyal yaşamımızda da bizimledir. Bir arkadaş ortamına girdiğimizde o insan kitlesine kendimizi benimsetmeye çalışırız. Kabul edilmeyi isteriz. Bu aslında bir parça işe alıma benzetilebilir. Sonunda ücret yoktur elbet ama güzel paylaşımlar bu kabul edilmişliğin karşılıdır. Performans ve hedef değerlendirme ise zaten sosyal hayatlarımızda olmazsa olmaz iki uygulama. Her an ayna karşısında kendimizi sorgularız “ben ne yaptım, ne yapamadım, neler yapabilirim” … bunlar aslında başlı başına bireysel performansımızı ve hedeflerimizi sorgulamamızdır. Hedef koymak bir tek iş değil, sosyal hayatımızın bir parçası olmak zorundadır. Hedef çeşitleri üzerine Kaynağım İnsan’da iki yazım da var; Hedef Koymak I ve  Hedef Çeşitliliği ve Motivasyon

Kariyer Yönetimi/Koçluk ve organizasyonel gelişim ise belki ünvan yapılanmaları itibariyle sosyal hayatımızda yok ama onu çok etkiler. Bir genel müdür olduğunu duyduğumuz kişiye tutumumuz ile daha küçük ünvanlı bir tanışığa gösterdiğimiz ilgi düzeyi farklıdır. Genel müdürün gerek niteliksel, gerek yetkisel gelişmişliği kurduğu sosyal ilişkiler boyutuna da mutlaka yansır.

Yetenek Yönetimi sosyal hayatımızda kendini hobilerimiz, ilgi alanlarımızın çeşitliliği ve kişilerarası ilişkilerimiz olarak birebir gösterir. Yeteneklerimizi besleyen ana unsurdur iş harici ilgi alanları ve hobilerimizdir. Bilinçli İnsan Kaynakları Uzmanları bütün çalışanlara şiddetle birer hobi sahibi olmaları, ilgi alanlarını genişletmeleri, geliştirmeri yolunda telkinlerde bulunur çünkü yetenekler bireyin kendisini ifade edebilerek hayata pozitif yaklaşımındaki en önemli aktördür ve bizler kendimizdeki yeteneklerimizi keşfetmenin yollarını çoğunlukla başta sosyal yaşantımızda açarız.

Değişim yönetimi ise yine her bireyin sosyal hayatında da bir değişmezi. Hepimiz her an kendimizi iyi yönde değiştirecek, geliştirecek arayışlar, çalışmalar, eğitimler, ilişkiler içindeyiz.

Sözün özü, İK uygulamalarının birebir ücret yönetimi hariç hepsi ile günlük hayatımızda da birlikteyiz, onları görmemezlikten, bilmemezlikten gelmeyelim, bu disiplini benimseyelim, uygulamaların bir parçası olalım.

😀

Sorular & Cevaplar

Bu bölüm İnsan Kaynakları Uygulamaları’na* dair bütün öğrenmek istediklerinizi sorabilmeniz için hazırlanmıştır. Sorunuzun cevaplandırılabilmesi için lütfen aşağıdaki adımları izleyiniz.

1. Soru sorabilmek için önce bloga kayıt olmanız gerekmektedir.
2. Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra lütfen sorunuzu yazınız.
3. Sorunuz onay aşamasını geçtikten sonra en kısa sürede cevaplanarak “Soru/Cevap” sayfasında yayınlanacaktır.
4. Eğer sorunuzun yayınlanmasını istemiyorsanız lütfen bunu gönderiminizde belirtiniz.

Bugüne kadar sorulmuş soru ve verilen cevaplara “Soru Sor” butonuna tıklayarak ulaşabilirsiniz.

*İş ilanı, özgeçmiş hazırlamak, mülakat, işe alım, oryantasyon, görev tanımları, performans değerlendirme, eğitim, kariyer yönetimi, yetkinlikler, ücret ve sosyal haklar, ödüllendirme, motivasyon, İK politika ve stratejileri, İK etiği, İK çeşitliliği, mobbing, mobilite, organizayonel gelişim, hiyerarşik ilişkiler, kurumsal kültür
Önemli not: Lütfen personel özlük işlemlerine dair sorular iletmeyiniz.

Dehayı Ödünç Almak

Geçmişten günümüze deha olarak adlandırılan insanların hayatlarını farklı vesileler ile okur, izler, dinler öğreniriz. Onları “deha” kategorisine sokan şeyin yüksek IQ’leri mı, şans mı, çalışkanlık mı, doğuştan gelen bir gen mi farklılığımı olduğunu kendi kendimize sorarız ve hayıflanırız, neden onlarda olan şey ben de yok diye. Oysa ki, belki her birimizde de vardır o farklılık, sadece kendimizi yeterince keşfedememişizdir, tanıyamamışızdır.

Dr. Win Wenger “Dehayı Ödünç Almak” adlı kitabında ilkel topluluklarda şaman kabilelerinin ava hazırlarken avlanacak hayvanın yaptıklarına işaret eder. Dansın en hareketli noktasında, kabile reisi bir geyik ya da ayının içi boşaltılmış kafasını takarak avın ruhuna “dönüşür”. Wenger bu örnekten hareketle kitabında bir alıştırmaya yer verir. Bu alıştırmada, okuyucudan bilincini ve ruhunu taşımak istediği dahinin “kafasını takarak” kendisine hayal gücünü benzer bir biçimde çalıştırmasını ister.

Niteliklerini edinmeyi en çok arzu ettiğiniz, hayatını okuduğunuz, bildiğiniz dahilerden birini seçin: mesala Mimar Sinan’ı. Mimar Sinan’in yaptığı bir caminin tam önünde oturduğunuzu gözünüzde canlandırarak, hayal gücünüzü harekete geçirmeye başlayın. Gözlerinizi kapatın ve mümkün olduğunca zengin bir anlatımla, bir dinleyiciye veya bir kayıt cihazına camii ve etrafını tarif edin. Cami ve çevresinin varlığını iyice hissetmek için yavaş yavaş 360 derecelik bir dönüş yaparak gördüğünüz herşeyi anlatın. Etrafınızdaki eşsiz güzelliklere, mimari dehasına yoğunlaşın. Ardından bahçeyi ince duyusal ayrıntılarla ve şimdiki zamanda anlatın. Etraftaki seslerden, kokulardan, parmaklarınızla mermerlere dokunduğunuzda yaşadığını hislerden bahsedin. Üç-beş dakika kadar anlatımınızı kesmeyin. Kendinizi hayal gücünüzün akışına bırakın, eğer camii ve çvresinin görüntüsü başka birşeye dönüşecek olursa keyfinizi bozmayın, devam edin. Aklınız bilinçdışı başka ortamlara yöneliyorsa onu özgür bırakın.

Sonrasında Mimar Sinan’nın yanınıza geldiğini hayal edin.

Onu, tüm duyularınızı kullanarak zengin bir dille tarif etmeye çalışın.

Siz onu anlatırken, büyük mimarın sıcak ve içten varlığını size hissettirdiğini düşünün. Onun bu içten yaklaşım bırakın sizi mutlu etsin.

Artık Mimar Sinan ile nörolojik temas sağladığınıza göre, bir de içeriden bakma vakdi gelmiş demektir. Dahinizi içeriden keşfetmenin nasıl bir duygu olduğunu anlamak üzeresiniz.

Mimar Sinan’ın bedeninin hayalini, sırtı size dönük biçimde kolunuzu uzatsanız dokunabileceğiniz bir uzaklığa getirin. Şimdi yavaşça sokulun ve onun varliğina karışın. Bunu yapmanın iki yolu vardır. Ya içeriden “yüzersiniz”, ya da başı kulaklarından tutup kaldırdıktan sonra bir kask gibi kendi kafanıza takar ve sonra da bedenin geri kalan bölümünü lastik giysi gibi üstünüze geçirirsiniz.

Kendinizi Mimar Sinan’ın bedenine iyice yerleştirin. Gözlerinizi göslerine denk getirin ki onun gibi etrafa bakabilesiniz. Kulaklarınızı denk getirin ki, onun gibi duyabilesiniz. Ve aynı işlemini bedenini bütün bölümleri için uygulayın.

Şimdi, tüm zamanların en usta mimarlarından birinin gözleriyle camiiye bakın. Bazı şeylerin artık size farklı göründüğünü fark edeceksiniz. Mimar Sinan’ın perspektifinden bakarak bu farklılıkları anlatın.

En az üç, en çok beş dakika anlatmaya devam edin.

Sonra, Mimar Sinan kimliğinizi koruyarak, defterinizin başına geçin. Sinan’ın aklını  kullanarak gördüğünüz, işittiğiniz, tattığınız, dokunduğunuz, kokladığınız herşeyi duyusal ayrıntıları ile tarif edin. Mimar Sinan’ın ne gibi el, kol hareketleri var? Hali, tavrı nasıl? Güçlerinin zirvesinde iken Mimar Sinan tasarımlarını nasıl yapıyor? Bedeninin her bölümü bu süreçte size neler hissettiriyor? Bedensel duyulara özellikle dikkat edin ve bu çalışmaya en az beş dakika devam edin.

Şimdi Mimar Sinan’nın o muhteşem kubbelerinin tasarımlarını yaptığı anı yaşayın. O anı ve o anın parçası olan algı ve anlayışları yazın. “Şimdi tasarladım” anının tarifini şimdiki zamanda yazıya dökün. Bu aşamaya en çok beş dakika devam edin.

Deha keşfi alıştırmanızı bitirmeye hazır olduğunuzda kocaman bir boy aynasının karşısına geçtiğinizi hayal edin. Karşınızda dikilen Mimar Sinan yansımasının aynadan size baktığını düşünün. Şimdi aynayı buharlaştırın. Ayna yok oldu gitti ama Mimar Sinan hala size bakıyor. Siz ve Mimar Sinan artık bir değil, ayrı bedenlersiniz.

Mimar Sinan’a aklının ve bedenini sizinle paylaştığı için teşekkür edin ve onun da sizin teşekkürünüze karşılık verdiğini hayal edin. Siz ayrılmadan önce Mimar Sinan’ın size birkaç çift sözü var: Bu deneyim hakkındaki görüşlerini sizinle paylaşacak, onu can kulağıyla dinleyin. Onun neler dediğinizi defterinize yazın ve kayıt cihazına söyleyin.

Dahi keşif alışmasından sonra hiç vakit kaybetmeden kendinizi sorguya çekin. Yaşadığınız herşeyi, bilhassa dahinizin gözlerinden camii ve çevresine baktığınızda fark ettiğiniz değişimleri defterinize kaydedin.

Bu alıştırmayı diğer beğendiğiniz dahilerle de uygulayarak belli bir soruyu yanıtlamakta, belli bir sorunun içyüzünü kavramakta kullanabilirsiniz. Dr. Wenger, bu alıştırmanın müzikal ve diğer performans alanlarındaki ilerlemeyi çarpıcı bir şekilde hızlandırmak için kullanılabileceğini kanıtlamıştır. Bu alıştırmayı sadece dehalarla değil, çok daha spesifik pek çok konuya yanıt bulmak için devreye sokabilirsiniz.

Dr. Win Wenger’in “Dehayı Ödünç Almak” kitabındaki alıştırmalarının kullanım yolları hakkında daha fazla bilgi almak için www.winwenger.com adresindeki web sitesine gidebilirsiniz.

Yaratıcılığın Sırrı

İnsan Kaynakları mesleğine girdiğimden beri gözlemlediğim durumlardan biri de özellikle satış, pazarlama, üretim, ar-ge, iş geliştirme gibi bölümlerde en çok aranan niteliklerden birinin “yaratıcılık” olduğudur. Yaratıcılık deyince herkesin aklına bilim adamları, mimarlar, tasarımcılar, sanatçılar gelir ilk başta. Onlar işleri gereği olmayanı bulmak, tasarlamak gibi bir misyon yüklenmişlerdir hayatta. Sanki onların beyinleri diğerlerine göre daha özgürmüş gibi gelir büyük çoğunluğa. Oysaki hepimizin beyinlerinde aynı yaratıcılık potansiyeli mevcuttur. Yaratıcılık niteliğini kullanmak isteyenler için tek yapılması gereken şey hayata baktığımız pencereyi biraz genişletmek, farklılaştırmak, eğitmektir.

Yaratıcılık niteliğinin kullanılabilmesi için bireyin algılarının gelişmesi, özgürleşmesinin yanında elbetteki bilgi düzeyinin de artması çok önemlidir. Herkesin bildiği “dehanın yüzde doksandokuzu çalışmak, gerisi yaratıcılık ile olur” sözü boşuna sarfedilmemiştir. Ama benim bu yazımın amacı size “şöyle kitap okuyun, böyle kitap seçin” gibi tavsiyelerde bulunmak değil. Ben yaratıcılığın başlangıç noktası düşünmekten hareketle okuyucudaki yaratıcılık kıvılcımını ateşlemeye çalışacağım.

Düşünmek süreci içinde insanın kafasından birbiri ile ilgili, ilgisiz bir sürü kişi, nesne, durum geçer. İşte yaratıcılık bu hızlı düşünce akışı içinde birbiri ile hiç ilgisi yokmuş gibi görünen girdiler arasında beklenmedik ilişkiler görmek, alışılmadık bağlantılar kurabilmekte yatar. İşte size birbiri ile alakasız gibi görünen kişi, durum, nesneler ile beklenmedik, alışılmadık bağlantılar kurmak üzerine ufak bir egzersiz. Bu egzersiz için tek yapmanız gerek bir kağıt ve kalem almak. Aşağıda okuyacağınız ikili kümelerin her biri için üçer tane bağlantı kurun. Bu egzersizin “doğru” veya “yanlış” cevabı yok. Burada tümüyle kendi birikiminiz, algınız ve tabii ki yaratıcılığınız ile berabersiniz.

1. Einstein’ın saç modeli ve işiniz
2. Isaac Newton ve meyve
3. Işık hızı ve en sevdiğiniz kuzeniniz
4. Marlyn Monroe ve aya yolculuk
5. Çin seddi ve makarna

Düşünmek bağlantı kurmaktır. Yukarıdaki tür egzersizler, daha düzgün tanımlaması ile çağrışım oyunları, yaratıcılığı uyandırır ve aklı özgürleştirir. Rastlantısal görünen bağlantılar kurmak, sonsuz tematik aratırma kanalları açar ve kişiyi koşullu düşüncenin kısıtlayıcılığından kurtarır. Bu yapmış olduğunuz ve kendi başınıza da farklı ikililer oluşturarak devamını getirebileceğiniz basit egzersiz sizi hem eğlendirecek, hem de beyninizdeki blokajları yenmenizde size yardımcı olacaktır.

Örneğin ben ikinci madde “Isaac Newton ve meyve” için şunları yazmışım :

1. Isaac Newton meyvelerin renklerini, tatlarını, kokularını sayılar ile sembolize eder ve meyvelerin matematiksel karşılığından yola çıkarak, doğayı formulize ederdi. Meyveler onun en büyük esin kaynağıydı.
2. Isaac Newton küçükken çürük bir elma yemişti. Bu elmanın tadını hiç unutmadı. Geçerliliğini yitirmiş teoriler, köhneleşmiş düşünceler ona hep bu yediği çürük elmayı hatırlattı.
3. Isaac Newton kuzeni James’den nefret ederdi. Hayatında ilk defa karpuzu gördüğünde ilk aklına gelen şey “aman tanrım ne büyük şey, bu koca meyveyi havaya ne kadar bir kuvvetle fırlatırsam acaba aptal kuzemin James’in kafasına düşecek kadar ivmelenebilir?” oldu ve bu karpuz vakasından sonra F=ma formulunu buldu.

Dünya Tarihine Yön Veren 50 Bilim İnsanı ve Kaşif

Micheal H. Hart’ın “En Etkin 100” kitabına göre dünya tarihine yön veren 50 bilim insanı ve kaşifin bir cümle yaptıklarını paylaşmak istedim.

1. Isaac Newton (1642-1727) : Mekanik (F=ma), matematik (integral, binom teoremi), optik, termodinamik, akustik, astronomi alanlarında çığır açmıştır.

2. Ts’ Ai Lun (yaklaşık MS 105): Çinli kaşif kağıdı bulmuştur.

3. Johann Gutenberg( 1400-1468) : Matbaanın mucididir.

4. Kristof Kolomb ( 1451-1506): Amerika kıtasını keşfetmiştir.

5. Albert Einstein (1879-1955): Görelilik – yerçekimi kanunu, fotoelektrik etki kuramları ile tanınır.

6. Louis Pasteur (1822-1895): Hastalıkların mikroplardan kaynaklandığı kuramı ve koruyucu aşı geliştimesi ile tanınmıştır.

7. Galileo Galilei (1564-1642) : Mekanik konusundaki önemli çalışmalarından çok onu astromoni dalındaki saptamaları ile tanıyoruz. Teleskopu geliştirerek Copernikus’un ileri sürdüğü gezegenlerin güneş etrafında döndüğü teorisini kanıtlamıştır.

8. Aristoteles ( MÖ 384-322) : Formel mantık ve felsefe üzerine çalışmaları yanında astronomi, zooloji, embriyoloji, coğraya, jeoloji, fizik, anatomi, fizyoloji, ekonomi, psikoloji, retorik, siyaset, tanrıbilim üzerine çalışmıştır.

9. Euclid (MÖ 300): Düzlem ve somut geometri konularını incelemekle birlikte “Elementler” kitabı ile cebir ve sayı teoremlerini geliştirmiştir.

10. Charles Darwin ( 1809-1882) : Doğal şeçme yoluyla evrimleşme kuramının kurucusudur.

11. Nicolaus Copernikus ( 1473-1543): “Gök Cisimlerinin Hareketi Üzerine” adlı kitabında ilk defa dünyanınk endi etrafında, ayın dünyanın etrafında ve diğer bütün gezegenlerle beraber dünyanın güneşin etrafında döndüğünü yazdı.

12. Antoine Laurent Lavosier (1743-1794) : Kimya kuramını formule ederek kimya bilimini doğru yola yönlendirmiştir.

13. James Watt ( 1736-1819) : Buhar makinasını yapaarak Sanayi Devriminin kilit adamı olmuştur.

14. Micheal Faraday ( 1791-1867) : Kapalı bir devre içinde mıknatıs gezdirilmesi halinde mıknatıs hareket ettiği sürece devrede akım olduğunu keşfetmiştir. Bu etki “elektromanyetik endüksiyon”” olarak adlandırılır ve Faraday Kanunu olarak anılır. Ayrıca ilk elektrik motoronu yapmıştır.

15. James Clerk Maxwell ( 1831-1879) Elektrik ve manyetizmanın temel kanunlarını ifade eden dört denklemi ortaya koymuştur.

16. Karl Marx ( 1818-1883) : Bilimsel sosyalizmin kurucusudur.

17. Martin Luther ( 1483-1546): Teoloji dalında Roma Katolik Kilisesine meydan okuyarak Protestan Reform hareketini başlatmıştır.

18. Orville – Wilbur Wrigth Kardeşler ( 1867-1912) : İlk motorlu uçağı yapmışlardır.

19. Adam Smith ( 1723-1790) : Ekonomi teorisinin gelişimine özellikle “Ulusların Zenginliği” kitabı ile büyük katkıları olmuştur.

20. John Dalton( 1766-1844) : Atom hipotezi ile kmiya bilimlerindeki kaydedilen müthiş gelişmeleri imkanlı kılmıştır.

21. Thomas Edison ( 1847-1931) : Edison elektrikle aydınlatma sistemini icat eden kişi değildir, o geliştirdiği elektrik dağıtım sistemi ile elektrikle aydınlatmanın evlerde kullanılmaya elverişli hale getirmiştir.

22. William T.G. Morton (1819-1868): Ameliyatlarda anestezi kullanılmaya başlanmasında en fazla payı olan  bilim insanıdır.

23. Guglielmo Marconi (1874-1937) : Radyonun mucididir.

24. Platon (MÖ 427-347) : Batı’nın siyasal felsefesinin, etik ve metafizik düşünce tarzının büyük kısmının başlangıç noktasıdır.

25. Alexander Graham Bell (1847-1922) : Telefonun mucididir.

26. Alexander Flemming ( 1881-1955) : Penisilinin kaşifidir.

27. John Locke ( 1632-1704) : Meşruti demokrasinin temel fikirlerini tutarlı bir biçimde toparlamıştır.

28. Werner Heisenberg (1901-1976) : Kuantum mekaniğinin yaratılmasında kilit roldedir.

29. Louıs Daguerre (1787-1851): Uygulanabilir fotoğrafçılık yöntemini geliştirmiştir.

30. Rene Descartes (1596-1650) : Analitik geometriyi anlatmış, evreni mekanik bir sistem olarak görmüş, herşeye şüphe ile yaklaşılması gerektiğini söylemiş ve epistomoloji(bilgibilime ) büyük önem vermiştir. “Düşünüyorum öyleyse varım” sözü ile varolduğunu, Tanrı’nın varolduğunu, dünyanın varolduğunu kendisinin tamin edecek şekilde kanıtlamıştır.

31. William Harvey (1578-1657) Kandolaşımı ve kalbin işlevini keşfetmiştir.

32. Ernest Rutherford (1871-1937) : Deneysel fizik dalında 20. yüzyılda yetişen en büyük bilim adamı kabul edilir. Radyoaktivite hakkında bilinenlerin merkez kişiliğidir.

33. Gregor Mendel ( 1822-1884) : Mendel bütün canlı organizmalarda bugün “gen” adı verilen temel birimin olduğunu ve kaltsal özelliklerin bu birinler yoluyla ana-babadan yavruya geçtiğini söyleyen kalıyım kuramının sahibidir.

34. Max Planck ( 1858-1947) : Radyasyon (ışınım) enerjisinin sürekli dalgalar halinde değil de , “kuanta” adını verdiği küçük kütleler veya yumrular halinde yayınım gösterdiklerini söyledi. Klasik ışık ve elektromanyetiklik teorileriyle çelişen bu hipotez, kuantum teorisinin çıkış noktası olmuştur.

35. Joseph Lister (1827-1912) Cerrahide aniseptik önlemlerin kullanımını başlatan İngiliz cerrahtır.

36. Nikolaus August Otto (1832-1891): İlk yanmalı motorun mucididir.

37. Sigmund Freud (1856-1939) : Akıl hastalarının tedavisinde kullanılan Psikanaliz tekniğini geliştirmiştir.

38. Edward Jenner ( 1749-1823) Yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan çiçek hastalığnın aşısını geliştirmiştir.

39. Wilheim Conrad Röntgen (1845-1923) : X ışınlarını bulan bilim adamıdır.

40. Johannes Kepler (1571-1630): Gezegen hareketlerinin bağlı olduğunu kanunları bulmuştur.

41. Enrico Fermi (1901-1954) İlk nükleer reaktörün tasarımını yapmıştır.

42. Leonhard Euler (1707-1783) Matematikte en yaygın kullanılan Euler formulünü bulmuş, matemetikte “pi” sembolünün kullanımını sağlamıştır.

43. Thomas Malthus (1766-1834) Nüfus artışının giderek besin kaynaklarını tüketeceği tezinin sahibidir.

44. Gregory Pincus (1903-1967) Ağızdan alınan gebeliği önleyici hapların geliştirilmesinde en önemli role sahiptir.

45. Vasco Da Gama (1460-1524): Avrupa’dan Hindistan’a Afrika kıyılarından dolaşılarak doğrudan ulaşımı sağlayan deniz yolunun kaşifidir.

46. Henry Ford (1863-1947): Büyük partiler hlainde üretim yapılmasını sağlayacak tekniklerin (bant üretim) kazandırma konusunda herkesten büyük paya sahiptir.

47. Arşimed (MÖ 287-212) Kaldıraç ilkesi ve özgül ağırlık kavramı ona aittir.

48. Charles Babbage ( 1792-1871) : Çözümleme Motoru adını verdiği makina ile günümüzün hesap makinalarının yapabileceği herşeyi yapabilmişit.r Genel amaçlı digital bilgisayarın çalışma ilkelerin bulmuştur.

49. Marie Curie (1867-1934) Radyum elementini bulmuş ve yalıtmıştır.

50. Ferdinand Magellan ( 1480-1521) Dünyanın etrafını dolaşan kefiş ekibinin lideridir.