Hedef Tutturma Kası

‘Hedef tutturma kası’ diye bir kas var mı?

Fizyolojik olarak olmayabilir ama psikolojik olarak kesinlikle var.

Hedef tutturma kası her bireyde doğuştan bulunuyor ve gözümüzü dünyaya açtığımız ilk andan itibaren çalışmaya başlıyor. Anne-baba olanlar bilir, çocuklara ufak tefek hedefler koyarak onları sonuca ulaşmaları için teşvik etmek, ardından da küçük küçük ödüllendirmek bizlerin en sevdiği yaratıcı uğraşlarından biridir. “Ağaç yaşken eğilir” atasözünün önemi işte burada ortaya çıkıyor. Çocuk yaştan itibaren sistemli bir şekilde hedef tutturma kası çalıştırılan çocukların ilerleyen yaşlarda hayatlarını şekillendirme konusunda daha etkin kararlar alabileceklerini düşünüyorum. Bir hedef doğrultusunda başarmak duygusu ile erken yaşlarda tanışmış insanların, bu şahane duygunun peşinden sürekli koşacaklarına inanıyorum.

İş görüşmelerinin de en önemli sorulardan biri olmalı “Bugüne kadar kendinize koyduğunuz ve tutturduğunuz en büyük hedef nedir? Nasıl başardınız?

Performans değerlendirme sistemlerimizin en buhranlı noktası olan SMART hedefler tanımlamayı, işe ancak hedef tutturma kası antremanlı insanları alarak aşabiliriz.

Eğitim programlarımızın etkin geri dönüşünü, o eğitim uygulamlarına belirli bir konuyu öğrenmek/anlamak adına hedef tutturma kasını çalıştırmaya gelmiş insanlarla sağlayabiliriz.

Yetenek yönetimi programlarımızın başarısını, şirketlerimizin stratejik amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek için kendi hedef tutturma kaslarımı optimumda çalıştırmayı vaadeden insanlara yatırım yaparak ancak garantileyebiliriz.

Biz İK’cılar, İK sistemlerinimizi, hedef tutturma kaslarımızı yılmadan, yorulmadan çalıştırarak ancak güvenilir kılıp, geliştirebiliriz.

Nihayetinde, hedef tutturma kasımızı çalıştırmak bedelsiz, olay bir tek bizlerin onu çalıştırmayı istememize kalıyor.

Zorunlu Bireysel Gelişim Hedefi

Her yıl şirket üst yönetimleri organizasyonun stratejik amaç ve hedeflerini gerçekleştirmeye hizmet edecek bölüm ve bireysel hedeflerin oluşturulmasını ister. Bireysel hedefleri netleştirirken bölüm hedefleri esas alınır. Bu hedefler SMART olmalıdır. Net, ölçümlenebilir, zamanlaması belli, gerçekçi ve zorlayıcı bölüm ve birey hedefleri konduğu ve sonrasında gerçekleştirilebildiği zaman şirketlerin büyüyememe, gelişememe gibi kaygılar yaşaması gerekmez.

Yukarıdaki cümleler hepimizin onlarca defa duyduğu, okuduğu, kabul ettği ifadelerden oluşuyor. Ama bence bir eksiği var.

Eksik şu: Herşey çok fazla şirket endeksli. Herşey çok fazla iş endeksli. Hedefi koyan ve tutturması gereken insan olunca, bence biraz insanın da özel tercihlerine hitap edecek ve zorunlu tutulacak vurgular barındırabilmeli hedefler. Çalışanın bağlılığı (=motivasyon+ etkinlik v+ memnuniyet) ona yürekten dokunabildiğiniz zaman gerçekleşiyor aslen.

Hiç insan kaynakları bölümleri çalışanlara soruyor mu? :

“Şirketten ve işten bağımsız sen bu yıl kendini hangi konuda geliştirmek isterdin?”

Kimisi “dans kursuna gitmek istiyorum”, kimisi “tiyatrocu olmak” diyecek, kimisi ise belki bugüne kadar böyle bir soru ona sorulmadığı ve üzerine hiç düşünmediği için “bilmiyorum” deyip kestirip atacak.

Bence insan kaynaklarının artık sorumlu olduğu insanların hayatlarının gelişimine iş süreçleri haricinde de destek vermesi lazım. İş piyasasındaki çoğunluk çalışanın en büyük problemi mesai saatleri haricinde düzenli uğraştıkları ilgi alanları, hobileri olmayışı. İnsanların özel hayatlardaki bu kısırlık işe de desarj olamamış, psikolojik olarak yorgun bireyler olarak gelmeleri sonucunu doğuruyor. Diyeceksiniz ki, “biz de tiyatro kulübü var, satranç turnuvası düzenliyoruz, vs. vs.”. Hayır, ben bu faydalı ama kısıtlı katılımlı aktiviteleri kasdetmiyorum.

Topyekün bir bireysel gelişim hareketi benim bahsettiğim. Performans değerlendirme sistemlerimizin ‘hedefler’ bölümüne her çalışanın her yıl en az bir adet bireysel özel gelişim hedefi koyma zorunluluğunun getirilmesinden bahsediyorum. Böyle bir yaptırım ilk başta biraz antipatik görünebilir. Ama çok kısa sürede hem bireylere,  hem de kurum kültürüne çok olumlu geri dönüşlerinin olacağından eminim. İnsanlara sadece kendileri için birşeyler yapmaya bir parça zorlayarak teşvik etmek belki de onlara hayatları boyunca sunulabilecek en büyük katkılardan biri olacaktır.