
İnsan Kaynakları departmanı, geçirdiği evrim neticesinde artık kendisini “pazarlaması” gereken bir noktaya geldi. Bunda artan literatürün, değişen iş dünyasının, nesil çeşitlilik ve çatışmalarının da etkisi çok büyük. Artık hem beklentilerin arttığı hem de “farklılaşanın” kazandığı bir dönem içindeyiz. İlk olarak, İnsan Kaynakları’nın şirket içindeki vizyonu ışığında departman olarak pazarlanması gerekiyor. Bir slogan, logo ve çeşitli iletişim faaliyetlerinde kullanılacak markalama ile İK’nın şirket içindeki yeri ve misyonu farklılaştırılmalı. Bu yapılırsa, çalışanların da inanç ve güveni tamlanacaktır. İkinci olarak, uygulamaların pazarlanması düşünülmeli. İnsan Kaynakları çalışanları olarak bir şeyleri planlayıp hayata geçiriyoruz ama bunu ne derece pazarlayabiliyoruz? Çalışanlarımıza ne değer sunuyoruz bunu onlara nasıl ifade ediyoruz? Yoksa sadece tüm emeğimizle bir şeyleri ortaya koyuyor ve bunu birilerinin fark etmesini mi bekliyoruz?
İK Uygulamalarının aslen iç müşterilerimiz olarak nitelendirdiğimiz şirket çalışanları için yapıldığını düşünürsek, çalışanları müşteri olarak görüp onlara ürünlerimizi adeta satarmışçasına sunmanın ne derece faydalı ve sonuç getirecek bir şey olduğunu anlayabiliriz. Zira, giderek kompleksleşen ve insanların dikkatini çekmenin daha zorlaştığı iş hayatında, parlamanın ve fark edilmenin etkisini kimse azımsayamaz. Mevcut pazarlama literatürünü kullanarak İK Pazarlaması kavramını oturtmak ve uygulamak mümkün. Stratejik partner olarak İK departmanı iş hedeflerini bilmeli ve buna uygun hareket edecekşekilde iş planını oturtmalı. Her hedef ve uygulamanın pazarlanabileceğini ya da pazarlanmasının gerekli olduğunu söylemiyoruz. Bu yüzden, “Mevcut portföy içinden hangisiyle iç müşteriye gitmeliyiz?” sorusunu yanıtlarken dikkatli olunmalı. Bu seçim yapıldıktan sonra, asıl konu müşteriye gidiş stratejisine geliyor. Nasıl ki şirketler ürünlerini müşteri tercih ve statülerine göre ayarlıyorsa, İK olarak biz de uygulamalarımızı aynı mantıkla segmente etmeliyiz. Bu segmentasyon yaşa, seviyeye, departmana veya beklentilere göre farklılaşabilir. Bunun nasıl olması gerektiği şirketten şirkete değişir.
Doğru konumlandırma ile müşterilerimize onlara ne sunduğumuzu anlatmalıyız. Tabii yine herkese beklediği ve anladığı biçimde. Her şeyden öte ana hedef “Sizi Duyduk” stratejisini onların kafalarında yaratabilmekte. Pazarlamanın 4 P’sini, yani ürün, promosyon, mecra ve fiyat konularını her uygulama için iyi belirlemek gerek. Çalışanlar bizim uygulamamıza katılacak da ne olacak – ne kazanacaklar? Onları nasıl motive edebiliriz? Uygulamamızın görsel ve mesajlarını onlara nasıl ulaştırmalıyız? Bunun için ödeyecekleri bedel nedir – zaman mı, emek mi? Bu soruların hepsi, İK profesyonellerinin dikkat ve özenle yanıtlaması gereken sorular. Tüm bu yolculuk sırasında anahtar kelime ise “yaratıcılık”. Çalışanlar ile tıpkı Pazar araştırması departmanının tüketiciler ile yaptığı gibi çeşitli fokus gruplar yapmalı. Mevcut durumda çalışanların beğendikleri / beğenmedikleri şeyler neler? Neleri tercih ediyorlar? Gelecek için planladığımız uygulamalarımız hakkında oluşturdukları algılar ne? Bunlardan hangileri neyi nasıl etkileyebilir? Çalışanlara sormadan onlar için bir şeyler yapmak çok zor ve bir o kadar da tehlikeli. Sonradan kaybedeceğimiz zamanın çok az bir kısmını kullanarak yapacağımız bir araştırma, hem İK departmanının algısını yükseltir hem de çoğu önlenemez maliyeti önlenir hale getirir.İK Pazarlaması kavramı, Türkiye’de ve dünyada yeni yeni tartışılan bir konu. Bu konu hakkında detaylı içerik ve güncellemeler için http://www.dinamo.co/default.
Linkedin grup sayfasi için ise http://www.linkedin.com/
Bana ulaşmak için: iremgokcel@gmail.com
İrem Önal | PepsiCo Turkey Field Sales HR Manager
http://peopleprocesses.blogspot.com
İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Alper Bey, İKZ 2012 benim için çok verimli ve öğretici geçti. Davetiniz için çok teşekkür ederim. Sizin sahne performansınızı da ayrıca tebrik ediyorum. Enerjiniz ve salona hakimiyetiniz izleyicinin ortamı hemen benimsemesini, sevmesini sağladı. Sevgilerimle, [...]
İpek Aral Kişioğlu May 13thGörüşlerinizi desteleyen, işe alımcıların sosyal medya kullanımlarına ilişkin bir bilgigrafiği: http://twitpic.com/8mg6ku [...]
Arda Üçer May 13thİpek hanım paylaşım için teşekkürler. İK ve sosyal medya birlikteliği sanırım gelecekte Türkiye'de bir bütün hale gelip kurumsallaşacağa benziyor. Şirketlerin ve dolayısıyla İK Departmanlarının bu gerçeği daha çok önemseyeceklerini düşünüyorum . Sosyal medyanin sihirli ve inanılmaz dünyasında İK'cıların yolu açık olsun.:) Sevgi ve saygılar [...]
Gökhan Yilmaz May 13thİpek Hanım merhaba Zirve özetinizi ve yorumlarınızı keyifle okuduk. Katkı ve katılımınız için teşekkür ederiz. selam ve sevgilerimle Alper Utku [...]
Alper Utku May 13thSevgili Koray, diğer ilaç firmalarının da eğitim ve oryantasyon süreçlerinde böyle projeler çıkardığını biliyorum. Oyun oynatarak iş öğretiyorlar mesela. Eğer ekran görüntülerini bulabilirsem bu konuda da yazı yazmak istiyorum. [...]
İpek Aral Kişioğlu May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007



İrem hanım nefis bir yazı olmuş tebrik ederim. Ayrıca yazınızı bizimle paylaşan İpek hanıma da teşekkür ederim…