
Tam 18 yaşımdaydım. 14 yaşımdan beri üzerinde çalıştığım, heyecanla ve keyifle gecelerimi sabahla bağladığım işin, yazılımcılığın kaynağında işe başlayacaktım.
“Junior of junior developer” gibi bir pozisyonda başladım 18 yaşımın ilk günlerinde dev bir yazılım şirketinde. Elbette ünvanım bu değildi J Nasıl girebildim oraya bilmiyorum, aynı günlerde İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde 1. Sınıfa başladığım günlerde ne akla hizmet beni aldılar bilmiyorum.
Patronumdan önce geliyordum işe, sabahın 7’sinde ofisi açıyordum. Akşam 7, 8 olmadan da çıkmıyordum. Yazılımcıydım ama tasarımcıyı da boş buldukça taciz edip “bana şunu da öğret, bana bunu da öğret” diyordum. Sağ olsun bıkmadı, usanmadı öğretti bildiklerini. Buradan sevgiyle anıyorum Tolga Şeremet’i. Hatta kızıyordu bazen, “Ömer sen yazılımcı değil misin? Git yazılıma odaklan, ne işin var tasarımla” diye. Ama ne varsa öğrenmeliydim orada, sömürmeliydim. Öyle de yaptım.
Tasarımı öğrenmek bana pahalıya patladı sonra J Tasarımcı kız işten ayrılınca, “Ömer hani sen bir aralar öğreniyordun Flash animasyon yapmayı, gelsene azıcık” gibi bir cümle duydum ve kendimi tasarımcının bilgisayarında buldum. Onu da ben yapmaya başladım. İtiraf ediyorum “bunu ben niye yapıyorum!!” diye bol ünlemli, bol stresli cümleler kurmadım değil. Ama sonraki hayatımda hepsinin meyvelerini aldım.
2 sene dolu dolu çalıştım o şirkette. Öyle çok şey öğrendim, öyle çok beslendim ki, dünyanın en az maaşını alan adam rekorunu orada kırdığım halde hep minnetle andım o şirketi. Patronlarım belki rahatsız olurlar diye şirketin ismini vermeyeceğim ama hep aklımdalar, kalbimdeler.
Şirketi evim gibi benimsemiştim, bir ofisim vardı, bir masam vardı, dahili telefonum vardı ve birkaç ay sonra ilk kez çaldığında çocuklar gibi sevinmiştim –ki zaten çocuktum-. Toplantılarda gün geçtikçe daha çok söz almaya başlamıştım. Müşterilerden teşekkür hediyeleri gelmeye başlamıştı. Evet, ben bir profesyoneldim artık. 14-18 yaş aralığımdayken yaptığım işlerde ve hatta kendimi Bill Gates gibi hissettiğim günlerde aslında hiçbir şey bilmediğimi, o ilk iş deneyimimde öğrendim.
İlk kartvizitim çıkacak diye inanılmaz heyecanlandığımı hatırlıyorum ve bir de bir şirketin bir çalışanı olmanın, bir parçası olmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu.
O duyguyu en son o zaman yaşadım, sonrasında bir girişimcilik süreci Desnet’in kuruluş hikayesi, akabinde bir girişim daha, Vodera kuruldu, şimdi ise o profesyonel yaşamı özlüyorum. Çünkü girişimcilik profesyonellikten çok uzak bir yaklaşım biçimi bana göre. Profesyonel bir yönetici olarak bir şirkette çalışmak, o şirketin bileşenlerinden biri olmak, -öğle tatili ve mesai bitimi kavramlarına sahip olmak- kendini o şirkete sahip değil, ait hissetmek özel bir motivasyon olsa gerek.
Hedefim zaman içinde girişimlerimi profesyonel ellere bırakıp, yeni girişimler peşinde koşmak. Aynı zamanda da sosyal girişimciliğe yoğunlaşmak. Velhasılı, dünyada iz bırakmak . Malum, iş dünyasında başarıyla ya da profesyonel başarıyla dünyada iz bırakmak zor J
Bu hikaye pek çok dostumun, arkadaşımın bile bilmediği, benim 2 yıllık ve hayatımın kimseye anlatmadığım özel bir döneminin hikayesi. İlk kez anlattım, İpek Aral Kişioğlu’nun hatrı büyük ne de olsa.
İpek Aral Kişioğlu ile Geliştrend.com’u kurduğum sırada tanıştık ve benim hayatımda yine çok özel bir yere sahip olan Geliştrend’in ilk yazarlarından biri oldu, ucunu bucağını görmeden, nereye varır bilmeden bu yolculuğa benimle çıktı. Şimdilerde Geliştrend günde 1000’in üzerinde genç girişimciye bilgi kaynağı oluyorsa, bunda İpek Aral Kişioğlu’nun çok büyük emeği var. Kendisine bu vesileyle de teşekkür ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla
S. Ömer Ekinci
Yönetici Ortak
Desnet Yazılım
İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Arda beyin yazısını büyük bir keyifle okudum.Kariyer sonu elbet bilinmiyor ancak şuana kadar olan aşamalar ve yazı dili gerçekten çok güzel... İnsan kaynaklarına gönülden bağlı kişiler tanıdıkça tarifsiz,tuhaf bir gülümseme ve mutluluk oluyor bende. Yazıyı bize ulaştırdığınız için teşekkür ederim ipek hanım:) [...]
Serhat Levent KAHYAOĞLU May 13thGökhan, haklısın, biraz fazla ara verdim. Bu hafta mutlaka çekip yayın alacağım.
[...]
Merhaba İpek hanım çiçeği burnunda İK adayı olarak tüm videolarınızı tekrar tekrar izliyorum. Sosyal medya ve İK konusunu çok önemsemekle beraber ileriki videolarınızda Yetkinlikler ile ilgili bir çalışma yapacakmısınız? Sevgi ve saygılarımla [...]
Gökhan Yilmaz May 13thÇok isabetli biir iş yapmışsınız. Hayat değişiyor ve insanın değişen şartlara göre kendini geliştirmesi, amaçlarını yenilemesi gereklidir. Tebrikler ve başarılar… [...]
Hasan Baltalar May 13thİrem hanım nefis bir yazı olmuş tebrik ederim. Ayrıca yazınızı bizimle paylaşan İpek hanıma da teşekkür ederim... [...]
gökhan yılmaz May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007


Son derece samimi bir dille yazılmıs farkındalık yaratacak bir hikaye.İpek hanıma katılıyorum cünkü bu bakıs acısı Ömer arkadası bugün basarılı bir girisımci yapmıs.Yürekten tebrik ediyorum
İçeriğini hiç tahmin edemeyeceğim bir yazıydı. Bu yazının kendi sitesinde de olması gerekir. Ömer Ekinci’yi tanımak için çok önemli ayrıntılar içeriyor
Çok az yorum geldi üzüldüm
Artık sabah akşam Ömer ekinci okuyorum. Guy Kawasaki, Steve Jobs, Tobert Kiyosaki falan hikâye artık
Sevgili Ömer, Kaynağım İnsan’nın hayata geçmesindeki önemli kişilerden biri olarak benim için çok önemlisin. Senin genç yaşında neden birçok şeyi başardığını anlayabilmek için sanırım bu yazıyı okumak yeterlidir.