
İnsan Kaynakları konusunda ülkemizde yanlış algılar var. Bu kavramı bir de sizin anlatmanızı rica edebilir miyim?
İnsan Kaynakları bölümü en özet hali ile bir kurumdaki mevcut veya kuruma girmeye aday insan kaynağının beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamakla sorumludur. Belirttiğim ihtiyaç ve beklentileri karşılamak süreci ‘işe alım’ fonksiyonu ile başlıyor. Yanlış demesek bile eksik algı kanımca bizim işimizin işe alımla başlayıp, bittiği düşüncesi. Oysa ki, eğer İnsan Kaynaklarını bir binaya benzetirsek ‘işe alım’ sadece giriş katı. Bir çalışan kadroya girdiği andan itibaren binanın diğer katlarına çıkıyor ve katlar arasında dolaşmaya başlıyor.
Üniversite öğrencilerinin mezun oldukları bölümle alakalı iş bulmaları gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu açıdan öğrencilere neler tavsiye edersiniz?
Eğer gençler okudukları bölümle ilgili bir işte çalışmak istiyorlarsa, okul yılları süresince para kazanmak kaygısı taşımadan mümkün oldukça fazla sayıda staj yapmalılar. Diğer taraftan günümüzde internet ve teknoloji gençlere büyük imkanlar sunuyor. Öğrenci olarak eğitimini aldıkları konular üzerine bir blog açarak mesleki yazı üretimine girmeleri iş arayış süreçlerinde onlara artı puan kazandıracaktır. Üçüncü olarak, özgeçmişlerde gençlerin okul hayatları boyunca yer aldıkları sosyal sorumluluk projeleri, sosyal aktiviteler onların davranışsal yetkinliklerinin analizinde bizlere önemli kaynakça oluşturuyor ve adayları birbirinden farklılaştırıyor. Eğitim altyapısı ile denk iki özgeçmişte sosyal duyarlılıkları fazla olan aday otomatik olarak ön plana çıkıyor. Son olarak vurgulamak istediğim konu ise yabancı dil bilgisi. Kariyer başlangıcını sağlam atmak istiyorsa bir genç, İngilizceyi anlıyor, yazıyor ve konuşabiliyor olması gerekiyor. Bunun altrnatifi yok, olmazsa olmaz.
Sizce öğrenciler 3 ya da 4. Sınıfta çalışmaya ya da staj yapmaya başlamalılar mı?
Bence staj konusu artık ‘yapılmalı mı?’ diye bile sorulmamalı. İş hayatı bir rekabet arenası. Arenada fark yaratarak ancak iyi işe girilebiliyor. “Ben seni neden işe alayım?” sorusunun altını doldurabilmek için her bilinçli genç yaz tatilinin en az bir ayını mutlaka staj yaparak geçirmeli, iş hayatının atmosferinin içine girmeli, gözlemler yapmalı. Üstelik bir çok firma artık stajyerleri kadrolu çalışan gibi değerlendiriyor. Stajyerler o kısa süre içinde bile çok önemli tecrübeler yaşayabiliyorlar.
Okurken çalışmanın öğrencilere en büyük katkısı neler oluyor?
Tabii ki iş hayatı ve işleyiş süreçleri ile tanışmak en büyük katkı. Kurumsal yapı nedir, iş ve hiyerarşik ilişkiler, süreçler nasıl yürür, kurum içinde neler yapılır, neler yapılamaz, bunları görür, yaşar öğrenciler.
Öğrenciler okudukları bölümle ilgili olsun olmasın geleceklerini planlama yolunda ne yapabilirler?
Kaynak araştırmak, okumak, toplamak konusunda kendilerini disipline etmeliler. Bilgi 21. yüzyıldaki bireyin kendisine yapabileceği en büyük yatırım. Bir profesyonel ne kadar çok uzmanlık alanında bilgiliyse o kadar kıymetli. Uzmanlık alanına paralel konularda kendisini ne kadar geliştiriyorsa iki katı daha kıymetli. Kısacası gençler bilgiye sahip olma, ona ulaşma, depolama, güncelleme konularında çalışkan olacaklar.
Günümüzde iş hayatı, bilim ve teknoloji, insan ihtiyaç ve beklentileri çok hızlı değişiyor. Bugün doğru, yeterli olan, bir ay sonra yanlış-eksik hale dönüşebiliyor. Bu değişimin bilincinde olmak ve kendilerini sürekli geliştirmek, güncellmek, esnek olmak zorundalar.
Öğrenciler bir yandan okurken derslerini aksatmayacak şekilde çalışmak istediklerinde ne tür işleri tercih etmeliler?
Kenilerine yarı zamanlı işler bulabililer. Kasiyer veya tezgahtar olarak çalışmak verilen hizmetin dışında çalışılan kurum yapısını, iş ilişkilerini incelemek adına bir fırsat. Teknik konularda eğitim görenler uzmanlık alanlarındaki firmalarda yarı zamanlı iş yarayışına girebililer. Artık bir çok firma yarı zamanlı çalışmak isteyen gençlere kapılarını açıyor. Firmaların bu konudaki tek beklentisi istikrar.
Gençlere iş hayatıyla ilgili en büyük tavsiyeniz ne olur?
İşsizliğin ve rekabetin yoğun olduğu iş piyasasında gençlerin ve bütün profesyonellerin başarıya ulaşmak yolunda çok çalışmaları ve fark yaratmaları gerekiyor. Herkesin iş hayatına çıkış noktası ve ilerleme sürecindeki konsantrasyonları çok çalışmak üzerine olmalı, para kazanmak merkezli yaklaşım beklentiler karşılanmayınca özellikle gençlerin kısa sürede motivasyon düşüklüğüne ve işte verimsizliğe neden oluyor. Günümüzde çok çalışmadan, fark yaratmadan hayallerdeki kadar çok para kazanmak hemen hemen imkansız, bu gerçeği başta gençlerin bilmesi gerek.
İlgili yazı bulunamadı
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorum yapan siz olun.
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Enerji sektöründe çalışan biri olarak zevkle okudum. Enerji sektörünün de insan kaynaklarının ne denli kısıtlı olduğunu ve bunun nedenini ile ilgli harika tespitler yapılmış. Her iş emek ve sebat ister, özellikle enerji gibi özel sektörlerde. Kaleminize sağlık. [...]
Alp Canoğlu May 13thenfes tespitler yapılmış bu makale için teşekkürler ellerine sağlık..SERHAT ILIKKAN [...]
serhat ılıkkan May 13thEnerji alanına yönelecek yeni mühendis adaylarından biri olarak bu yazıyı okumak bana yön gösterdi teşekkürler. [...]
Ahmet Yerdelen May 13thSayın Müdürüm; Bilimde kullanılan yanlış bir ifadenin düzeltilmesi ve değişik ve doğru bakış açısından son derece güzel bir makale .Teşekkürler. [...]
Tuncay yerdelen May 13thson derece doğru bir tespit ve harika bir yazı ellerinize sağlık.yazılarınızın devamını dilerim saygılarımla [...]
kürşad May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007


