

İnsan kaynakları fonksiyonları üzerine çok önemli bir konu başlığını açmak için bana büyük fırsat yaratan yeni İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’a teşekkür ederim. Neden mi?
Geçen gün hemen hemen bütün gazetelerde şuna benzer başlıklar gördüm: “Puan amirden, ödül Çapkın’dan”, “Emniyette Çapkın Sistemi”. Yazıları okuduğumda içimden “bravo” dedim, “sonunda performans değerlendirme, ödül ve kariyer yönetiminden anlayan ve fonksiyonların bir bütünlük içinde uygulanması gerektiğinin farkında bir bürokrat ile karşılaştım”. Yazıları madde madde toparlarsam özetle Çapkın,
a. İstanbul Emniyet Müdürlüğü personelinin motivasyon ve verimliliğini arttırmak istiyordu ( insan kaynakları süreçlerinin ana amacıdır)
b. Çapkın’ın kuracağı yeni sistemde birim amirleri polis memurlarına başarılarına göre puan verecekti. ( performans değerlendirme sistemi )
c. Puanı çok olan polis daha iyi birimlerde çalışmaya hak kazanacaktı. ( kariyer yönetimi )
d. Puanı daha çok olan polis para ödülü alacaktı. ( ödül yönetimi )
İşte yukarıda yazılı olan 4 madde bir şirketteki verimi arttırmanın dört ana adımıdır, hayata geçirilmesi gereken insan kaynakları fonksiyonlarıdır. Elbette sistemin işleyişinde birçok detay, parametre bulunuyordur ama herkesin anlayabileceği dille bir gazeteden dahi uygulamaların nasıl olacağını da okuyabilir ve anlayabilirsiniz, :
“Puanlama sistemine göre, karakollar ve sokakta görev yapan polislere sıralı amirleri tarafından gösterdikleri başarıya göre puan verilecek. Örneğin hırsız ya da kapkaççı gibi suçluları yakalayan polislere puan verilecek. Başarılı olan polisler aldıkları puana göre çalışmak istedikleri gözde şubelere geçebilecek. Şubelerde de uygulanması planlanan bu sistem gereğince puanı az olan personel, karakolda ya da sokakta çalışan puanı yüksek polisler ile yer değiştirecek. Yani İstihbarat, Narkotik ve Asayiş gibi gözde şubelerde çalışan personel de konumunu korumak için performansını yüksek tutmak zorunda kalacak. Artık tüm atamalar puanlara göre yapılacak. Polislerin alacakları puanlar yıl içinde belli dönemlerde değerlendirilecek bu süre zarfında gerekli değişikler yapılacak. Başarılı olan yani yüksek puan alan polislere ayrıca para ödülü de verilecek. Polislerin görev yapmak istediği İstihbarat, Narkotik, Mali Şube gibi birimlere atamalar artık yeni sisteme göre yapılacak.”
Ben Hüseyin Çapkın’ın İzmir Emniyet Müdürü iken şehirdeki suç oranlarında büyük düşüşler yaşandığını okuduğumda “acaba nasıl başarmış?” diye düşünmüştüm. Ama İstanbul Emniyet Müdürlüğüne atanması ve uygulayacağı insan kaynakları sistemini basına açması sonrasında aklımdaki bütün soru işaretleri yok oldu.
Tebrikler yeni İstanbul Emniyet Müdürümüz Hüseyin Çapkın, yolunuz açık olsun, ki eminim olacaktır.

İlgili yazı bulunamadı
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Enerji sektöründe çalışan biri olarak zevkle okudum. Enerji sektörünün de insan kaynaklarının ne denli kısıtlı olduğunu ve bunun nedenini ile ilgli harika tespitler yapılmış. Her iş emek ve sebat ister, özellikle enerji gibi özel sektörlerde. Kaleminize sağlık. [...]
Alp Canoğlu May 13thenfes tespitler yapılmış bu makale için teşekkürler ellerine sağlık..SERHAT ILIKKAN [...]
serhat ılıkkan May 13thEnerji alanına yönelecek yeni mühendis adaylarından biri olarak bu yazıyı okumak bana yön gösterdi teşekkürler. [...]
Ahmet Yerdelen May 13thSayın Müdürüm; Bilimde kullanılan yanlış bir ifadenin düzeltilmesi ve değişik ve doğru bakış açısından son derece güzel bir makale .Teşekkürler. [...]
Tuncay yerdelen May 13thson derece doğru bir tespit ve harika bir yazı ellerinize sağlık.yazılarınızın devamını dilerim saygılarımla [...]
kürşad May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007


Sevgili Murat Yıldız,
İster şirket, ister kamu kurumu olsun insan kaynaklarına yönelik uygulamalar devreye alınmaya çalışıldığında personelden istisnasız tepkiler ve sisteme yönelik sizin yazdığınız hususlarda olumsuz yaklaşımlar gelir. Hatta benim en son kurduğum sistem dahilindeki bir müdür yüzüme “sana ve senin yaptıklarına bu şirkette ihtiyaç yok” demişti. Hiç ses çıkarmamıştım. Aradan üç yıl geçtiğinde aynı müdür “senin sayende ekibime yaptıramadığım birçok şeyi yaptırır hale geldim” sözleri ile birkaç sene önce sarfettiği yıkıcı eleştiriyi geri almış oldu.
Elbette bir birimde, bir pozisyonda çalışmak ve onu başarı ile icra etmek birikim, tecrübe gerektirir. Ama bu tecrübe çoğu zaman da kendisini işe yabancılaşma, motivasyon kaybı şeklinde gösterir. Bir bakarsınız bir dolu insan iş yapmak yerine sadece masasında oturuyor. On yapabilecekken üç birim iş çıkartıyor. Diğer taraftan bir çalışanın sadece bir değil, birden çok iş disiplinini öğrenmesi yolunun açılması hem kişiye, hem de organizasyona dinamizm katar. Organizasyon içindeki bilgi paylaşımı artar. Kimsenin oturduğu koltuğun garantili olmadığını bilmesi insanların uyuşukluktan sıyrılmasını sağlar. Bana göre başkan bir de “hedef” mekanizması ile sistemini desteklemelidir. Bütün emniyet personeli kendisine periyodik hedefler koymalı ve bu hedefleri tutturduğu takdirde ödül almalıdır. Şimdi siz “bizim işte hedef koymak imkansızdır” dersiniz bütün diğer çalışanlar gibi ama inanın hedef koymak, eğer bir başlarsanız öyle kolaydur ki, yeter ki isteyin.
İnsanoğlu değişime her zaman tepkilidir ve ona karşı çıkma eğilimindedir. Oysa ki değişimdeki fazileti görmek, ona yol açmak, destek vermek ve açılan yolun bir parçası haline gelmek daha yapıcı olacaktır.
Ben satın almadım ancak eğer ingilizceniz varsa size göndereceğim linkte Amerkika Birleik Devletlerindeki 600′ü aşkın polis orgütünde uygulanan performans değerlendirme sistemleri ve bunlara yönelik polislerin memnuniyet araştırmalarını analiz ededn bir makale bulunuyor. Eminim eğer makaleyi satın alırsanız okuyacaklarınız sizi şaşırtacak.
http://www.sciencedirect.com/science?_ob=ArticleURL&_udi=B6V75-4N3P537-1&_user=10&_rdoc=1&_fmt=&_orig=search&_sort=d&_docanchor=&view=c&_acct=C000050221&_version=1&_urlVersion=0&_userid=10&md5=5e81df900d573d70bb1b2c20e770b224
Selamlar
İpek
size göre iyi görünen bir metot olabilir. bu metot aynı banka da ya da bir şirkette uygulanabilir ve iyi olabilir.
ama yapılan iş ve teşkilat çok geniş ve çok fazla alanı var. ve her bir alan uzun yıllarda edinilebilen uzmanlık ve tecrübe gerektirir. siz her yıl değiştireceğiniz polisin uzmanlık gerektiren mali şuçlar da ya da narkotik suçlar da ya da teknik uzmanlık gerektiren bilişim suçların da ya da insanın gözüne bakınca ne olduğunu neden ne istediğini anlayan yabancılar şube ya da asayiş şube uzmanlarının yaptıkları işleri yapabileceklerinimi sanıyorsunuz. uzmanlık ve tecrübe puan ile kazanılmaz. yaşayarak görerek ve uygulayarak kazanılır. bu yeni gelen personelin işe alışmasını, tecrübe kazanmasını beklemek, hatta diğer personelleri ona işi öğretmek zorunda bırakarak onları da kullanım dışı bırakmaya neden olunacaktır. bunun da iş ve işlemleri kısaltacağını başarı getireceğini düşünüyorsanız tekrar düşünün. sizi hiç bilmediğiniz bir bölüme mesela gazate baskı kısmına ya da mal alıma verseler neler hissederdiniz neler düşünürdünüz? personeller arasında sürtüşmelere, yalakalıklara ve çekememelere neden olunacaktır. kim kime beni seneye geçsin diye yardım ederki?
her yerde her iş o işi bilenlerce yapılsın uzmanlarca yapılsın diyorsunuz. teşkilatta uzmanlık ve branş kadroları oluşturmaya çabalıyoruz. işi bilmeyen insanlar işin başına geçince de ortaya çıkan sorunlar da bas bas bağırıyorsunuz. KPSS tercihleri örneğindeki gibi. bunu desteklemek yerine bu tarzdaki bir bakış açısı ile değerlendirmenizi ve bu konuda yazılar yazmanızı dilerim.
iyi çalışmalar…