
Tam bir haftadır Kaynağım İnsan’a yazı giremedim. Tatilden döndükten hemen sonra evimizde giriştiğimiz badana macerası ise kopuşumun nedeni. Evde adeta tabanla tavan yer değiştirdi, eşyalar ortaya toplandı, karıştı ve şimdi de büyük bir temizlik eşliğinde bazıları yerlerine, bazıları çöpe gidiyor. Yeniler paketlerinden çıkıyor. Tahminim hafta sonu itibariyle ev işleri bitecek, ben de Kaynağım İnsan’a geri dönebileceğim.
Bu geçen bir hafta boyunca çok da hareketli zaman geçirdim aslında. Bol bol eşya alışverişi, badanacılarla diyalog, komşularla sohbet, eşya tasfiyesinde belediyecilerle iletişim, problemli ürünler nedeniyle perakendecilerle kavga … her birinden ayrı hatıra, ayrı hayat dersi.
Badanacı Recep Usta elindeki silindiri tavanda gezdirirken “Abla, ne iş yaparsan yap, en iyisini yapacaksın. En iyini yapamıyorsan o işi bırakacaksın.” dedi. Bazı şeyleri bilmek ve hissetmek için okumuş olmaya gerek yok diye düşündüm bembeyaz boyaya bakarken.
Komşum Gül teyze biten badana sonrası eve hayırlı olsuna geldiğinde “Eski neyin varsa at, eski enerjiyi içeride bırakma” dedi. Eskilerle geçmişte yaşamak, o nostalji bugünü kaçırmanın, geleceği de unutmanın en romantik yoludur herhalde.
Eşyaları yerleştirme ve eskilerden/kullanılmayanlardan kurtulma aşamasında ortaya çıkan beş koli için giysi, ayakabı, oyuncak, çanta için Mor Çatı Kadın Sığınağı‘nı aradığımda sığınağın Ağustos’dan 6 Eylül’e kadar kapalı olduğunu öğrendim, önce şaşırdım. Neden ki? ‘Bugün dayak yediği için evden elleri bomboş çıkan kadın Mor Çatı’ya geldiğinde kapı duvar mı olacak?’ diye düşündüm, üzüldüm.
‘Türkiye’nin en büyük ev eşyası perakendecilerinden birinden aldığımız bütün eşyaların hepsinin parçalarının eksik çıkması bir tesadüf mü, yoksa kalite standardizasyonu problemi mi?’ diye sordum kendi kendime bugün de. Alışveriş yaptığımız mağazaya telefon açtığımda ise haftanın gerçek şokunu yaşadım: Telefondaki sorumlu kişiye aldığımız üç kapılı gardropu monte ettiğimizi ve son aşama bir parçanın eksik çıktığını söylediğimde bana “Gardrobun eksik olduğuna ve bizden aldığınıza neden inanalım, aldığınız eşyaları fatura ile geri getirin, inceleyelim” dedi. Neredeyse sinirden düşüp bayılacaktım. Dev gibi bir gardrobu söküp, yırtılmış kartonlarına sarıp, kamyonet tutup, eşyayı ‘faturası’ ile ispat için geri götürmek … Müşteri İlişkilerini Yönetimi adına dehşet verici bir örnek. Mağaza Müdür Yardımcı ile yaptığım telefon görüşmesinden sonra eksik parçalar evime, kapıma kadar geldi. Ama sanırım çok uzun süre bu perakendecinin kapısından içeri adım atmayacağım.
Perşembe gününü bitirirken önümüdeki üç beş gün içinde ev kaynaklı neler yaşayacağımı çok merak ediyorum. Bekleyelim, görelim
İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Enerji sektöründe çalışan biri olarak zevkle okudum. Enerji sektörünün de insan kaynaklarının ne denli kısıtlı olduğunu ve bunun nedenini ile ilgli harika tespitler yapılmış. Her iş emek ve sebat ister, özellikle enerji gibi özel sektörlerde. Kaleminize sağlık. [...]
Alp Canoğlu May 13thenfes tespitler yapılmış bu makale için teşekkürler ellerine sağlık..SERHAT ILIKKAN [...]
serhat ılıkkan May 13thEnerji alanına yönelecek yeni mühendis adaylarından biri olarak bu yazıyı okumak bana yön gösterdi teşekkürler. [...]
Ahmet Yerdelen May 13thSayın Müdürüm; Bilimde kullanılan yanlış bir ifadenin düzeltilmesi ve değişik ve doğru bakış açısından son derece güzel bir makale .Teşekkürler. [...]
Tuncay yerdelen May 13thson derece doğru bir tespit ve harika bir yazı ellerinize sağlık.yazılarınızın devamını dilerim saygılarımla [...]
kürşad May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007


Yazıda bahsi geçen tatsız alışveriş tecrübesinde beni hem en çok üzen hem de çok fazla şaşırtmayan noktalardan birisi de “Mağaza Müdür Yardımcısı ile yapılan telefon görüşmesinden sonra” konunun çözülmüş olması. İlle de orta ve üst düzey yöneticilerin devreye girmesi ve onlara mı ulaşılması gerekiyor bu tip sorunların çözümü için. Yarının sözde yöneticisi olması beklenen şu anki çalışanların da belirli bir yere kadar inisiyatif alıp karşılarındaki müşterilere çözüm üretmeleri gerekmiyor mu? Sistem ve üstleri tarafından gerçekten de bu kadar pasifize ediliyor olabilirler mi?
Sevgili Ozan Cılga,
Telefonda görüştüğüm kişi çok kabaydı. Benimle nasıl konuşuyorsunuz siz? dediğimde bana “nasıl konuşmamı bekliyorsunuz? diye çıkıştı. Burada hem ürünlerde problem, hem de İK ‘da problem var. İkisi bir araya gelince bomba gibi patlıyor.