İşveren Markası Bu Mudur?

Sosyal işe alım süreci üzerinde uzun süredir yazıp çiziyoruz. Sosyal ağlar sayesinde farklı profildeki hedef kitlelerine nasıl ulaşabildiğimizi söyleyip, “büyük yenilik, çok faydalı oldu” diyoruz. Facebook’u üniversite öğrencileri ve yeni mezunlara, Linkedin’i uzman ve üstü vasıfta insan kaynağına ulaşabilmek için kullanıyoruz.

Buraya kadar herşey çok güzel. Ancak son altı ay içinde başıma gelen iki benzer olay ülkemizde insan kaynakları bölümlerinin sosyal işe alım süreci ve işveren markası kavramını ne derece anlayabildiği üzerine beni çok ciddi düşündürdü.

Ne oldu diyeceksiniz?

Linkedin’de benim gibi mesleğinde belirli bir uzmanlık ve tecrübe seviyesine gelmiş insanları çok rahat bulabilirsiniz. İki yıldır da, özellikle yurtdışından şirketler Linkedin üzerinden profil inceleyip, çeşitli konularda iletişime geçiyor. Yabancı şirketlerle gerçekleşen bu etkileşim hem mutluluk verici, hem de eğitici. Kurdukları iletişime gösterdikleri itina insanı adeta “uçuruyor”.

Gelelim bir de madalyonun yerli yüzüne. Son altı ay içinde iki yerli şirketin “Sizinle görüşmek istemekteyiz, bizimle iletişim bilgilerinizi paylaşır mısınız?” şeklinde mesaj gönderip, ardından bir daha arayıp sormaması veya aradığı kişiyi “iş arayan-başvuru yapmış” adayla aynı süreçte değerlendirebileceğini ‘zannetmesi’ beni bir insan kaynakları uzmanı olarak hem üzüyor, hem de kızdırıyor.

Bizler “işveren markamızı sosyal ağlara taşırken şirketimizin işveren olarak değerlerini internete yansıtıyoruz” diyoruz.

Şimdi size sorayım;

Eğer bir şirket, Linkedin üzerindeki detaylı özgeçmişinizi inceleyip, sizinle görüşmek istediğini söyleyerek kontak bilgilerinizi ister ve bir daha da aramazsa veya telefonda “özgeçmişinizi göndermeden sizinle görüşmeyiz, size mesaj gönderdik ama zaten şu an çok doluyuz” derse, o şirketin işveren markası hakkında ne düşünürsünüz? 

.

Tavsiye: Sosyal ağlar, özellikle de Linkedin üzerinden sosyal işe alım veya iletişim süreci yürüten İK bölümleri, head hunting- kelle avcılığı, işveren markası ve pazarlama iletişimi üzerine okuma yaparlarsa, eminim hızla pek çok problemi aşabiliriz.

Etik Değerler Üzerine Vaka Çalışması

Şirketler etik (ahlak) değerler üzerine kurulmuştur. Bir şirketin etik değerlerinin çalışanları tarafından özümsenmiş şekilde uygulanıyor olması, o şirketin sürdürülebilir geleceğinin en temel taşıdır.

İnsan kaynakları bölümleri işveren markası değerlerini tanımlamaya çalışırken, etik değerlerin çalışanlar tarafından kurum içinde nasıl yorumlandığına yönelik çeşitli vaka çalışmaları kesinlikle yapmalıdırlar. Bu tür çalışmalar aslında bütün çalışanlara hem mesaj, hem de analiz niteliğindedir.

Örneğin ben size hemen bir vaka yazayım:

Şirkette satınalma yetkisine sahip çok güçlü yöneticilerden birinin yüklü bir satınalma sürecinde tedarikçiden rüşvet alarak yolsuzluk yaptığını tespit ettiniz.

Ne yaparsınız? 

 

Microsoft Microfilm Yarışması

Microsoft 2011 yılı içinde çalışanları arasında bir mikrofilm yarışması düzenlemiş. Yarışma ilk etapta A.B.D. içinde organize edilmiş, sonrasında globale yansıtılmış. Yarışmanın konusu “10 saniyede Microsoft’da neden sevdiğinizi anlatın”

Kimbilir hangi Microsoft çalışanı, nasıl bir microfilm ile yarışmaya katıldı? Hepsini bilemeyiz ama ama globalde düzenlenen yarışmadaki sonuçlara bakınca ben çok sevindim. Yarışmada Microsoft Dubai’den Emel Öztürk birinci, Microsoft İstanbul’dan Başar Güner üçüncü olmuş.

Her ikisini de tebrik ederim 🙂

Biz 45 saniyede asansör mükakatı derken, Microsoft olayı 10 saniyeye taşıyarak kişinin kendisini ifade edebilme yeteneğini jet hızına çekerek adeta rekor kırdı. Ne demeliyiz? Vakit nakittir.

Sosyal Medyada İşveren Markası Yönetimi Sunumum

Bugün BNC Türkiye’nin düzenlediği İşveren Markası Zirvesi gerçekleşti. Birbirinden güçlü markaların İK Yöneticileri İşveren Markası konusundaki tecrübelerini, projelerini, yürüttükleri iş sürçelerini paylaştı. Bir iki kelime ile günü özetlemek gerekirse nefes almadan her konuşmacıyı dinledim dersem abartmış olmam.

Öğleden sonra gerçekleşen konuşmamda kullandığım sunumumu sizlerle paylaşmak istedim. Bu arada sunumu hazırlarken Guy Kawasaki’nin Gerçeklik Testi kitabında vurguladığı 10-20-30 (10 slayt-20 dakika- 30 font) sunum kuralını ufak bir sapmayla hayata geçirdim. Kuralın konuşmada ‘azla çok’u yakalamak ve zihni yapılandırmak için çok faydalı olduğunu tecrübe etmiş oldum.

Benim adıma İşveren Markası Zirve’sinin diğer güzel tarafı da pek çok İK Yöneticisinden Kaynağım İnsan için yazı isteyecek samimiyeti ortamı yakalayabilmek oldu. Önümüzdeki günlerde gerek uzmanlık alanları, gerekse Profesyoneller bölümü için yazacakları yazılar ile onları Kaynağım İnsan takipçileri ile buluşturabileceğim 🙂

 

İşveren Markası Zirvesi – 20 Ocak 2012

Business Network Center Türkiye’nin İşveren Markası Zirvesi 20 Ocak 2012 Cuma günü Elite World İstanbul Hotel’de düzenlenecek. Ben de ‘Sosyal Medyada İşveren Markası Yönetimi‘ üzerine bir konuşma yapacağım. Ardından İşveren Markası hakkında düzenlenecek paneli yöneteceğim. Dün sunumumu tamamladım. Konuşmam üzerine de hafta boyunca çalışmayı planlıyorum.

Zirvenin gerek içeriği, gerekse katılımcıları ilgi çekici. Aktarılacak tecrübeler, görüşler eminim bütün katılımcılara faydalı olacak. Aşağıda Zirve’nin programını paylaşıyorum. Zirveye katılmak istiyorsanız BNC Turkey sitesinden katılım koşullarını okuyabilirsiniz.

Program:

09:15 – 10:15

İşveren Markası ve İK Pazarlaması İlişkisi:
İşveren Markası, İK Pazarlaması Nedir? Nasıl Kullanılır?
İrem ÖNAL – Saha Satış İK Müdürü – PepsiCo Türkiye

10:15 -11:00

Tutarlı Bir İşveren Marka Stratejisi İçin İç Ve Dış Yetenekleri Nasıl Geliştirmeli?
Serap BOSTAN – HR Business Partner – Boehringer Ingelheim İlaç

11:00 -11:30

Çay Kahve – Network Arası

11:30 – 12:30

İşveren Markası İle Rakiplerinizinden Nasıl Farklılaşabilir Bir Adım Öne Çıkabilirsiniz?
Elmas TAŞÇIı – İK Müdürü – Triodor Software

12:30 -13:00

İşveren Markası Yıldız Yeteneği Çekmek ve Elde Tutmak İçin Nasıl Kullanılır?
Nurdan TAŞ – İşe Alım ve İşveren Markası Yöneticisi – Garanti Bankası

13:00 -14:00

Öğle Yemeği Network Arası

14:00 -14:45

Sosyal Medya’da İşveren Markası Yönetimi Nasıl Yapılmalı?
İpek Aral KİŞİOĞLU – Kaynağımİnsan.com

14:45 -15:30

Güçlü Bir İşveren Markası İnşa Edebilen Global Firma Uygulaması I
TURKCELL -Aslı DİZDAR-Çalışan İlişkileri Yönetimi Müdürü

15:30 -15:45

Çay Kahve – Network Arası

15:45 -16:30

Güçlü Bir İşveren Markası İnşa Edebilen Firma Uygulaması II
NESTLE – Zuhal ÇİVİ – İnsan Kaynakları Direktörü

16:30 -17:30

PANEL:
İşveren Markanızla İş Stratejinizi Nasıl Entegre Edebilirsiniz?
İşveren Markasında Dünya ve Türkiye’nin Resmi
İşveren Markası İK Departmalarına Ne Getiriyor?
Güçlü Bir Silah mı? Yoksa Yük mü?Moderatör   : İpek Aral Kişioğlu – Kaynağım İnsan
Panalisteler : Nurdan Taş – Garanti Bankası/Serap BOSTAN-Boehringer Ingelheim İlaç

 

 

İşveren Markanızın Sosyal Medya Yolculuğundaki 10 Adımı

İK’cılar işveren markalarını sosyal medyaya taşımak istiyor ve bu sürecin sadece istemekle olmadığını da biliyorlar. Özellikle son bir yıldır İK’cılar doğruyu yapabilmek için büyük arayış içindeler. Hangi platformlarda, nasıl içerik ve projelerle yer alırsak işveren marka değerlerimizi ulaşmak istediğimiz kitlelere en iyi şekilde anlatabiliriz?

İşveren markalarımızı sosyal medyada konumlandırmak, cazibe merkezi haline getirmek  sürecinde geçilmesi gereken özünde 10 adım bulunuyor:

1. Liderlik: İşveren markası sadece İK’cıların işi değildir. İnsan Kaynakları Üst Yönetimin yetkilendirdiği bölüm olarak süreci yürütür. Dolayısıyla sosyal medyada alınacak her aksiyonda Üst Yönetimin tam desteği ve katkısının olması gereklidir. Üst Yönetim şirket içi ve dışında geliştirdiği söylemler ve katılım ile süreçteki liderliği üstlenmelidir.

2. Planlama: Planlamak başarı işin vazgeçilmez koşul. Planınızın başarısını ise ancak onun Anahtar Performans Ölçütlerini (KPI) saptayarak ve bu verileri takip ederek anlayabilirsiniz.

3. Benchmark: Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sosyal medyadaki başarılı İK uygulamalarını mutlaka incelemelisiniz. Farklı bloglar, videolar, podcastler, sosyal ağ uygulamalarını incelemek, takip etmek size ilham verecektir.

4. Eğitim: Çekirdek sosyal medya ekibinizi belirleyin. Üst Yönetim ve çekirdek proje ekibini sosyal medya hakkında özenle eğitin. Bütün şirket çalışanlarınızın işveren markası iş ortağı olduğunu unutmayın. Dolayısıyla bütün şirket çalışanlarınıza sosyal medya eğitimi aldırmanızın da büyük katma değer yaratacaktır. Sürecin yürütümünde çalışanlarınızdan alacağınız geri bildirimler işi olumlu yönde geliştirecek, değiştirecektir.

5. İşletme: İşveren markanızın sosyal medyada hangi ağlarda, nasıl konumlandırılacağı, bu çalışmaların hangi prensipler çerçevesinde, kimler tarafından yürütüleceğini netleştirin. Hiçbir iş sahipsiz kalmamalı. Katman katman proje ekibinizin ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamalısınız.

6. Teknoloji: Çok az İK’cı internet teknolojileri hakkında derin bilgiye sahip. Ama bu hiç bilgilenemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. İşveren markamızı sosyal medyada konumlandıracaksak internet teknolojilerinin en yakın iş ortaklarımızdan biri haline geleceğinin farkında olmalıyız. İhtiyacımız olan en etkin çözümleri bulmak, proje teknik şartnamesini iyi hazırlayabilmek için bilmediğimiz sulara açılma zamanı.

7. Deneme: İşveren markanızı sosyal medyaya taşırken ayağınızı frene basın. Henüz siz bu otomobili ne derece başarılı kullanabileceğinizi bilmiyorsunuz. Acaba sosyal medyadaki faaliyetlerinizde istikrarlı olabilecek misiniz? Nitelikli içerik ve proje üretmek, dış dünyaya işveren markası değerlerinizi doğru aktarabilmek, dışarıdan gelen iyi veya kötü tepkileri yönetebilmek kolay işler değildir. Sosyal medyaya dört koldan bir anda girerseniz kaş yapayım derken göz çıkartabilirsiniz.

8. İçerik: Sosyal medyada içerik çok hızlı tüketiliyor. Dolayısıyla işveren markanızın müşteriniz üzerindeki etkili olmasını istiyorsanız nitelikli içerik üretecek, içeriğinizi de sık sık güncelleyeceksiniz. İnsan Kaynakları olarak mesajlarınızı sosyal medyaya aktarırken kullanacağınız iletişim metodlarını çeşitlendirmeniz de faydalı olacaktır.

9. Dinlemek – Gözlemek (Monitor): Sosyal medyada işveren markanız ile ilgili sizden kaynaklı veya değil bütün hareketleri, gelişmeleri, tüketicinizin ürettiğiniz neyi sevip, neden nefret ettiğini gözlemelisiniz. Bu takibi eş zamanlı rakipleriniz için yapmanız da faydalı olacaktır. Bunun haricinde ‘en iyi uygulamaları’ da gözlemek ilham almak açısından ihmal edilmemeli.

10. Ölçmek: Ölcemezsek yönetemeyeceğimizi Peter Drucker yıllar önce söyledi. Sosyal medyada işveren markanızı konumlandırmak için binlerce lira harcayacaksınız. Yatırımınızın geri döndüğünü önceden saptamış olduğunuz KPI’larınız üzerinden Üst Yönetime gösterebilmelisiniz. Başarılı sonuçlar bir numaralı maddede yer alan liderlik fonksiyonuna sahip Üst Yönetimi de motive edecektir.

Bütün İK’cılara kolay gelsin 🙂

İşveren Markası’na Guy Kawasaki Nefesi

‘Hello, I love You’

Bu slogan 7-8 Aralık 2011 tarihlerinde Management Center Türkiye’nin blogger davetlisi olarak katıldığım Pazarlama Zirvesi’ne ait. Zirve daha birinci saniyeden sloganı ile aklınıza bir gülümseme yerleştiriyor. Bravo 🙂

Diyeceksiniz ki, Pazarlama Zirvesin’de bir İK’cının ne işin var?

Cevabım basit: İşveren Markası

Biz İK’cılar artık ne diyoruz?

‘Her İK’cı bir pazarlamacı’

İşveren markamızı oluşturmak, marka değerlerimizi tanımlamak, onu farklı mecralarda konumlandırmak için adeta bir pazarlamacı gibi düşünmek, çalışmak, bilmek, yaratmak zorundayız.

Örneğin Zirve konuşmacılarından pazarlama dünyası için bir dev isim olan Guy Kawasaki ürün/hizmet markalarının hedef kitlesini büyüleyebilmesinden bahsediyor. Onun ağzından çıkan her tanımlamayı çok rahat İşveren Markası için de uyarlayabiliyoruz:

Guy Kawasaki hedef kitlenizin ayaklarını yerden kesmek için diyor ki;

1. ‘Çekici olun’

Nasıl mı?

Harika bir gülüşünüz olsun. Gülerken sadece yanak kaslarınız değil (Pan Am gülüşü), hem yanak, hem de göz kaslarınız çalışsın yani içten olun, sahteliği herkes anlar.Ve tüketicinize ‘sizin için ne yapabilirim?’ diye sorun. Onlar için her türlü hizmete hazır olduğunuzu anlasınlar.

2. ‘Güvenililir olun’

İlk başta siz karşınızdakine güvenin ki, o da size güvensin. Üretin, tüketmeyin.

3. ‘Kaliteli, harika bir şey yapın. Her ne yapacaksanız o ‘DICEE’ olsun.

D – Deep/Derin- fonksiyonalitesi kuvvetli

I – Intellegent / akıllı, tüketicisini anlayan

C – Complete / Her yönüyle eksiksiz

E – Empowering / Güç, ilham, yaratıcılık katan

E – Elegant / Seçkin, güzel, zarif

4. ‘Bir hikaye anlatın’

Tüketiciniz ile aranızdaki engelleri kaldırın,

Tüketiciniz için değer yaratın (bilgi, destek, görüş)

Çok tohum atın,

Sosyal kanıt sağlayın,

Eko sisteminizi kurun,

Etkileyici gücü olanları büyüleyin.

.

Kısaca Guy Kawasaki biz İK’cılara da diyor ki:

İşveren markanız çekici olmalı, hedef kitlenizin beğenisini kazanmalı, onlara güven vermeli. Sunduğunuz değerlerin reelde uygulanabilirliği olmalı. İşveren markanız kaliteyi temsil etmeli,  hedef kitlesini anlayabilmeli, onlara güç, ilham, yaratıcılık kaynağı olabilmeli. Duruşu seçkin ve zarif, anlattığı hikaye ise hedef kitlesi ile arasındaki engelleri kaldırmış, onlara değer katan, kendi eko sistemini kuran ve etkileme gücü olan kişileri büyüleyebilecek nitelikte olmalı.

Aslında Guy Kawasaki Zirve’deki konuşmasını 10. kitabı Enchantment üzerinden yapılandırmıştı. Kanımca benim ve yukarıdaki yazılanlarla ilgilenenlerin yapması gereken bu kitabı alıp okumak. 🙂

Adaylarınızın Memnuniyetini Ölçüyor Musunuz?

İşveren Markası kavramının gelişmesiyle birlikte biz yani bütün İK’cılar birer İK Pazarlamacısı olduk.

İşveren Marka değerlerimizi işgücü pazarında başarı ile konumlandırabilmemiz yetenekli insan kaynağının kurumumuzu çalışmak için tercih etmesi anlamına geldi.

Nihayetinde de,  tepe yönetimin masasına şirkete olan katma değerimizin parasal karşılığını koyduk ve işte bizler artık birer İK Satıcısıydık.

Buraya kadar harika 😀

Madem İK Pazarlamacısı ve İK Satıcısı olduk, bizim asli işlerimizden birinin de Müşteri Memnuniyetinin Ölçümlenmesi olması çok doğal.

Peki ölçüyor muyuz?

Örneğin Aday İlişkileri Yönetimi çerçevesinde, iş görüşmesine aldığımız adaylara yaşadıkları görüşme süreçlerinden ne derece memnun kaldıklarını soruyor muyuz?

Biz adayları sıklıkla beğenmiyoruz ve eliyoruz, acaba onlar bizimle geçirdikleri süre hakkında ne düşünüyor? Karşısındaki İşe Alımcı ve iş görüşmesi yapan bölüm yöneticinin görüşme performansı onların gözünde nasıl?

Belki de artık bütün şirketlerin bir Aday Memnuniyeti Değerlendirme Formu oluşturup, bu formu Kalite Yönetimi standartlarına tanıtıp, çıkan sonuçları takip etmesi zamanı geldi de, geçiyor bile.

İşveren Markası değer ölçütleri sadece şirket kadrolarından akacak bilgi, algı, düşüncelerle oluşturulmamalı. Şirket ile yolları kesişen adaylar da İşveren Markası Değerlerine kurum ile yaşadıkları tecrübeleri, görüşleri kapsamında olumlu veya olumsuz katkıda bulunabilmeli. Hem böylece kötü/vasat/yetersiz iş görüşmesi yapan İK’cı veya Yöneticileri de tespit etmiş ve takibe almış oluruz.

Hack Günü De Nesi?

Hack Günü” tanımlamasını ilk okuduğumda şaşırmış, doğal olarak “bu da nedir?” diye meraklanmıştım. Benim bildiğim ‘hack-hacklemek-hacker’ pek de hayırlı şeyler değildi. Şimdi de koskoca teknoloji firmaları bu müsibet fiilin gününü düzenliyor olamazlardı herhalde ?!

Tabii ki HAYIR !!

Biraz araştırdığımda İngilizce hack kelimesinin sadece ‘site çökertmek, sitelerin veri tabanına girip, sistemi alt üst etmek‘ olarak kullanılmadığını gördüm. Bu tanım bardağın boş tarafıydı. Bardağın dolu tarafı ‘sitelerin veri tabanına entegre yeni uygulamalar üretebilmek‘ti. Üstelik hack kelimesi sadece bilişim teknolojileri için değil, her alandaki üretim için kullanılabiliyordu. Sanayi, bilim, müzik, reklam …

Hack Günü, bir uzmanlık alanının öğrenci, profesyonel ve meraklılarının bir araya gelerek birbirinden yaratıcı fikirleri ile kısıtlı zamanda farklı, orijinal işler üretebildikleri aktivite anlamına geliyor. Bu aktiviteleri ilk olarak 2005 yılında Yahoo iç yapısında düzenlemiş, 2006’da ise halka açmış.

Hack Günü katılımcıları kendilerine verilen kısıtlı süre içinde (48 veya 24 saat) bilgi ve yaratıcılıklarını masanın üstüne koyuyor. Rekabetten sinerji ve kalite doğar derler. Verilen süre sonunda bitebilen projeler jüri tarafından değerlendirilyor ve kazanan açıklanıyor. Ödüller sembolik. Önemli olan böylesi bir ortamı, stresi, üretkenliği, rekabeti, işbirliğini ve olabilirse ‘zaferi’ yaşamak.

Hack Günü aktivitelerine tarih olarak verilebilecek en yakın örnek Linkedin Açık Stajyer Hack Günü 2011. 29-30 Temmuz 2011 tarihlerinde düzenlenen aktivitede Amerika’nın en iyi üniversitelerinden gelen 170 öğrenci yarışmış. Günün özeti için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Düşünce düşünceyi açıyor. Sorular geliyor akla:

“Acaba Türkiye’de hiç Hack Günü düzenlendi mi?”

Evet.

Benim bildiğim bir tane var.

Sevgili Uğur Özmen liderliğindeki Project House – Young Guns 😀

Dilerim başka örnekleri de yaşarız, duyarız, okuruz, yazarız …

İşveren Markanız Ne Kadar Güçlü?

Ben sevdiği markalara sadık bir tüketiciyim.  Bu sadakatimin gerisinde kullanmayı tercih ettiğim markaların benim ihtiyaçlarımı takip etmeleri,  bana güven vermeleri, kendilerini sürekli geliştirerek hayatıma artı değer katmaları ve elbette fiyatları var.

Yukarıdaki paragraf hiç kimse için yabancı değil. Ürün ve hizmetler piyasasına yönelik çok geçerli bir tüketici bakış açısını yazdım. Peki, ya işveren ile çalışanın buluştuğu iş piyasasında markaya bakış nasıl? İş piyasasındaki marka kavramı nerede konumlandırılıyor? Bir şirketin ürün ve hizmet markası olmasının yanında bir İşveren Markasının da bulunduğunun kaç kişi farkında?

Son kırk yıldır dünya teknolojinin hızlı gelişimi ile çok değişti. 20. yüzyılın bitişi Sanayi Çağı’nın sonlanışı sayılırken, bizler de Bilgi Çağı’na resmen adımımızı atmış olduk. Sanayi Çağı ile Bilgi Çağı arasındaki fark, sermaye girdisinin üretim süreçlerindeki üstünlüğünü bilgiye kaptırmış olmasından ibarettir. Bu dönüşüm gerek işveren, gerekse çalışan için çok önemli değişiklik ve gelişmeleri beraberi de getirdi, getiriyor, getirmeye de devam edecek. Artık sermayeye değil, bilgiye sahip olan daha kıymetli ve tercih edilen. Bilgiye hakimiyet, rekabet edebilme gücünü arttırdığı için işverenin çalışan seçimlerinde, çalışanın da işveren seçimlerinde kritik parametre olarak ön plana çıkıyor. İşveren yetenekli insanı arıyor, yetenekli insan ise kendisini geliştirebileceği ortamı.

İşveren Markası nedir?

İşverenin iş piyasası adına iki hedefi bulunur. Birincisi, ekibine strateji ve hedeflerini hayata geçirebilecek, vizyonunu gerçekleştirebilecek yeni yetenekli çalışanlar katmak, ikincisi mevcudundaki yeteneklileri geliştirmek ve kaybetmemek. 21. Yüzyıl İnsan Kaynakları Yönetimi’nde “Yetenek Yönetimi” olarak adlandırdığımız bu süreçte yetenekli çalışanın da kendisini çok net konumlandırabildiğini görüyoruz.  Yetenekli çalışan emeğinin karşılığını tam olarak alabileceği ve mevcut bilgisini, tecrübesini geliştirebileceği, kendisini her anlamda büyütebileceği  işvereni  arıyor, tercih ediyor, ‘bir süreliğine bile olsa‘ ona bağlanmak istiyor. İşte iki tarafın arayış, beklenti ve vaadlerinin kesiştiği noktada İşveren Markası ile İşgören Markası kavramları karşımıza çıkıyor.

Ürün ve hizmetler piyasasında markalar nasıl tüketicisine kendisini tercih etmesi ve sadık kalması için değerler sunuyor, vaadlerde bulunuyorlarsa, iş piyasasında yer alan taraflar, işveren ve çalışanlar da artık tercih edilen olmak için birbirlerine üzerinde titizlikle çalışılarak saptanmış değerlerini sunuyorlar. Bu saptamalardan hareketle, İşveren Markası için, ‘bir işverenin potansiyel veya mevcut çalışanına, kendisini seçmesi veya kendisinde çalışmaya devam etmesi adına önerdiği değerler bütünüdür‘ tanımlamasını getirebiliriz.

İşveren Markası Unsurları Nelerdir?

İşveren Markasını bir pazarlamacı, bir genel müdür veya bir insan kaynakları müdürü masa başına oturup tek başına geliştiremez. Unutmayın, profesyonel kişi, bir ürün/hizmet markası için çalışmaya başlar ama çoğunlukla yöneticisi nedeniyle işverenini yani işveren markasını bırakır. Dolayısıyla İşveren Markası bir veya birkaç üst düzey, ehil kişinin beyin fırtınası ile oluşturulabilecek değerler bütünü değildir. İşveren Markasının tanımlanmasından en alt seviyeden, en üste kadar bir kurum içinde yer alan her çalışanın görüşü, inanışı, farkındalığı yer almalıdır.

Varolmayan değerler bütünü ile müşterisinin karşısına çıkan ürün/hizmet markası nasıl başarısız olmaya mahkumse, işverenin de kendisinde bulunmayan değerleri kurumuna tanımlaması ilk başta iç müşterisi olan çalışanları ile çelişmesi demektir.  Bu nedenle İşveren Markası oluşturulurken şu üç unsura dair verilerin araştırılması, anlaşılması ve ilişkilendirilmesi gerekir:

a.       İmaj: Mevcut çalışanların işveren, iş ve marka hakkındaki görüşleri, beklentileri

b.      Kimlik: İşverenin iş süreçleri, işe dair gerçeklikleri

c.       Profil: Organizasyonun kurumsal ve üst yönetim mesajını da içeren imaj çalışması

Görülüyor ki, İşveren Markası oluşturmak dünden bugüne bir çırpıda yapılabilecek bir çalışma değildir. Sürecin İnsan Kaynakları, Pazarlama, İletişim gibi farklı disiplinlerden gelen ehil ellerde projelendirilmesi şarttır. Organizasyonların dinamik ve değişken yapılarını düşünürsek, İşveren Markasının da aynı dinamizmi taşıyabilmesi önemlidir.

Ölçemediğini Yönetemezsin

Peter Drucker’ın işletmecilik bilimine kattığı net tanım “ölçemediğini yönetemezsin” den yola çıkarsak, İşveren Markamızın değerini de ölçemezsek, yönetemeyiz. Dolayısıyla İşveren Markasının strateji haritası yapılandırılırken gözönünde bulundurulacak amaç, ölçüt ve hedeflerin seçimi, kurumun vizyon ve misyonunu bütünüyle destekler nitelikte olmalıdır. Oluşturulacak İşveren Markası Performans Karnesi ise, yapılacak yatırımların geri dönüşünün değerlendirilmesi ve İşveren Markasının yeni stratejilerinin belirlenmesindeki en önemli araç konumundadır.

Pazarlamacı İnsan Kaynakları

Son yıllarda İşveren Markası kavramı ve uygulamalarının şaşırtıcı bir hızla gelişmesi biz İnsan Kaynakları profesyonellerini yeni ve çok heyecan verici bir sınav içine soktu.  Cevaplandırmamız gereken soruların sayısı her geçen gün artıyor:

İnsan Kaynakları bölümleri olarak İşveren Markasının içerik ve önemini şirketlerimizin Üst Yönetimlerinine nasıl anlatacağız? İşveren Markası uygulamalarının geliştirmesine yönelik bütçeleri alabilecek miyiz?

İşveren Markası uygulamaları ile performanslarını takiple sorumlu olduğumuz Pazarlamacıların işlerine de ortak olacağız. Bu durum onların ne kadar hoşuna gidecek?

ve asıl en önemli soru:

Sosyal Medyada İşveren Markası konumlandırması süreçlerimizi nasıl oluşturacak, işletecek ve geliştireceğiz?

Referans: The Chartered Institute of Personnel and Development / Suneal Housley – Harnessing shift