
Uzunca bir dönem mesleğim adına yürüttüğüm değişim, gelişim projelerinde bana hiçbir engel koymayan çok nitelikli bir tepe yönetici ile çalıştım. Kariyerim adına bana verilen lütuf sayarım kendisini. Elbette beterini tecrübe etmiş olmak aradaki farkı çok iyi analiz etmemi sağlıyor.
“Üretken ve özgüveni tam olan orta veya üst kademe yönetici nasıl yönetiyor, nasıl davranış şekilleri geliştiriyor?” diye geçmişimi düşünerek sorguluyorum ve başlıyorum maddelemeye:
1. Kesinlikle dedikodu yapmıyorlar, çünkü zaman çok kıymetli, dedikodu zaman yönetimini beceremeyen, özgüveni az insanların ana mesleği.
2. Özgüvenleri tam, dolayısıyla güleryüzlü ve optimistler. Suni ciddiyet maskeleri takmıyorlar. Göz temasını asla kaçırmıyorlar.
3. Laf kalabalıklarıyla vakit geçirmeyi sevmiyorlar.
4. Sürekli proje üretiyorlar, projeleri alt kadrolarına paslıyorlar, hayata geçmesini kesinlikle takip ediyorlar.
5. Alt kadrodan gelen hiçbir projeyi reddetmiyorlar. Projeyi getirene bütün sorumluluğu ve yetkiyi veriyor, proje sahibini güçlü kılıyorlar.
6. Çalışanların bireysel gelişimlerini sonuna kadar destekliyorlar.
7. Bilmedikleri bir konu ile karşılaştıklarında bunu kendi birşeysel gelişimleri adına fırsat olarak görüyorlar, bilgiyi getireni mükafatlandırıyorlar. Kompleksizler.
8. Takdir etmeyi ve ödüllendirmeyi biliyorlar.
9. Ekiplerine coşku ve ilham veriyorlar.
10. Ekiplerine başarma duygusunu yaşatıyorlar ve bunun devamını kararlılıkla talep ediyorlar.
11. Ekiplerini iş konusunda zorluyorlar, talepkar oluyorlar.
12. “Hayır”ı, gerekçesi ile birlikte kullanmayı biliyorlar. İkna ediciler.
13. Yetki ve sorumluluk devretmek için fırsat kolluyorlar, yeter ki birileri onları devralmak için girişimde bulunsun.
14. “Kazan kazan” prensibine çok bağlılar. Ekiplerinden bu prensiple çalışmalarını bekliyorlar.
15. Çalışmayı bir zorunluluk değil, yaşam biçimi olarak görüyorlar, çalışmaktan keyif alıyorlar.
16. Ekiplerinin özel hayatlarına ve tercihlerine çok saygılılar.Aynı saygıyı ekip üyeleri arasında da varediyorlar, yaşatıyorlar.
17. Ekiplerinin performansını yakından takip ediyor ve performans üzerine geribildirim yapıyorlar.
18. Çok sabırlılar ama kabul edemeyecekleri derecede olumsuz durumlarda ‘can yakmaktan’ hiç çekinmiyorlar.
19. Verileri iyi takip ediyor, raporlamaya çok önem veriyorlar.
20. Beyin fırtınası toplantılarını başta kendileri beslendikleri için çok seviyorlar.
21. Değişimden korkmuyorlar, risk almayı seviyorlar.
22. İmajlarına önem veriyorlar ama kalabalıklara girmeyi sevmiyorlar.
23. Ailelerine çok önem veriyorlar.
24. Bir insanın bile sistemde yaratabileceği farka inanıyorlar, en büyük değeri insana veriyorlar.
25. Günümüzde zaman yönetimi ve verimliliğin ana koşulları olan teknolojinin dostudurlar.
26. Gelişmiş bir mizah anlayışları vardır. Rahattırlar.
25 ve 26. madde ekleri için sevgili Muharrem Taç’a teşekkürler.
İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Arda beyin yazısını büyük bir keyifle okudum.Kariyer sonu elbet bilinmiyor ancak şuana kadar olan aşamalar ve yazı dili gerçekten çok güzel... İnsan kaynaklarına gönülden bağlı kişiler tanıdıkça tarifsiz,tuhaf bir gülümseme ve mutluluk oluyor bende. Yazıyı bize ulaştırdığınız için teşekkür ederim ipek hanım:) [...]
Serhat Levent KAHYAOĞLU May 13thGökhan, haklısın, biraz fazla ara verdim. Bu hafta mutlaka çekip yayın alacağım.
[...]
Merhaba İpek hanım çiçeği burnunda İK adayı olarak tüm videolarınızı tekrar tekrar izliyorum. Sosyal medya ve İK konusunu çok önemsemekle beraber ileriki videolarınızda Yetkinlikler ile ilgili bir çalışma yapacakmısınız? Sevgi ve saygılarımla [...]
Gökhan Yilmaz May 13thÇok isabetli biir iş yapmışsınız. Hayat değişiyor ve insanın değişen şartlara göre kendini geliştirmesi, amaçlarını yenilemesi gereklidir. Tebrikler ve başarılar… [...]
Hasan Baltalar May 13thİrem hanım nefis bir yazı olmuş tebrik ederim. Ayrıca yazınızı bizimle paylaşan İpek hanıma da teşekkür ederim... [...]
gökhan yılmaz May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007


İpek Hanım tüm bu değerli maddeleri belki bir gün yönetici olurum diye yanımda taşıyacağım her zaman.
Teşekkür ederim.
Deniz, inşallah yakın zamanda yönetici olursun, sen kendini hazır hissettiğinde mutlaka olacaktır ama tercihlerinle ilgili gerekli insanların da bilgilendirilmeleri, açılımları görebilmeleri şart
Başarılı olmayı amaç edinmiş her insanın okuyup iş hayatında mutlaka odaklanması gereken bir yazı olmuş. Her zaman el altında olması ve hatırlanması için tekrar tekrar okunması gerekiyor.
Sevgili Taha Yıldırım,
Yazıyı beğenmiş olmanıza çok sevindim. Evet, sizin de belirttiğiniz gibi en çok insanın hangisi iyi, hangisi yanlış şeklinde ikileme düştüğünde bu içerikte yazılar okumasının çok faydası oluyor. Kafa karışıklığını yok ediyor.
Güzel tespitler. Özellikle iyi okudum bir yanlış varmı, hatalı tespit varmı diye ama hepsinede katılmamak elde değil
Sevgili Erol Düzdar,
Eleştirel gözle okuyup yazıyı onaylamanız mutululuk verici, teşekkürler
Yazımı beğenmene çok sevindim Ayşe
İpek hanım.Çok güzel özellikler yazmışsınız.Üst ve orta kademe yöneticilerinden beklenen tüm özellikler maalesef iş hayatında ilk dönemlerde biraz şirin görünmek için yapılsa da ileri dönemlerde maalesef terk ediliyor.Üstten gelen baskılar ve iş temposu yöneticilerimizin bu özellikleri tam olarak benimsemelerini zorlaştırıyor.En kolay örnek verirsek proje geliştirmede astlarına o kadar yetki ve güç veremiyorlar maalesef.Onları iş konularında yeterince dinleyemiyorlar bile.rapor hazırlanıp hazırlanmadığına bakıp geçiyorlar…..Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı.hemen bir çıktı alıp panoma asıyorum….
Selami Bey, yazımı beğenmeniz beni çok mutlu etti, teşekkürler. Sizin de belirttiğiniz gibi günlük iş akışının yoğunluğu nedeniyle kimi yöneticiler ihmalkar olabiliyor ancak ben alt kademeden üste proje veya iş geliştirme tekliflerinin bile çok az gittiğine inanıyorum. Yöneticiler gidilecek yönü gösterir, alt kadro o yönde şirketi taşır, ama bana göre birçok şirkette süreç pek öyle yürümüyor. Ne yöneticiler gidilecek yönü iyi belirleyebiliyor, ne de alt kadro şirketi taşıyabiliyor.
Çok faydalı bir yazı İpek, teşekkürler. Yararlanacağını düşündüğüm orta ve üst düzey yönetici arkadaşlarıma ileteceğim bu yazıyı.