Demografik Yapı Üzerine İşveren-STK-Devlet İşbirliği

sivil toplum

Ülkemizde özel sektörde demografik yapı sadece Y kuşağı çalışanlar ve onların yetkinlikleri, beklentileri, iş hayatına olan etkileri, kuşak çatışmaları üzerinden konuşuluyor. Oysa ki, dünyada ve ülkemizde de kamu sektöründe organizasyonların yaş ortalamalarının yüksekliği ve giderek de yükselecek olması, yani yaşı ilerlemiş işgücünün etkinliği konusu İK bölümlerinin ana gündemi. Dünyada özel ve kamu, Türkiye’de ise kamu sektöründe pek çok şirketin, organizasyonun yaş ortalaması 40’ın üstünde.

İki yıl boyunca kamu sektöründe proje yapan bir İK danışmanı olarak yaş ortalaması yüksekliğinin ne anlama geldiğini birebir yaşadım. Şu an Türkiye’de özel sektörde yaş ortalamaları düşük olabilir ama önümüzdeki yıllarda onlar da aynı “çalışan etkinliğinin düşüşü” problemini yaşamaya başlayacak. Dolayısıyla özel sektörde şimdiden İK bölümlerinin “demografi” üzerine çok yönlü düşünmeye başlaması gerekiyor.

Sorumuz şu: Örneğin, yaşı 58 olmuş bir çalışanın hızla değişen teknoloji ve iş dinamikleri içinde katılımcı, etkin ve tabii ki mutlu olmasını nasıl sağlayabiliriz? 

Benim çözüm önerim şöyle;

İnsanların yaşı ilerledikçe sivil topluma fayda sağlama istekleri, bir şirkete fayda sağlama isteklerine kıyasla daha fazla artıyor. Hayattan, maneviyat odaklı daha derin anlamlar arıyorlar. Kanımca doğru yönlendirilir ve hak kaybına uğramazlarsa pek çok insan sivil toplum projelerinde çalışmayı bir şirkette çalışmaktan çok daha fazla ister, tercih eder.

Dolayısıyla şirketler, sivil toplum gönüllüsü olmaya istekli şirket çalışanları STK’larda çalışmaya yönlendirebilirler.

Elbette böyle bir sürecin hayata geçirmesi için özel ve kamu sektörü şirket ve organizasyonlarının STK’lar ile proje bazlı değil, uzun soluklu işbirliktelikleri geliştirmesi gerekir. Devlet otoritesi de üstüne düşen ‘uygulamaya destek‘ görevini, şirketlerde “gönüllülük usulu STK’larda çalışmak” tercihini yapan insanlara ‘sigorta prim teşviki uygulaması’ ile kanuni yapıyı düzenleyerek yerine getirebilir.

Bu sayede;

1. STK’lar gönüllü insan kaynağı açığını kapatmış (gönüllü çalışanın ücreti şirket tarafından ödenmeye devam edecek),

2. Pek çok sivil toplum projesi hayata geçirililerek, “sürdürülebilirliği” sağlanmış, (sonuçları orta ve uzun vadede gözlemlenemeyen, ölçümlenemeyen gelir geçer projeler değil, sürdürülebilir sivil toplum işleri)

3. Çalışanların gönüllü toplumsal fayda yaratma tercihi şirket/organizasyonlar tarafından hayata geçirilmiş,(manevi tatmin)

4. Özellikle yaşı ilerlemiş çalışanların sivil toplum projeleri ve işlerinde gönüllü tam zamanlı/yarı zamanlı/esnek çalışmaya başlaması ile genç işgücüne kadro açılmış olur. (genç işgücünün istihdamı) 

Kemal Derviş’in geçtiğimiz aylarda Project Syndicate’de yayınlanan Gelecek Toplum Sözleşmesi isimli makalesinde yazmış olduğu, ileri yaşlarda çalışma sürelerinin azaltılması, her bireye yaşam boyu gelişim imkanlarının sağlanması gibi uygulamalara, sivil toplum işlerinde gönüllü çalışmanın sistemli teşvikini de ekleyebilir miyiz?.

.

Sivil toplum hareketi ve  sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesi, yaygın hale gelmesi ve etkilerinin artması gerektiği bir çağdayız.

Özel ve kamu sektörü şirketleri ve organizasyonlarının her geçen gün yaşlanması onların verimlilik ve etkinliğini azaltıyor.

Çalışmaya hazır, dinamik ama iş bulamayan gençler, tecrübe kazanamadıkları için hayatlarını kuramıyor, geleceğe umutla bakamıyor.

Bu problemler bütün İK’cıların problemleri, hepimiz üstüne düşünmeliyiz, “devlet ana/babanın iki dudağının arasından çıkacakları” bekleyecek devirler çoktan geçti.

Problemin değil, fikirlerimizi ortaya koyarak çözümün bir parçası olalım.

Sizin önerileriniz nedir?

 

 

 

 

“Demografik Yapı Üzerine İşveren-STK-Devlet İşbirliği” üzerine 4 yorum

  1. Ülkemiz için önemi büyük olan bir konuya değinmişsiniz.Tespit ve görüşlerinize bende katılıyorum.

    Bazen küçük detaylarla boğuşmaktan büyük resme bakamıyoruz.

    25 Temmuz tarihinde paylaşmış olduğunuz Kemal Derviş İle Gelecek Sosyal Sözleşme makalesi ile bu yazınız çok örtüşmüş diyebilirim.Makaleyi okumayan okuyucular varsa okumalarını tavsiye ederim.

    Önemli saptamaları var;
    *20. yüzyılın ekonomik,toplumsal,politik, teknolojik koşullarının tanımladığı sosyal sözleşme içeriğinin artık geçerliliğini kaybettiğini söylüyor.

    *21. yüzyılın ilk yarısı için geçerli olacak yeni sosyal sözleşme, mali gerçeklikleri, bireyin tercihlerini,güçlü sosyal dayanışmayı harmanlamalı,kişisel tercihler ve hassas ekonomiden kaynaklı şoklara karşı da koruyucu olmalı.

    Not :
    Kemal Derviş’in bu makalesiyle ilgili araştırma yapayım dedim.Yeteri kadar Türkçe kaynağa rastlayamadım.Ya da ben göremedim.

    Kemal Derviş ve makalesi ile ilgili değerlendirmeler yabancı kaynaklı sitelerde,bloglarda daha çok ele alınmış!

    Paylaşımınız ve bu konuyu ele alarak fark ettirdiğiniz için size teşekkür ederiz İpek hanım

    Sevgilerimle

    1. Gökhan,

      Günlük, incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler ile zihnimizi yoruyoruz, yıpratıyoruz. Başka bir dünya inşa etmemiz gerekiyor, düşünmemiz, çözüm fikirleri ortaya koymamız gerekiyor. 10 yıl sonra şu an beyaz yakalıların yaptığı memurluk işlerinin pek çoğunu akıllı bilgisayarlar yapacak. Şu an çocuklara vireln eğitim 10 yıl sonraki iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. Bizim başka metotlar bulmamız gerekiyor her konu için; eğitim, sağlık, kültür, iş, sivil toplum …

İpek Aral Kişioğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir