İlk Tablet Seminer

Tablet Seminerler, Eğitişim Kariyer Enstitüsü, Keynotes Speakers Agency ve M-Gen işbirliğinin bir ürünü. İsmi üstünde bilgiye ulaşmanın tabletleştirilmiş hali. Sinemaya gitmek gibi… Süresi kıvamında, fiyatı uygun, erişimi kolay!

Ben de Ağustos ayından başlamak üzere Tablet Seminerlere her ay mesleki bir konu ile katılacağım. Bu ayın konusu Sosyal Medya ve İK. 23 Ağustos 2011 Salı günü, saat 19:00-22:00 arasında gerçekleşecek tablet seminerde son dönemin en popüler konusu sosyal medyanın İK süreçlerine olan yansıması, sıcak gelişmeler ve örneklerden bahsedeceğim.

Eğer tablet seminerim ilginizi çekiyorsa veya bir arkadaşınıza farklı bir hediye vermek istiyorsanız katılım koşulları için buraya tıklayın.

Görüşmek dileğimle 😀

make.believe

18 Aralık Cumartesi CEO’lardan Yönetim Dersleri programının üçüncü ve son günü için Has Üniversitesi’ndeydim. Günün üç konuğunu da çok merak ediyordum ama ne yalan söyleyeyim özellikle Sony Euresia Başkanı Mohsen Noohi‘ye yönelik beklentim diğer CEO’lardan fazla idi. Beklentimin karşılığını da fazlasıyla aldım.

İlk konuşmacı Medline Genel Müdürü Gürkan Ergenekon idi. Konuşmasını “sürdürülebilirlik” ana teması üstüne inşa eden Gürkan Ergenekon, işin sürdürülebilirliği için yönetim, çalışanlar, hizmetler ve tedarik zinciri bağlamında Medline’ı nasıl yeniden yapılandırdıklarını çok net aktardı. Sağlık hizmetlerindeki kalite standartlarının önemini vurgulayan Ergenekon, Medline’ın uluslararası akreditasyon kuruluşu JTI tarafından dünyada kendi segmentinde ikinci kalite sertifikası alan kurum olduğunu söylemesi ise beni çok sevindirdi.

İkinci konuşmacı Sony Euresia Başkanı Mohsen Noohi idi. Mohsen Noohi’in sunum ve birçok video eşliğinde yürüttüğü İngilizce konuşması çok sürükleyiciydi.

Mohsen Noohi konuşmasına “Is management art or science? – Yönetim sanat mıdır, yoksa bilim midir?”  sorusu ile başladı ve paylaşımları eşliğinde hepimizi doğru cevabın “both – ikisi de” olduğu konusunda ikna etti.

Sony’nın sloganı “make.believe” üzerinde önemle duran Mohsen Noohi’in vermek istediği ana fikiri ise aşağıdaki cümleler ile özetledi;

Believe that curiosity is the key of creativity. Believe that anything you can imagine, you can make real

Merakın yaratıcılığın anahtarı olduğuna inanın. Hayal edebildiğiniz herşeyi gerçekleştirebileceğinize inanın

Sony’nin sloganı make.believe’in anlamını merak edenler için ise küçük bir açıklama: make ( hareket almak, yapmak, inşa etmek, tasarlamak ) . believe ( ruh, düşünmek, hayal etmek, rüya ). Ortadaki nokta ise Sony’nin gücünü temsil etmektedir. ‘make.believe’ özünde bir kişisel gelişim enstrumanıdır.

Mohsen Noohi’nin bir diğer güzel sözü “In youth we learn, in age we understand-gençken öğrenir, yaş alınca anlarız” idi.

İş hayatındaki  pozitif tutumun ve artı değer üretmenin önemini vurgulayan Noohi, SMART-zeki kavramı içinde ise birçok alt kavram sundu bize: Düşünmek, sanat, yaratıcılık, sorumluluk, öngörü, sağduyu, deneyim, hazırlanmak, cesaret, sürdürülebilirlik, takım, yAtırım, yatırımın geri dönüşü, motivasyon, bireyler, farklılık. Alt kavramlardan seçtiği Sustainable (sürdürülebilir), Motivate (motive), Art (sanat), Responsible (sorumluluk), Team (takımı) ile ise SMART kelimesinin açılımını yaptı.

Günün son konuşmacısı Dünya Göz Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu idi. Eğitim programında yer alan 8 CEO’dan farklı olarak okullu değil, alaylı olan Eray Kapıcıoğlu sanırım benim gibi bütün katılımcıları da çok etkiledi. Eray Kapıcıoğlu çok çalışmanın, merhametli, vicdanlı olmanın, başarmak güdüsünün bir insanı ne kadar tepeye çıkarabileceğinin güzel örneğiydi.

Dünya Göz Hastaneleri, bir konu üzerinde derinlemesine uzmanlaşan tek hastane zinciri olarak Türkiye ve dünyanın çeşitli noktalarındaki göz hastalarına ulaşıyor. Eray Kapıcıoğlu’nun yatırımlarını yaparkenki ileri görüşlü, fedakar, sosyal sorumluluk sahibi tutumunun onu başarıya ulaştırdığı kesin. Bütün paylaşımlarının yanında kendisini örnek göstererek sarfettiği bir cümlesi beni çok etkiledi Eray Kapıcıoğlu’nun:

“Birçok genç sadece maaşlı bir işte çalışarak ev, araba, hatta aile sahibi bile olamam diye düşünüyor. Hayır, eğer gerçekten kendinizi adayarak, dürüst ve çok çalışırsanız mutlaka farkedilirsiniz, mutlaka çok farklı noktalara gelirsiniz”

Ben de Eray Kapıcıoğlu’nun bu yaklaşımına sonuna kadar katılıyorum. Çünkü ben de onun dediklerini yapmak için büyük çaba sarfediyorum.

İlgili diğer yazılar:

Değişim Adamı

İnsan İçin

Değişim Adamı

Geçen cumartesi ilk üç konuşmacıyı dinleyerek önemli dersler aldığım Eğitişim Kariyer Enstitüsü CEO’lardan Yönetim Dersleri programının bugün üç diğer konuşmacısı ile buluştuk; Intel’in Orta Doğu Türkiye Afrika Satış Müdürü Ege Ertem, Reckitt Benckiser Türkiye Başkanı ve Iglo Genel Müdürü Caner Tunaman ve Otokoç Genel Müdürü Görgün Özdemir. Tahmin edebileceğiniz gibi dolu dolu saatler geçirdik.

Intel’in Orta Doğu Türkiye Afrika Satış Müdürü Ege Ertem konuşmasını kurum kültüründeki yer alan farklı diller, farklı renkler üzerine kurgulamıştı. Uzun yıllardır bünyesinde bulunduğu uluslararası platformdaki insan çeşitliliğinin yönetsel boyutta yaşattığı zorlukları büyük bir içtenlikle paylaştı katılımcılarla.

Ege Ertem’in bir saptaması ilgiye değerdi: “Türk şirketler yurtdışına çaycısına kadar yine Türk kadrolarla çıkıyor. Oysa yabancılar örneğin, Türkiye’ye gelirken işin başına Türkleri yerleştiriyor.” Ege Ertem, Türk şirketlerin bu genel tavrını içe dönüklüğe, dışa kapalılığa bağladı. Bunun sadece şirket yönetimleri için de geçerli olmadığını, genel olarak farklılıklara kapalı bir millet olduğumuz görüşünü paylaştı. Oysa ki, gelişim, değişim dışa açılabilmekte yatıyor.

‘Peki, dışa açılmak için neler yapmalı?’

Karşımızdaki yabancıya

1) Soru sormalı,
2) Onu dinlemeli,
3) Onu itmemeli, kendimize çekmeli,
4) Katılımcı stratejik yönetim prensiplerini uygulamalıyız.

İkinci konuşmacı Reckitt Benkiser Türkiye Başkanı ve Iglo Genel Müdürü Caner Tunaman’dı. Kariyeri boyunca içinde bulunduğu global platformları engin vizyonu, girişimci ruhu, çok yönlü bakış açısı ile nasıl şekillendirdiğini büyük bir hayranlıkla dinledim. Caner Tumanman’ın hayatım boyunca bana büyük ilham kaynağı olacağını düşünüyorum. (Yukarıdaki fotoğraf kendisine aittir)

Konuşmasına “Ben bir pazarlamacıyım, ben iş dünyasının tanımı ile değişim adamıyım” diye başlayan Caner Tunaman’ın marka yaratmak, geliştirmek, konumlandırmak, değiştirmek konularında gerçek bir yetenek olduğunu belirtmek gerek. Türkiye’den global marka yaratabilmek, hatta Türkiye’yi bir global marka yapabilmek konusundaki azimli, hırslı ve sevgi dolu yaklaşımını da kendime örnek alacağımı söyleyebilirim.

Markanın ürün değil, kavram satmak olduğunu ve bu ‘kavram’ın içi doldurabildiğinde başarı sağlanabileceğini aktaran Caner Tunaman, beraber çalışacağı ekip arkadaşlarının çok çalışkan, çok yönlü, çok yaratıcı olmalarını beklediğini de ekledi.

Günün son konuşmacısı Otokoç Genel Müdürü Görgün Özdemir’di. Koç Holding’in kurum kimliğini %100 ruhunda taşıyan Görgün Özdemir, Otokoç’un 2001 yılından itibaren geçirdiği üç birleşme sürecini nasıl yürüttüğünü kapsamlıca anlattı. Konuşma içeriğinin ilham vermekten ziyade, iç bilgi ve veri aktarmaya yönelik olması otomotiv sektörü ile ilgili olmayan pek çok katılımcının dinleme hevesini biraz kırdı kanımca.

Görgün Özdemir’in geçtiğimiz on yıllık sürede özellikle İnsan Kaynakları Yönetiminin değişim ve gelişiine yönelik paylaşımları ise benim ilgimi çok çekti. Bu nedenle Otokoç’un İK yapılanmasına dair aldığım notları Kaynağım İnsan’a aktarmayı bir görev biliyorum. 🙂

Otokoç İK Yönetimi:
1. İş Analizi & Görev Tanımları
2. Yetkinlik Bazlı Mülakat
3. İş Değerleme ve İş Aileleri, Kademelendirme Sistemi – Hay
4. Ücret Yönetim Sistemi – Hay
5. Değişken Ücret Yönetimi (Prim)
6. Balanced Scorecard
7. 360 Derece Yetkinlik Değerlendirme – (terfiler-performans takip)
8. Kariyer Planlama ve Yedekleme
9. Eğitim ve Bireysel Gelişim

Otokoç’un onuncu madde olarak yakın zamanda “Yetenek Yönetimi” sistem süreçlerini de devreye alması dileğim ile …

İlgili diğer yazılar:

İnsan için

make.believe

İnsan İçin

Dün Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün düzenlediği ‘CEO’lardan Yönetim Dersleri‘ programındaydım. Üç hafta sürecek programın ilk gün davetlileri İpragaz CEO’su Selim Şiper, Transtürk CEO’su Rıza Başoğul ve Unilever Türkiye Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel’di.

Programa büyük heyecanla gittim. Kariyerlerinin ileri seviyelerindeki bu üç profesyonelden öğrenebileceklerim, onların tecrübelerini dinlemek ve sorular yöneltebilecek olmaktı heyecanımın nedeni. Beklentilerimin hepsi gerçekleşti, bilgi ve tecrübe aktarımı dolu bir gün geçirdim.

Pek çok not aldım, bunları şimdi tek tek yazmanın çok anlamlı olacağını düşünmüyorum ama belki birkaç cümle günün tonunu size hissettirebilir.

İpragaz CEO’su Selim Şiper:

Kem aletle kemalet olmaz – Kötü aletle iyi iş çıkmaz“,

Vasat insanlar eşitlikçidir, eşitlik insanları vasatlaştırır, lider eşitlikçi değil, adaletli olmalıdır

Liderlik sonuçla onanır

Lider olabilmek otorite (konusuna hakim, bilgili) olmayı gerektirir.”

Transteknik CEO’su Rıza Başoğul:

Değişim önce zihinde başlar

Şirketlerde operasyonel fonksiyonlar inanç, yönetim kurulları, CEO ise kurumsal kimliği yönetir

Değişim sürecini yönetebilmek farklılığı algılamaktan geçer

Unilever Türkiye Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel: Gün sonu değerlendirmemde beni en çok etkileyen konuşmacı olan Cem Tarık Yüksel’in hazırladığı sunum, içeriği itibariyle benim bugüne kadar gördüğüm en mükemmel çalışmaydı.

Hayatımda ilk defa bir profesyonelin toplum, siyaset, sağlık, bilim, ticaret, tüketim, silahlanma, enerji, doğa, biyoloji, trendler, ekonomi, teknoloji, internet ve belki şu anda aklıma gelmeyen pek çok ana başlığı, alt başlıklarına indirgeyerek, birbirleri ile olan bağlantılarını kurarak ve her birini onlarca örnek, yüzlerce veriyle destekleyerek nefes almaksızın, bu derece başarılı anlatabildiğine şahit oldum.

Cem Tarık Yüksel konuşması sonunda “sorunuz var mı?” diyerek bizlere baktığında, soru üretebilecek kadar bile zihnimde kendime ayırabileceğim alan kalmamıştı. Dinlediklerim, gördüklerim tüm beynimi kaplamış ve sindirilmeyi bekleyen büyük lokmalar şeklinde üst üste dizilmişlerdi. Bazı insanlar, bazı pozisyonlara boşu boşuna gelmiyor. İlerilerinin de çok açık olduğu kesin.

Cem Tarık Yüksel’in son sözü, arkasındaki büyük sunum görüntüsü ile şu oldu:

CEO’lardan Yönetim Dersleri; Unutmayın, iş hayatınızda her ne yapacaksanız yapın, bu gördüğünüz (aynı fotoğrafı kullandım) için yapacaksınız; insan için

İşte bir profesyonel ancak hayata böyle geniş açıdan, böyle veri odaklı bakarak, gördüğü büyük manzaradaki her bir noktayı birbiri ile bağlantılı hale getirerek ve vicdanını kaybetmeden başarılı olabilir. Bu da çok çalışmak, çok takip etmek, çok meraklı olmak, çok okumak, çok gezmek, çok dinlemek, çok araştırmak demek.

Keşke Cem Tarık Yüksel’in sunumuna bir yerlerden ulaşabiliyor ve Kaynağım İnsan arşivine de alabiliyor olsaydım…

İlgili diğer yazılar:

Değişim Adamı

make.believe

Eğitim Vermek Güzel

Ben eğitim uzmanı değilim. Hatta İnsan Kaynakları mesleğim boyunca eğitim vermek seçeneği karşıma çıktığımda özellikle kabul etmedim. Eğitim vermek, eğitime katılanlarla iletişime girebilmek, onların kendilerini eğitim içinde hissetmelerini sağlamak bambaşka bir beceridir kanımca.

2010 yılın başından beri üniversitelere gençlerle söyleşme gitmekteyim. Onlarla birlikte olmak ve onlarla mesleki bilgimi, tecrübelerimi, anılarımı paylaşmak bambaşka bir keyif doğrusu. 1 Mayıs’da da İnsan Kaynakları; Kıymetli İnsan Programı için Kocaeli Üniversitesi’nde olacağım.

Ancak bu yazımın ana konusu 18 Nisan 2010 Pazar günü günboyu eğitimci sıfatıyla katıldığım Eğitişim Kariyer Enstitüsü 5n İK Sertifika Programı. İki ay önce “Performans Değerlendirme” üzerine oturum konuğu olduğum 5n İK programına “İşe Alım Yöntemleri, Uygulamaları” konusunda günboyu eğitim vermek üzere katılma teklifi geldiğinde tereddütsüz kabul ettim. Benim için önemli bir gelişmeydi, sunumumu özenle hazırladım.

Eğitimin nasıl geçtiğini soracak olursanız, benim için çok iyidi. Sabahtan akşamüstü saat altıya kadar on dört pırıl pırıl genç ile çok hareketli ve interaktif saatler geçirdim. Gün sonunda onların da memnuniyetini hissediyordum ama bugün elime ulaşan Eğitim Değerlendirme Formu sonuçları hislerimde yanılmadığımın kanıtı oldu. ‘Konuşmacı’ olarak 100 üzerinden 99, ‘Eğitim Genel Puanı’ olarak da 100 üzerinden 95’e layık görmüş beni arkadaşlar.

Eğitim Değerlendirme Formunda asıl beni heyecanladıran ve mutlu eden ise katılımcıların eğitim hakkındaki görüşlerini birer cümle ile belirttikleri  son bölümdü, işte cümlelerden birkaçı:

“Eğitmen çok deneyimliydi, güncel örneklerle katılımcıları konuya hakim kıldı, zamanı çok iyi kullandı”

” İpek Hanımı gözümü kırpmadan dinledim çünkü inanılmaz bir enerjisi var, verdiği örnekler ve yaşanmış olayları anlatması ilgimizin dağılmamasını sağlayan bir başka etken oldu”

“Konular çok açıklayıcı, eğitmen pozitif yaklaşımlıydı”

Takdiriniz için çok teşekkürler arkadaşlar 😀

İş Görüşmeleri Workshop’a Kimler Katılacak?

Geçen Mart Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün Performans Değerlendirme” oturum konuğu olmuş ve gençlerle çok güzel olarak nitelendirebileceğim iki buçuk saat geçirmiştim.

Geçtiğimiz günlerde Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nden aldığım yeni davet beni çok mutlu etti. 18 Nisan 2010 Pazar günü “İş Görüşmeleri Workshop” oturum konuğu olacağım. Oturuma katılımcıları ile iş görüşmelerinin kapsamı, çeşitlerinin anlatımı yanında bolca uygulama yapmayı planlıyorum. Eğitime katılan gençlerin çoğunun İnsan Kaynakları profesyoneli olmayı istemesi workshop sürecini çok daha verimli ve ilginç kılacak. Aklımda iş görüşme çeşitleri üzerinden çeşitli ekip çalışmaları yapmak var.

Eğitişim Kariyer Enstitüsü ile yaptığım görüşme sonrasındaki bir diğer güzel gelişme ise sosyal medya üzerinden belirleyeceğim üç gencin de workshopa katılabilceği haberini almam oldu.  Bu yazıyı şu an okuyan ve yazının altındaki yorumlar bölümüne neden workshop’a katılmak istediğini yazanlar arasından belirleyeceğim üç kişiyi 18 Nisan 2010 Pazar günü saat 15:00-17:30 arası gerçekleşecek olan çalışmada ağırlayacağız.

Evet, İnsan Kaynakları mesleği ile ilgilenen, iş görüşmeleri nasıl oluyor merak eden değerli okuyucular yorumlarınızı bekliyorum 🙂
.
Not: İş Görüşmeleri Workshop’a katılacak üç kişinin isimlerini yazının altına ekleyeceğim.
.
Workshop’a Katılacaklar:
Sinan Babacan
Pınar Çakal
Ayşenur Akgül

Oturum Konuğunun Performansı

Egitisim

Dün Eğitişim Kariyer Enstitüsü‘nün 5N İK İnsan Kaynakları Sertifika Programı‘nın oturum konuğuydum.

Oturum konusu İnsan Kaynakları uygulamaları arasında en teknik olan Performans Değerlendirme’ydi.

Kimisi halen öğrenci, kimisi profesyonel hayat içinden, kimisi de iş arayan onaltı oturum katılımcısı ile tanıştıktan sonra hızlıca sunumumun içeriği paralelinde paylaşımlarıma geçtim. Kurumsal performansın ölçümlenmesinden bireysel performansın değerlendirimesine doğru ilerleyen çizgisinde iki saati aşkın süren sunumumun ana başlıkları;

* İpek Aral Kişioğlu, tanıtım
* İnsan Kaynakları nedir? Nasıl çalışır? Enstrümanları nelerdir?
* Kurumsal Performansın ölçümlenmesi; Balance Scorecard – Şirket Karnesi nedir?
* Örnekli Strateji Haritası Uygulaması
* Örnekli Şirket Karnesi Uygulaması
* Bireysel Performans Değerlendirme
* Bireysel Performans Değerlendirme Paketi Örneği
* Dünya Nereye Gidiyor?
* Yetenek Yönetimi Yazılım Çözümü Örneği – IBM Talent Management
* Sorular

Performans Değerlendirme uygulamalarının kapsamı iki saate sığdırılamayacak kadar geniş olduğu için neredeyse mola (5 dakika) bile vermeden geçen egitisim2oturumun sonunda da katılımcılar ile İnsan Kaynaklarının diğer uygulamaları, meslek, kaynakçalar ve iş hayatı üzerine sohbet ettik.  Gençleri bayağı yordum ama bence yorulduklarına da değdi. Katılımcıların görüşlerini belirttikleri oturum etkinliği değerlendirmesi hafta içerisinde bana ulaştırılacak. Merakla bekliyorum.

Oturumun sonunda Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nden iletişimde olduğum Zeyno Sezgin bana kurumun teşekkür plaketini ve Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na adıma yapmış oldukları bağışın belgesini verdiğindeyse çok mutlu oldum.

Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nden önümüzdeki zamanlarda da bir araya gelebilmek karşılıklı dilekleri ile ayrıldım. İnsan Kaynakları mesleğine girmek isteyen gençlerle mesleki bilgi paylaşıma girmiş olmanın bilgilerimi sistematize etmek bağlamında beni de çok geliştirdiğini düşünüyorum ve Eğitişim Kariyer Enstitüsü’ne bu imkanı bana verdikleri için buradan çok teşekkür ediyorum. 🙂

Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün Oturum Konuğuyum

Eğitişim Kariyer Enstitüsü Geçtiğimiz gün Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nden çok sevindirici bir teklif aldım.

Beni ‘5NİK İnsan Kaynakları Nedir, Ne Değildir? İnsan Kaynakları Sertifika Programı kapsamında 14 Şubat Pazar günü yapılacak oturumlarına konuk konuşmacı olarak davet ettiler. Elbette daveti kabul ettim.

Önümde ‘Performans Değerlendirme‘ konu başlığı için hazırlanmak üzere 11 gün var. Yapacağım 2 saatlik konuşmayı Şirket Karnesi-Balance Scorecard çevresinde şekillendirmeye karar verdim. Anlatımımın mümkün olduğunca interaktif olabilmesi için sunumu vaka çalışmaları ile renklendirmeyi planlıyorum. Halihazırda bir ‘Şirket Karnesi’ projesi yürüyor olmamın konuşmaya önemli artı değer katacağını düşünüyorum.

Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nde yapacağım konuşma eğitim içeriğiyle mesleğim üzerine yapacağım bu derece büyük kapsamlı ilk konuşma olacak. Dilerim gerisi de gelir

😀