
Geçmişten günümüze deha olarak adlandırılan insanların hayatlarını farklı vesileler ile okur, izler, dinler öğreniriz. Onları “deha” kategorisine sokan şeyin yüksek IQ’leri mı, şans mı, çalışkanlık mı, doğuştan gelen bir gen mi farklılığımı olduğunu kendi kendimize sorarız ve hayıflanırız, neden onlarda olan şey ben de yok diye. Oysa ki, belki her birimizde de vardır o farklılık, sadece kendimizi yeterince keşfedememişizdir, tanıyamamışızdır.
Dr. Win Wenger “Dehayı Ödünç Almak” adlı kitabında ilkel topluluklarda şaman kabilelerinin ava hazırlarken avlanacak hayvanın yaptıklarına işaret eder. Dansın en hareketli noktasında, kabile reisi bir geyik ya da ayının içi boşaltılmış kafasını takarak avın ruhuna “dönüşür”. Wenger bu örnekten hareketle kitabında bir alıştırmaya yer verir. Bu alıştırmada, okuyucudan bilincini ve ruhunu taşımak istediği dahinin “kafasını takarak” kendisine hayal gücünü benzer bir biçimde çalıştırmasını ister.
Niteliklerini edinmeyi en çok arzu ettiğiniz, hayatını okuduğunuz, bildiğiniz dahilerden birini seçin: mesala Mimar Sinan’ı. Mimar Sinan’in yaptığı bir caminin tam önünde oturduğunuzu gözünüzde canlandırarak, hayal gücünüzü harekete geçirmeye başlayın. Gözlerinizi kapatın ve mümkün olduğunca zengin bir anlatımla, bir dinleyiciye veya bir kayıt cihazına camii ve etrafını tarif edin. Cami ve çevresinin varlığını iyice hissetmek için yavaş yavaş 360 derecelik bir dönüş yaparak gördüğünüz herşeyi anlatın. Etrafınızdaki eşsiz güzelliklere, mimari dehasına yoğunlaşın. Ardından bahçeyi ince duyusal ayrıntılarla ve şimdiki zamanda anlatın. Etraftaki seslerden, kokulardan, parmaklarınızla mermerlere dokunduğunuzda yaşadığını hislerden bahsedin. Üç-beş dakika kadar anlatımınızı kesmeyin. Kendinizi hayal gücünüzün akışına bırakın, eğer camii ve çvresinin görüntüsü başka birşeye dönüşecek olursa keyfinizi bozmayın, devam edin. Aklınız bilinçdışı başka ortamlara yöneliyorsa onu özgür bırakın.
Sonrasında Mimar Sinan’nın yanınıza geldiğini hayal edin.
Onu, tüm duyularınızı kullanarak zengin bir dille tarif etmeye çalışın.
Siz onu anlatırken, büyük mimarın sıcak ve içten varlığını size hissettirdiğini düşünün. Onun bu içten yaklaşım bırakın sizi mutlu etsin.
Artık Mimar Sinan ile nörolojik temas sağladığınıza göre, bir de içeriden bakma vakdi gelmiş demektir. Dahinizi içeriden keşfetmenin nasıl bir duygu olduğunu anlamak üzeresiniz.
Mimar Sinan’ın bedeninin hayalini, sırtı size dönük biçimde kolunuzu uzatsanız dokunabileceğiniz bir uzaklığa getirin. Şimdi yavaşça sokulun ve onun varliğina karışın. Bunu yapmanın iki yolu vardır. Ya içeriden “yüzersiniz”, ya da başı kulaklarından tutup kaldırdıktan sonra bir kask gibi kendi kafanıza takar ve sonra da bedenin geri kalan bölümünü lastik giysi gibi üstünüze geçirirsiniz.
Kendinizi Mimar Sinan’ın bedenine iyice yerleştirin. Gözlerinizi göslerine denk getirin ki onun gibi etrafa bakabilesiniz. Kulaklarınızı denk getirin ki, onun gibi duyabilesiniz. Ve aynı işlemini bedenini bütün bölümleri için uygulayın.
Şimdi, tüm zamanların en usta mimarlarından birinin gözleriyle camiiye bakın. Bazı şeylerin artık size farklı göründüğünü fark edeceksiniz. Mimar Sinan’ın perspektifinden bakarak bu farklılıkları anlatın.
En az üç, en çok beş dakika anlatmaya devam edin.
Sonra, Mimar Sinan kimliğinizi koruyarak, defterinizin başına geçin. Sinan’ın aklını kullanarak gördüğünüz, işittiğiniz, tattığınız, dokunduğunuz, kokladığınız herşeyi duyusal ayrıntıları ile tarif edin. Mimar Sinan’ın ne gibi el, kol hareketleri var? Hali, tavrı nasıl? Güçlerinin zirvesinde iken Mimar Sinan tasarımlarını nasıl yapıyor? Bedeninin her bölümü bu süreçte size neler hissettiriyor? Bedensel duyulara özellikle dikkat edin ve bu çalışmaya en az beş dakika devam edin.
Şimdi Mimar Sinan’nın o muhteşem kubbelerinin tasarımlarını yaptığı anı yaşayın. O anı ve o anın parçası olan algı ve anlayışları yazın. “Şimdi tasarladım” anının tarifini şimdiki zamanda yazıya dökün. Bu aşamaya en çok beş dakika devam edin.
Deha keşfi alıştırmanızı bitirmeye hazır olduğunuzda kocaman bir boy aynasının karşısına geçtiğinizi hayal edin. Karşınızda dikilen Mimar Sinan yansımasının aynadan size baktığını düşünün. Şimdi aynayı buharlaştırın. Ayna yok oldu gitti ama Mimar Sinan hala size bakıyor. Siz ve Mimar Sinan artık bir değil, ayrı bedenlersiniz.
Mimar Sinan’a aklının ve bedenini sizinle paylaştığı için teşekkür edin ve onun da sizin teşekkürünüze karşılık verdiğini hayal edin. Siz ayrılmadan önce Mimar Sinan’ın size birkaç çift sözü var: Bu deneyim hakkındaki görüşlerini sizinle paylaşacak, onu can kulağıyla dinleyin. Onun neler dediğinizi defterinize yazın ve kayıt cihazına söyleyin.
Dahi keşif alışmasından sonra hiç vakit kaybetmeden kendinizi sorguya çekin. Yaşadığınız herşeyi, bilhassa dahinizin gözlerinden camii ve çevresine baktığınızda fark ettiğiniz değişimleri defterinize kaydedin.
Bu alıştırmayı diğer beğendiğiniz dahilerle de uygulayarak belli bir soruyu yanıtlamakta, belli bir sorunun içyüzünü kavramakta kullanabilirsiniz. Dr. Wenger, bu alıştırmanın müzikal ve diğer performans alanlarındaki ilerlemeyi çarpıcı bir şekilde hızlandırmak için kullanılabileceğini kanıtlamıştır. Bu alıştırmayı sadece dehalarla değil, çok daha spesifik pek çok konuya yanıt bulmak için devreye sokabilirsiniz.
Dr. Win Wenger’in “Dehayı Ödünç Almak” kitabındaki alıştırmalarının kullanım yolları hakkında daha fazla bilgi almak için www.winwenger.com adresindeki web sitesine gidebilirsiniz.
İlgili yazı bulunamadı
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorum yapan siz olun.
İlk, orta, lise öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.
Arkadaşına Gönder
Enerji sektöründe çalışan biri olarak zevkle okudum. Enerji sektörünün de insan kaynaklarının ne denli kısıtlı olduğunu ve bunun nedenini ile ilgli harika tespitler yapılmış. Her iş emek ve sebat ister, özellikle enerji gibi özel sektörlerde. Kaleminize sağlık. [...]
Alp Canoğlu May 13thenfes tespitler yapılmış bu makale için teşekkürler ellerine sağlık..SERHAT ILIKKAN [...]
serhat ılıkkan May 13thEnerji alanına yönelecek yeni mühendis adaylarından biri olarak bu yazıyı okumak bana yön gösterdi teşekkürler. [...]
Ahmet Yerdelen May 13thSayın Müdürüm; Bilimde kullanılan yanlış bir ifadenin düzeltilmesi ve değişik ve doğru bakış açısından son derece güzel bir makale .Teşekkürler. [...]
Tuncay yerdelen May 13thson derece doğru bir tespit ve harika bir yazı ellerinize sağlık.yazılarınızın devamını dilerim saygılarımla [...]
kürşad May 13thsol: Türk tipi özgeçmiş – sağ: Amerikan tipi özgeçmiş Geçen günlerde üniversite öğrencileri bana, okullarına gelen bir İK Müdürü’nün “Bir sayfadan uzun özgeçmiş göndermeyin, detay yazmayın, okumaya vakdimiz yok,” dediğini söylediler. Nasıl yani? Bir İnsan Kaynakları profesyonelinin ana sorumluluklarından biri karşısına gelen her özgeçmişi, kaç sayfa olursa olsun okumaktır. Özgeçmiş adayın kendisini ifade ettiği pazarlama aracıdır ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 28 Mart 2011“Bazen dünyadaki en kötü işe sahip olduğumu düşünüyorum! … ‘Ya..doğru!’ Kaynağım İnsan’a Google üzerinden gelen ziyaretçilerden biri şöyle yazmış: görev tanımı nasıl yapılır? Bilemiyorum tekrar bloga gelir mi aynı ziyaretçi ama ben yine de sorusuna hemen kısaca cevap vereyim istedim. Görev tanımını yapacağınız pozisyonda çalışan kişi veya pozisyon yeni açılmış ise o pozisyonu açan yöneticiyi karşınıza alırsınız. [...]
İpek Aral Kişioğlu 15 Ekim 20091998 yılında İnsan Kaynakları sektörüne adım atan ve halen İnsan Kaynakları ve Stratejik Yönetim Danışmanlığı yapan İpek Aral Kişioğlu ile, deneyimlerinden yola çıkarak ik profesyonelleri ve yöneticilerin engelli çalışanlara yaklaşımları, engellilerin iş gücü piyasasından neden etkin olmadıkları gibi bir çok önemli konuda sohbet ettik. Engelli istihdamında suçlu aramak yerine, sorumluluk almanın, mücadele etmenin ve başarı için beklemeden, [...]
İpek Aral Kişioğlu 18 Aralık 2009Özgeçmiş yazmak konusuna geçmişte iki önemli yazım olmakla beraber, konu üstünde sürekli şu dört cümleyi söze başlarken kurarım; 1. Özgeçmiş bir kişinin pazarlama enstrümanıdır. Aynen bir ürün ambalajı gibi, bünyesinde bazı başlıkları barındırması gerekmekle beraber, tümüyle kişisel özel bir üretimdir. 2. Özgeçmişin tasarımının kanun niteliğinde bir standartı yoktur. 3. Birey özgeçmişi ile kendisini ifade eder. Şekil itibariyle ve [...]
İpek Aral Kişioğlu 06 Ocak 2010Isaac Newton Galileo’nin öldüğü 1642 yılının yılbaşı günü Woolsthorpe-İngiltere’de doğmuş. Çocukluğunda makinalarla ilgili konularda çok yetenekliymiş ve ellerini çok iyi kullanabiliyormuş ancak akıllı bir çocuk olmasına rağman okulda pek dikkatli değilmiş. Bu nedenle annesi onu iyi bir çiftçi olabilmesi için okuldan almış. 18 yaşına geldiğinde Isaac annesini ikna ederek Cambridge Üniversitesine matematik ve fen bilimleri [...]
İpek Aral Kişioğlu 02 Kasım 2007



